24 Ocak 2015 Cumartesi

Kral Abdullah ve Yeni Türkiye'nin bayrağı


Türklerin Mekke ve Medine'de bıraktığı nice eseri uçuran, gökdelenlerle Kâbe'yi görünmez hâle getiren büyük Amerikancı Kral Abdullah için bayrağı yarıya indirilen ülke: Yeni Türkiye.


23 Ocak 2015 Cuma

Çanakkale Muharebeleri'nin 100. yılına özel bir sayfa


Çanakkale Onsekiz Mart Üniveritesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Lokman Erdem'in hazırladığı web sayfası açıldı. Kronolojik bir şekilde Çanakkale Muharebeleri anlatılıyor.

İncelemek içinhttp://www.canakkalemuharebeleri.com


22 Ocak 2015 Perşembe

Busbecq'in özel mektubundan Türk askeri


Bana özellikle çarpıcı gelen, o kadar kalabalık bir toplantıdaki sessizlik ve disiplin oldu. Böylesine bir kalabalıkta mutlaka olması gereken bağırış çağırış kesinlikle yok. Herkes önceden belirlenmiş yerinde en sessiz biçimde duruyor... Bu büyük toplulukta hiçbir kişi rütbesini kişisel değer ve yürekliliğinden başka bir şeye borçlu değil, hiçbir kimse ötekilerden doğuştan gelen üstünlüğe de sahip değil ve kişiye onuru yaptığı görev ya da bulunduğu makama uygun olarak veriliyor. Bir öncelik mücadelesi yok, herkes yaptığı işin değerine göre belirli bir yerde duruyor.

Lord Kinross
The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of the Turkish Empire, 1972


Bir İtalyanın gözünden Türk askeri


Askeri disiplinleri eski Yunan ve Romalıları çok aşan sertliğe ve adalete sahipti. Türkler bizim askerlerimizden üç bakımdan üstündür: Komutanlarına derhal itaat etmektedirler, savaşta yaşamlarına hiç önem vermemektedirler, ekmek ve şarapsız uzun süre yaşayabilirler ve su ve arpa ile yetinebilirler. 

Lord Kinross
The Ottoman Centuries: The Rise and Fall of the Turkish Empire, 1972


Osman Gazi'nin son sözleri


Osman Gazi öldüğünde 68 yaşında idi. Bursa onun ölümünden birkaç gün sonra fethedildi derler, bir rivayete göre de fetih müjdesinin ölüm döşeğinde almıştı. Hastalığında Orhan Bursa önlerinde idi, sür'atle babasının yanına geldi, Osman Gazi'nin ona son sözleri şu oldu:

Beni Bursa'da Kale içindeki Gümüşlü Künbede göm. Devletimizin taht şehri Bursa olacaktır. Seni iyi yetiştirdiğimi zannediyorum, kılıcın son hayat demine kadar elinde olmalıdırAdil ol, devlet adaletle dururUlemaya hürmet et, asker ve mal ile gururlanma, dinimizin şânını koru, tuttuğumuz yol kuru bir kavga yolu değildir.

Bir aşiret beyinin oğlu olarak doğmuştu,oğluna bütün su daları ile Sakarya Irmağının boyunca bir devlet bıraktı.

İngiliz müverrihi Herbert Adams Gibbons onun şahsiyetini belirtmeye çalışırken şunları yazıyor:

''Osman başkalarının yapamadığı şeyleri yapma kabiliyetine sahip bir şahsiyet idi. Öyle bir şahsiyet ki, kılıcı ile denk ve hatta ondan daha üstün olanlar bile maiyetinde seve seve çalıştılar. Orta kıratda adamlar rakipten korkarlar,etraflarına kendilerinden aşağı simaları toplayarak kendi üstünlüklerini meydana çıkarmak isterler. Osman ise büyük adamdı,işinin erbabını hiç tereddüt etmeden  işinde kullandı. Kendisini de başkalarını da inzibat altında tutmasını bildi. Sabırlı ve pişkindi. Kurduğu devlet bir cihan imparatorluğu oldu, o siyasi bina, bâniyi anmak için kâfidir.''

Reşad Ekrem Koçu
Osmanlı Padişahları, Nebioğlu Yayınevi, s.16


21 Ocak 2015 Çarşamba

Aşkar'ın 33. sayısı çok sağlam geliyor

Aşkar dergisi 2015 yılına 33. sayısıyla merhaba diyor. Ülkemizin edebiyat dergiciliğine bilhassa şiir, öykü ve eleştiri alanında çok ciddi bir katkı sunmaya devam eden Aşkar bu sayısıyla birlikte 7. yaşını da geride bırakıyor. 170 sayfayı bulan 33. sayının sonunda 2014 fihristi yer alıyor. Dosya konusu ise Türk öykücülüğünün usta ismi Cemal Şakar. Yazarın şu cümleleriyle açılıyor Aşkar: "Her şey güneşin altında oluyordu. Gizlenecek, kaçacak, sinecek bir tenha; görmemek, duymamak, bilmemek için bir taşra yoktu."

Yazı işleri müdürlüğünü Ferhat Nabi Güller, genel yayın yönetmenliğini Mustafa Melih Erdoğan, editörlüğünü ise İdris Ekinci ile Hüseyin Karacalar'ın yaptığı Aşkar dergisi güçlü şiirlerinden, tefekkürü geniş öykülerinden, genç şairlerin ve yazarların geleceğini düşünen yazılarından, cesur eleştirilerinden ve önemli söyleşilerinden taviz vermiyor. Şiir sayfaları Osman Özbahçe'nin "Dogma"sıyla başlıyor. "Üstüne üstüne sürerdim arabamı / aşk aklımdan geçince" diyen usta şairi Hüseyin Karacalar'ın "Takipsizlik Kararı" izliyor: "Ağrılarını biliyorum gözlerinde kırık aynalar / taraftar alkış tutuyor virdimiz bozulur mu? / biliyorsun savunma kanadımız zayıf / ağzımız kurumuş sesime doğru çalımını at.". İrfan Dağ, "Atlarımızı Geri Alacağımız Günler" şiirinde İdris Ekinci'ye seslenirken "Dünyaya kalmaya gelmediğimizi ve hikayenin bir dal sigaralık kadar olduğunu" söylüyor. Dursun Göksu'nun "Avunmak" şiirindeki "Yağmur yağar, kar olur, ceketsiz bile kalınır" dizesi, Özgür Ballı'nın "Bir Nehir Bizi Nereye Götürür" şiirindeki "Pantolunum gri, utancım kara" dizesiyle karşılığını buluyor. Mustafa Melih Erdoğan "Nasıl Gidiyor?" diye sorduğu şiirinde "Rızkımızı veren Allah, ekmeğimizi veren de / oysa laminant döşetip, gümüş böceklerinden kurtulmak için / bankalardan çekiyoruz paramızı, ekstreler alıyoruz." dizeleriyle modern insanın acı gerçeğini dile getiriyor. Esma Koç'un "Mandalina Kolonyası" şiiri ise "Kötü bir çocuk gibi büyüttüm kendimi / bir yerde kanım azdı bir yerde canım" dizeleriyle akıllardan kolay kolay çıkmayacak gibi görünüyor.

Geceleri uyumayanlar arasında şairlerin başrolü oynadığını "Herkes çekilir kendi gecesine" dizesiyle hatırlatan Cihad Özsöz, milletçe üzüldüğümüz hadiselerin bitmek bilmemesine rağmen ne olursa olsun "Ben ince bir alışkanlık olarak bazen kendime gelirim" diyen Musab Kırca, gençliğinin yakasına yapışarak "Ben babamın rüyasında uyandığımı düşündüm çok zaman" diyen Musa Günerigök, kendine nefes alacak bir yer ararcasına "Bir renk beğen / üstünde adı yazılmamış tenhalar olsun" dileğiyle Yunus Emre Altuntaş, olan biten şeylerin karşısında taş kesilmemenin mümkün olmadığına hatırlatır gibi "Sanat eserleri gibi durmak isterdim hayatta" diyen Ertuğrul Gazi Demir, insanın ismiyle cismi arasındaki münasebeti "Bir ismi olmalı insanın gene / kimse sormamalı sen kimsin diye" dizeleriyle ölçen Hikmet Çamcı, "Yakılmayan bir fişeğe ateş olmak fikri"nin geldiği saatlerden söz açan Şafak Tarhan, "Gökyüzünü kıble edinen kelimeler"e omuz veren Bedia Belkıs, niyetini helalden çok uzak tutanlara "Gözünü toprak doyurmayacak bunun için dağ vermişler" diyen Rasül Bengi, şaşkınlığını "Bana bir sözlük verin / olan biteni anlamam için" dizeleriyle gizlemeyen Eyüp Aktuğ, boğulurcasına "Bu şehirde şerefimle ölmek istiyorum" diyen Yağız Gönüler, "İteliyor çekiştiriyor delici bakışlar yolluyoruz / en ince hesapları yapıyor bölüyoruz" dizesiyle tüketim toplumunu topta tutan Mustafa Ay ve yaşadığımız çağa "Kendi tohumumuzu toprağa yasak kılıp / zehrini sunuyoruz rahatlığın ve kentin" eleştirisini getiren Aziz Mahmut Öncel bu sayının diğer güçlü şairleri.

"Edebiyat Ne Söyler?" adlı incelemesiyle Türk öykücülüğüne verdiği emeklerden gençlerin de yararlanması için bir kapı açan Cemal Şakar'ın "Bir Avuç Dünya"sıyla Aşkar'ın öykü sayfaları açılıyor. "Dinsel Hayat" ile Mihriban İnan Karatepe, "Ceviz Ağacı" ile Nermin Tenekeci, "Durakta" ile Yakup Cihat Karahan, "Dönüşümün Dönüşümü" ile Adem Tekden, "Sevgili A." ile Ayşe Yılmaz diğer öykücüler. Akif Hasan Kaya'nın yaptığı söyleşide Cemal Şakar şöyle diyor: "Öykü yazmasak bir şeycikler olmaz, ama hikâye anlatmazsak, herhalde Yunus misali boğuluruz."

Cemal Şakar dosyasına yazılarıyla emek veren isimler Mehmet Narlı, Ertan Örgen, Oktay Yivli, Vehbi Başer, İsmail Isparta, Selvigül Kandoğmuş Şahin ve Emine Batar.

Taarruznâme sayfalarında Aziz Mahmut Öncel ve Dursun Göksu geçen sayıyla birlikte başlayan "Kalanlar: Dergilerde Şiir" yoklamalarına devam ediyor. "Devlet Babanın Memelerinden Emdiğimiz Süt Burnumuzdan Gelir Mi?" sorusuyla İrfan Dağ çok kuvvetli bir incelemeye imza atıyor. Yunus Emre Altuntaş "Şairin Dini İmanı" üzerine hassas bir sorgulama yaparken, Feyza Gönüler "Mustafa Kutlu Hikâyelerinden Bir Toplum Okuması" sunuyor. Taarruznâme sayfaları Özgür Ballı'nın geçtiğimiz sayıda başladığı "Bence" yazılarına sona eriyor: "Bence twitter insanı şair yapmaz, şair sanılmasına sebep olabilir sadece."

Aşkar'ın Türkiye'nin menfaatlerine verdiği önem Mesûliyet Meselesi sayfalarında kendini iyice gösteriyor. İdris Ekinci'nin "Varoluşun Keskin Sınırları: İsmet Özel Okumaları -2-" başlıklı çalışmasıyla açılan bölüm Ferhat Nabi Güller'in "Yaşayabilmek Ölebilmektir" yazısıyla devam ediyor. Bu bölümün son yazısı ise "Nef Var Kenef Var Kefen Var Nef'î Var" başlığıyla Yağız Gönüler'e ait: "Allahü teâlâ cemildir, cemal sahiplerini sever" hadis-i şerifini şiar edinen Türkler, yaptıkları evlerini tekebbürden uzak tutmak için tarih boyunca özen göstermişlerdir."

33. sayının Dikine Paralel bölümünde Mustafa Melih Erdoğan ile Aziz Mahmut Öncel "Kendi Şiirinin Artisti" başlığıyla Cahit Zarifoğlu üzerine önemli bir çalışma kaleme alıyorlar. Değini bölümünde ise Hikmet Çamcı, "Besleme Kadirşinaslık" yazısında şöyle diyor: "Bize düşen bir mihenk taşı oluşturmak.". Aykut Ertuğrul'un "Aşkar Güzellemeleri" her sayıda olduğu gibi hem edebiyatımızın hassas isimlerini ağırlıyor, hem de yazarın iç dünyasının yazın emeklerini irdeliyor.

2015 yılına girerken Aşkar, bu yılın olası tüm güçlüklerini okuyucusu için göğsünde yumuşatmaya oldukça heveskâr.


Mersiye

Bozoklu Akif Paşa (1787, Yozgat - 1845, İskenderiye),
Türk devlet adamı, şair ve yazar.
Osmanlı Devleti'nin ilk Hariciye Nazırı
Tıfl-ı nâzenînim unutmam seni
Aylar günler değil geçse de yıllar
Telh-kâm eyledi firâkın beni
Çıkar mı hâtırdan o tatlı diller

Kıyılamaz iken öpmeğe tenin
Şimdi ne hâldedir nâzik bedenin
Andıkça gülşende gonca-dehenin
Yansın âhım ile kül olsun güller

Tagayyürler gelip cism-i semîne
Döküldü mü siyâh ebrû cebîne
Sırma saçlar yayıldı mı zemîne
Dağıldı mı kokladığım sünbüller

Feleğin kînesi yerin buldu mu
Gül yanağın reng-i rûyun soldu mu
Acaba çürüdü toprak oldu mu
Öpüp ohşadığım o pamuk eller

Âkif Paşa
*Torununun vefâtı üzerine kaleme almıştır. 


1900'lerde İstanbul'dan bir sokak



19. yüzyıldan bir Türk saati



1877'den: Zeybekler dua ederken



17. yüzyıldan bir bostancıbaşı



Ateşim var külüm yok, bülbül oldum dilim yok

Muhsin Yazıcıoğlu
(31 Aralık 1954; Şarkışla, Sivas - 25 Mart 2009; Göksun, Kahramanmaraş)
Türk siyasetçi
Yakın zamanlarda Muhsin Yazıcıoğlu alenen katledildi. 2014 cumhurbaşkanlığı seçiminin mutlak favorisi olan Yazıcıoğlu, seçimlere yetişemedi. Yine ilginçtir, çözüm süreci denen, Türkiye Cumhuriyeti'ne diz çöktüren kumpas, onun ölümünden sonra başlatıldı.

Recep Yazıcıoğlu
(2 Haziran 1948, Köprübaşı, Trabzon - 8 Eylül 2003, Polatlı, Ankara)
Tokat, Aydın, Erzincan ve Denizli eski valisi
''Gidemediğimiz yer bizim değildir!'' diyen ve Adnan Kahveci'nin çocukluk arkadaşı olan Yazıcıoğlu; Tokat, Aydın, Erzincan ve Denizli eski valisidir. Süper Vali olarak isimlendirilmiştir. 36 yaşında vali olduğunda Türkiye'nin en genç valisiydi. İddiaya göre Yazıcıoğlu, uranyum çalışmaları sırasında öldürülen mühendislerin faillerinin dosyaları ile birlikte bakanlığa (Ankara'ya) giderken faili meçhul bir kazada ölür.

Adnan Kahveci
(20 Şubat 1949, Köprübaşı, Trabzon - 5 Şubat, 1993 Gerede)
Elektrik mühendisi profesör, 46, 47. ve 48. Hükumetlerde görev almış siyasetçi, devlet adamı.
Elektrik mühendisi, 46, 47 ve 48. hükumetlerde görev almış bakan ve siyasetçi. Matematik olimpiyadında derecesi olan Kahveci girdiği üniversite sınavında tüm soruları doğru cevaplayarak rekor kırar ve birinci olur. Şimdilerde üstünde kalitesizlikten dumanı tüten efsane ''Tekel 2000''in de isim ve fikir babasıdır. İlk özel televizyon olan Star1'in ilk sahibi olan oğlu Ahmet Özal'dan vergi istedi diye, Turgut Özal tarafından ağır şekilde eleştirilmiştir. "Bizim bağımsız olmamız için Amerika ve IMF'den kurtulmamız lazım!" dedikten 5 gün sonra 5 Şubat 1993 tarihinde eşi ve iki çocuğu ile birlikte Bolu-Gerede yakınlarında otobana ters yoldan girerek trafik kazası geçirdi. Cinayet günü geçeceği yol ve saat önceden bilindiği için trafik levhaları kaza yaptıracak biçimde değiştirilen Adnan Kahveci ve eşi olay anında öldüler, 17 yaşındaki çocukları Aslıhan Kahveci yaralı olarak kurtuldu ancak bitkisel hayata girdi ve 10 gün sonra öldü.

Mehmet Bedri İncetahtacı
(1960, Gaziantep) - (21 Kasım 1999)
Türk siyasetçi
TBMM 20. ve 21. dönem Gaziantep milletvekilliği yapmıştır. 1990'lı yılların meşhur Susurluk araştırma komisyonunda yer almıştır. Susurluk konusunda, olayın en canlı tartışmalarının yaşandığı günlerde dahi İncetahtacı çok fazla görünmedi. Sürekli araştırıyordu. "Daha işin başındayız, yapılacak çok iş var!" diyen İncetahtacı, araştırmaları neye ve nereye ulaştıysa "Amerika en büyük engeldir bu ülkeye; istediğini başbakan yapar, istediğini cumhurbaşkanı yapar!" dedikten 5 gün sonra şüpheli bir trafik kazasında ölmüştür.

Mustafa Tosun
(Çelimli Çalım, 7. sayı)


"Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı" neşroldu


TÜRK OLAMADIYSAN OLDUN AMERİKALIİsmet Özel’in Türkiye’de her şey olup bittikten sonra Müslümanların tekrar toparlanabilmesi için şuanda edinecekleri istikameti nasıl tayin etmeleri gerektiğini izah ettiği yazılarından müteşekkildir. “Türk Olamadıysan Oldun Amerikalı” evvelce neşrolmuş “Desem Öldürürler Demesem Öldüm” ve “Küfrün İhsanı Olmaz” kitaplarından sonra Kur’an harfleri ile sağdan sola, latin harfleri ile de soldan sağa neşredilmiş üçüncü İsmet Özel kitabıdır.

"Türk olmayanlar Türkiye’nin Türkiye olmasına itiraz edenlerdir. Büyük sıkıntı Türklük aleyhine faaliyetlerini Türk kisvesine girip yürütenlerden doğdu. Sıkıntı devam etmektedir. Başı sıkışan bütün Türk düşmanları, Türklük düşmanları, Türkiye düşmanları kendilerinin de Türk oldukları, yerlerini Türklük içinde ve lehinde buldukları, yaptıklarını Türkiye uğruna yaptıkları iddiası güder. İddia ederler; ama bunu ispata yanaşmazlar. Hâlbuki beyyine külfeti müddeiye düşer. Onlar yük olarak yanlarında Türklüğün tarihten, Türkiye’nin haritadan silinmesi halinde tesirini gösterecek kozlar bulundurur. Türk görünülse bile Türk olmamak cem olmuş haldedir. Bu toplanmışlık Türk karşısındadır ve her biri yanındakinin kazancından istifadeye gözünü dikmiştir."

Kaynak: İstiklâl Marşı Derneği


20 Ocak 2015 Salı

İzdiham, Suriyeli mültecilere yardım götürüyor


Ülkemizin genç, bağımsız ve güçlü edebiyat dergisi İzdiham; Suriyeli mültecilere yardım götürüyor. İnternet sayfalarından yayımladıkları aşağıdaki metni okuyarak siz de gerekli yardımı yapabilirsiniz.

Hayat bazılarına şiir kadar romantik değil. Şöyle bir gerçek de var ki; bir yerlerde hala acı hükmediyor. Bu acıyı afili bir metinle geçiştirmek istemedik. O yüzden giydiğiniz, giymediğiniz ve son kullanma tarihi geçmemiş ilaçlardan ne varsa getirin. Suriye'ye yollayacağız. Kayıtsız kalmayın.

Suriyeli dostlarımızın, çocuklarımızın, giysiye, ayakkabıya, battaniyeye ihtiyaçları var. Giydiğiniz giymediğiniz, eski veya yeni ne varsa ihtiyaç var şu anda. Eski getirecekseniz, temiz olmasına dikkat ediniz. Yok illa bir ayet hadis ya da bir söz lazım, yoksa gaza gelemiyoruz diyorsanız;

"Sevdiklerinizden Allah yolunda harcamadıkça fakirlere infâk etmedikçe iyiliğe ulaşamazsınız."
 - Al-i Imrân 3/92

"Allah, insanların ihtiyaçlarını gidermek için bir kısım insanlar yaratmıştır ki, insanlar ihtiyaç duyunca onlara koşarlar işte onlar, Allahın azabından güvende olanlardır."
- Hadis-i Şerif

"İnsan, dostlarının acılarına, onlarla bir olup ağlayıp sızlamakla değil, yardım ve bakım ile katılmalıdır."
- Epikuros

Not: Yardımların en geç cumartesi akşamına kadar getirilmesi gerekmektedir. Büromuza gelenlere çay ikramımız vardır, yardım getiremeseniz de var.

İribat: İzdiham Yayınları
Alemdar Mh. Çatalçeşme Sok. Defne Han Teras Kat Cağaloğlu / İstanbul (İz Yayıncılık Üstü)

Beyazıt Bestami Keçeli: 0507 641 80 33
Çağrı Oruk: 0506 829 68 82


19 Ocak 2015 Pazartesi

Çanakkale'ye giren ilk Türk birliğinin sancağı


Lozan'dan sonra 1936 yılına kadar İstanbul ve Çanakkale boğazları silahtan arındırılmış bölgelerdi. 1936 yılında imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi sebebiyle boğazların tüm yönetimi Türkiye Cumhuriyeti'ne geçmişti. İşte bir Associated Press muhabirinin çektiği bu fotoğraf da Çanakkale'ye giren ilk Türk birliğinin sancağına Türk halkının gösterdiği sevgiyi ve hasreti gösteriyor.

* Fotoğrafı Melih Kozan'ın 40 yıldır İngiltere'de yaşayan ağabeyi Haluk Kozan iletmiştir. Kendisine ve paylaşanlara teşekkür ediyoruz.