28 Nisan 2016 Perşembe

Uygarlık, teknoloji, insan ve gelecek

New York City
İhtişam ve görkemli kentlerde insan önemsiz bir varlık haline geliyor. Uygarlık ve teknoloji insanın yerini alıyor.

İstanbul
20-30 yıl sonra büyüme’yi değil, küçülme’yi vaadeden partiler kazanacak. 20-30 yıl sonra otoyol yapmayı vaadeden değil otoyol sökmeyi vaadeden partiler kazanacak. 20-30 yıl sonra TOKİ’yi kapatacağını vaadeden partiler kazanacak. Marmara depremi 20-30 yıl içinde Türkiye’yi büyük yıkım masrafından kurtaracak. Azami 50 yıl içinde ekilecek ziraat arazisi kalmayacak, halk ekip biçmek üzere asfalt otoyolları kazımaya başlayacak.

Semih Akşeker
twitter.com/semihakseker

İstanbul'u yıkıp geçen yollar

Eminönü otobüs durakları için yıkım yapılıyor.
Önde Rüstem Paşa ve arkada Süleymaniye Camiileri.
1958, Topkapı, İstanbul. Surlar yıkılarak yol yapılıyor.
1958, Unkapanı - Eminönü yolu, çevresi yıkılarak açılıyor.
Millet Caddesinin açılması için Topkapı surları yıkılıyor, 1957-1958.
1875 Tophane Kışlası ve Saat Kulesi.
Kışla yol genişletme çalışmaları sırasında 1958 yılında yıkılmıştır.
Aksaray yol yapım yıkım çalışmaları, 1958.

Elbette ki memleketimizin adı Türkiye ve biz de Türk'üz


Artık birisi Türk'üm deyince hemen çatık kaşlarla bakılıyor. Birisi Macar'ım deyince yüzüne böyle bakıyor muyuz? Çok tuhaf. Herkes ne ise onu söyler, bu kadar açık. Kimse kimlik kaosu yaratmaya çalışmasın. Şimdi meseleyi çözmek için "Polonyalı veya Çek olduğumuzu söylemeyelim de Floransalı olalım" demek gibi komik bir ifadedir bu. Elbette ki memleketimizin adı Türkiye ve biz de Türk'üz... İtalyanlar bu bölgeye "Turchia" veya "Turcmenia" derlerdi. Alman seyyahları "Turkei, Tirkenland", Fransızlar ise "Turquie" şeklinde hitap ederlerdi. 16. asırda bir İngilizce seyahatname kaleme alan Nicola de Nicolay "Turkie" diyor. Bizim bugünkü söyleyişimize çok yakın. Türkiye konusunda asıl tartışılacak ve rahatsız edici nokta bizdeki bazı kimselerin uydurduğu "Türkiyeli", "Türkiyelilik" gibi tabirlerdir.

İlber Ortaylı, Türklerin Tarihi 2, sf. 89, 91

Moğollar ve insan eliyle iklim değişikliği


Cengiz Han’ın 13. ve 14. yüzyıllardaki Moğol istilasının, insan eliyle iklim değişikliğine yol açan tek kültür olduğu ortaya çıktı. ABD’deki Carnegie Enstitüsü Küresel İklim Bölümü’nün tarih boyunca önemli olayların iklime etkisinin incelendiği araştırmasına göre, modern çağın iklim değişikliğinin tersine, Moğol istilası yerküreyi soğuttu ve 700 milyon ton civarında karbonu atmosferden temizledi. Tarihin en zalim hükümdarlarından biri olan Cengiz Han’ın böyle iyi bir çevre karnesi almasının ardındaki gerçek ise bugünün çevrecilerini biraz rahatsız edebilir. Moğol İmparatorluğu’nun dünyanın %22’sini fethettiği 1,5 yüzyıl boyunca, Cengiz Han’ın at üstündeki istilacı göçebelerinin 40 milyon insanı öldürdüğü tahmin ediliyor. Araştırmaya göre, böylesine geniş bir bölgede nüfusun azalması, sürülmeyen tarlaların ormana dönüşmesine neden oldu. Diğer bir tarifle, Cengiz Han’ın amansız istilası dünyada büyük bir alanda ormanların yeniden yayılmasına ve bu yeni ormanların da atmosferden daha fazla karbon temizlemesine yol açtı. Avrupa’daki veba salgını ve Çin’deki Ming Hanedanı’nın yıkılışı gibi olaylarda da ormanların yeniden büyüdüğünü tespit edildi. Moğol istilasının bu çevreci yönüyle atmosferden temizlediği 700 milyon ton karbon, bugünkü küresel benzin tüketimiyle üretilen karbon miktarına denk geliyor.

Kaynak: MNN

26 Nisan 2016 Salı

Kaside: Ey Gönül Bakma Cihâna



Ey gönül bakma cihâna gün gelir seyrân gider
Durma ağla gözlerim gel bu kafesden cân gider

Sağlığı sen bil ganîmet gönlünü Allah'a ver
Çağrılır kabre girersin sonra bu meydân gider

Sıdk ile Allah'a kul ol mâl-i dünya fitnedir
Bir kefen giyip gidersin servet ü sâmân gider

Uyma gel ehl-i zamâna çokça sohbet eyleme
Çünkü onlar ehl-i Hakk'a her cihetle yân gider

Cümle halk ehl-i seferdir devr-i Âdem'den beri
Pençe-i mevte takılmış günde bin kervân gider

Hâzır ol mevte Kelâmî gâfil olma bir nefes
Dost gider düşmân gider ağyâr gider ihvân gider

Kelâmî

Kader kime şikayet edeyim seni bilemem



Kader kime şikayet edeyim seni bilemem
Alnıma yazılmış yazısın derinsin silemem
Doğarken yakışmış benimsin tenimsin silemem
Alnıma yazılmış yazısın derinsin silemem

Beste: Avni Anıl
Güfte: Sedat Ergintuğ
Makam: Hicâz
Seslendiren: Ahmet Özhan

20 Nisan 2016 Çarşamba

Sazdan Söze İstanbul

Eski Bursa


Bursa, inanılmaz bir şehirdi; hafif malzemeyle, ahşapla inşa edilmiş evlerin, her biri bir ziynet olarak küçük sokaklarda yan yana gelip şehri oluşturduğu, narinliğin yanında vakarın ve yüceliğin her köşesinde yaşandığı bir şehirdi, insanlığa Osmanlılar tarafından hediye edilmiş bir cennetti.
- Turgut Cansever

Dünyanın tamamını gezdim, yeryüzünde yalnız iki şehir gördüm; bunlardan biri Floransa diğeri Bursa.
- Le Corbusier 

Bursa'da insan parmak uçlarında yürümeli ve alçak sesle konuşmalıdır.
 - Clare Sheridan

19 Nisan 2016 Salı

Mareşal Fevzi Çakmak'ın cenazesi (10 Nisan 1950)


Kazım Karabekir ve çocukları


Eğitimini sağladığı binlerce mağdur, yetim, öksüz çocuktan bazılarıyla beraber Kazım Karabekir Paşa.

General Townshend, Halil Kut Paşa'nın karargâhına getirilirken


29 Nisan 1916 tarihinde çekilmiş bir fotoğraf.

Medine Kahramanı Fahreddin Paşa


Solda İngiltere'ye karşı ülkesinin bağımsızlığa kavuşmasına liderlik eden Afganistan emiri Emanullah Han. Sağda Medine Kahramanı, Çöl Kaplanı, Türk Aslanı Ömer Fahreddin Türkkan Paşa.

18 Nisan 2016 Pazartesi

Sesine kalbi bile dayanamadı


Hem gür hem de tiz bir sese sahip olan Hâfız Burhan, söylenenlere göre Asya yakasından ezan okuduğunda Avrupa yakasından kolayca işitilirmiş. Mahalle sakinleri onun sesini hemen fark eder ve pencerelerini açarlarmış. Düşünün ki Üsküdar'da okunan bir ezan Beşiktaş'ı titretiyor. Bu tiz sesinin Hâfız Burhan'ın hayata erken veda etmesine sebep olacağını kimse düşünemezdi herhâlde. 18 Nisan 1943'te Mareşal Fevzi Çakmak’ın kızı için okunacak mevlüde hususiyetle davet edilmiş, mevlüdü çok tiz perdelerde gezinerek okumuş ve tam o sıralarda kalp krizi geçirerek vefat etmiş. Hâfız Burhan'ın vefat ettiği yaş 46.

Tamamı için: Dunyabizim.com