23 Temmuz 2014 Çarşamba

Nurettin Topçu'dan Yahudiler'e ve Yahudilik'e dair

Nurettin Topçu'nun 1967 yılının temmuz, ağustos ve eylül aylarında sırasıyla "İslâm Davası ve Yahudilik", "Para ve Yahudi", "İnsanlar ve Yahudiler" adlı yazıları yayımlanmıştır. Bu yazılar daha sonra "Ahlâk Nizamı" adı altında Dergâh Yayınları tarafından basılan kitapta da yer almıştır.

Günümüze de yeniden ışık tutması maksadıyla işte bu yazılardan birkaç alıntı:

- Vicdanı azapsız kavim, madde dünyasında olduğu kadar, ruh ve düşünce dünyasında da insanlığa yapabileceği bütün zulmü yapıyor.

Yahudi kavmi, insanlığın kalbi ve ruhuyla bağlandığı her güzel şeyi, her sağlam temeli, her kurtarıcı hakikati yıkmak için dünyaya gönderilmiştir.

İnsanlara ve insanlığa fenalık yapmak, yahudide sanki bir içgüdüdür.

- Yahudi, şer ve fitneye bulaşmadan yaşayamaz.

Şüphe yok ki Allah, yahudi kavmini, insanlığın başına musibet olmak için yaratmıştır.

- Yahudinin zehirli elinin uzanmadığı hayat, onun çürütmek istemediği cemiyet yoktur.

- Yahudi âfetlerine karşı İslâm'ın bizzat kendi ruhunda deva arayalım.

- İsrail orada durdukça, İslâm ve Türk dünyası tehlikededir. İstikbâl ya birinin, ya ötekinindir.

Esasen insanoğlunun iki düşmanı, iki şeytanı vardır: Para ve yahudi. Yahudi paraya, para yahudiye tapar. Zira yahudi olmasa, para, belki de sahipsiz kalacaktı.

Para ile yahudi bir ve aynı varlık halinde yaşarlar. Bu iki şeytanın arasındaki dostluk, sadece varlıklarını devam ettirmek için midir? Hayır. Zira yeryüzünde hiçbir varlık, bir diğeriyle böylesine dostluk, böyle ortaklık kurmamıştır.

Yahudinin idare ettiği emperyalizme karşı savaş, istiklâl savaşıdır.


22 Temmuz 2014 Salı

Karikatürlerin dili: Gazze'de dönen dolaplar






Madalyonun Müslüman tarafı


Yine bugün insanların Gazze’de olan bitenleri, İsrail karşıtı bir havaymış gibi algılamaları da aynı şekilde kâfir dünyanın kendilerini tef çalıp oynattığını fark etmemelerinin işaretidir; insanlar Gazze numaralarıyla Amerikan politikalarının ne kadar aşağılık bir ajanı haline getirildiklerini bilmiyorlar.

İsmet Özel
Lisan İle Kabul, Lisan-ı Hâl İle Ret başlıklı konuşmasından
(7 Mart 2009, Sivas)


21 Temmuz 2014 Pazartesi

"Kahrolsun zulüm. Kahrolsun İsrail."


Çağı utandıracak adi zulmü yapan İsrail'i bir kere daha protesto etmek için buradayım. Kahrolsun zulüm. Kahrolsun İsrail. Yaşasın Filistin'in bağımsızlığı, özgürlüğü, insanca yaşama hakkı diyorum ve tüm şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum.

Muhsin Yazıcıoğlu
(İsrail Konsolosluğunu Kuşatma Eylemi, 2009)


"Ah ölmeden bir görseydim"



"Çırpınırdı Karadeniz
Bakıp Türk'ün bayrağına."


Güfte: Ahmet Cevat Ohundzâde
Beste: Üzeyir Bey (Hacıbeyli)
Makam: Segâh
Solist: Hasan Sağındık
Yorum: Muhsin Yazıcıoğlu


"O toprakları tutan bir ‘anlam’ için öldüler"


Milyonlarca şehitten, Kafkaslarda ölen, Kafkasya’nın ve Türkiye’nin kurtulması için öldü. Filistin’de ölen, Türkiye ve Filistin için öldü. Çanakkale’de ölen, Türkiye, Kafkasya, Filistin ve Yemen için öldü. Yemen’de ölen, Türkiye için, Yemen için, savaştığımız bütün yerler için ve üstüne şehit değen her toprak için öldü. Ve gerçekte bütün bu ölenler, o toprakları tutan bir ‘anlam’ için öldüler. Onlar öldü ama biz o ‘anlamdan haberdar mıyız, o anlamı taşıyor muyuz, omuzlarımızda taşıyor muyuz?

Sezai Karakoç
(Dirilişin Çevresinde, Diriliş Yayınları, 5. Baskı, İstanbul 2000, s. 151)


Hayati İnanç'tan beklenen kitap: Can Veren Pervaneler

Hayati İnanç'ın beklenen kitabı "Can Veren Pervaneler", Babıali Kültür Yayıncılık etiketiyle nihayet okuyucuyla buluşuyor. Tanıtım yazısı şöyle:

Divan Edebiyatı, geçmiş kültürümüzün eşsiz ve engin hazinelerinden biridir. Divan edebiyatını anlarsak kültürümüzü, neler kaybettiğimizi ve neleri kazanabileceğimizi çok daha iyi anlarız. İşte bu eser bu konuda tam bir rehber. "Can Veren Pervaneler" unutulmaya yüz tutmuş muhteşem mirasımız Divan Edebiyatını küllerinden yeniden doğurmaya namzet ve okuyan herkese can verecek bir eser…

Bir sebeple o kadar iltifat ettiği şair Bâkî'ye öfkelenen Kanuni merhum, şiir kudretini konuşturarak onu memleketine sürgün yönünde ferman ısdâr eder: Tabii biri şairlerin sultanı biri de Osmanlı Sultanı fakat ikisi de gönüllerin sultanı olunca ortaya aşağıdaki şaheserler çıkmış:

"Baki bed / Azm-i bülend / Bursaya red / Nefy-i ebed"
(Bâkî kötü adam; yüksek kararım odur ki -memleketi olan- Bursaya gönderilsin,
bir daha da gözüm görmesin.)


Bu müstesna edebiyat için yine kendi kaleminden netice-i kelâm:
"Geçmiş zaman olur ki hayâli cihân değer."


"Yahudi sermayesini başımın üstüne koyarım."


Kara harekatı mı, AK harekat mı? Tüm TV ve gazetelerde dönen "ortak" dolap ne?

2005 yılından bir haber: Başbakan Erdoğan, yabancı sermayeyi Türkiye'ye çekebilmek için çabalarının süreceğini belirterek "Sermayenin Körfez, Yahudi, doğu, batı olmasına bakmam, öperim başımın üzerine koyarım" dedi.


20 Temmuz 2014 Pazar

Muhsin Yazıcıoğlu neden "son" adamdı?



Vaktiyle Şimon Peres TBMM'de konuştuğunda başbakan ve vekilleri alkışa tutmuştu. Fotoğraflarını çok kolay bulursunuz. O gün sadece bir milletvekili, "Ben emzikli bebeleri öldürenlerin konuşmasını dinlemem" diyerek meclise gelmemişti: Muhsin Yazıcıoğlu. Adamdı çünkü. Allah rahmet eylesin. Makâmı âli olsun.

Tıklayıp büyük halini okuyabilirsiniz.
Başbakanla rahmetli Muhsin ağabeyi eş tutanlara Allah selamet, akıl ve fikir versin. Muhsin Yazıcıoğlu tek ve son adamdı, öldürdüler... Eskiden siyasi partiler futbol takımı gibi tutulurdu. Şimdi de liderleri şeyh gibi görülür oldu. Ne diyelim, mübarek olsun. Allah affetsin.


Koka-Kola, nasip, kısmet, inşallah, maşallah falan

İsrail güdümlü Amerikan yakıtı olan Coca-Cola'nın ismini "Koka-Kola" yapmasını, reklamlarında nasip, kısmet, inşallah, maşallah kelimelerini kullanmasını yemeyin demiştik. Bu işleri alkışlayanlar, "reklam böyle olur" diyenler kendilerini biliyorlar zaten. Birçoğu İslamcı falandı bunların. Şimdi "içmeyin" diye hem tivit hem çığlık atıyor onlar. Samimiyetiniz tam bir rezalet. Siz de öyle.


İsrail desteğini alanlar, ne yapıyorlar?

Tıklayıp büyük halini okuyabilirsiniz.
Rahmetli Erbakan'ın paçasında yetişenler, milli görüş ceketini çıkarıp gâvur elbiseleri giyip İsrail'den madalya dahi almışlardı. Bakın daha neler neler oldu sonra. O van minüt dolmasını yiyenlere selamet dilerken, Allah içimizdeki yahudilerden bizi daima korusun diyoruz.


19 Temmuz 2014 Cumartesi

Kudüs'teki Türk süvarisi




Kudüs Kalesi'nde dalgalanan Türk bayrağı


Tam 400 yıl dalgalandı. Sonra?
Çok şey geliyor insanın ağzına...


18 Temmuz 2014 Cuma

"İnsan uğradığı haksızlığın intikamını almak için yaşar."

Gazze'deki Türk askerleri, 1917
İnsanlar Hıristiyan’ca şartlandırıldıkları için intikam almanın, öç almanın yanlış bir şey olduğunu düşünüyorlar. Bu çok korkunç, yanlış bir şey. Allah’ın isimlerinden birisi Müntekim’dir. Allah intikam alıcıların en güzelidir. Dolayısıyla insana intikam almak düşer. İnsan uğradığı haksızlığı sinesine çekmekle insanlıktan çıkar. İnsan uğradığı haksızlığın intikamını almak için yaşar. Onun için intikam peşinde olmak Müslüman’a en yakışan tavırdır.Ben bunun intikamını alacağım.” dediğin zaman İslâmî bir söz söylemiş olursun. Ama, “Başıma geldi, çektim.” dersen Hıristiyanların riyakârlığına...

İsmet Özel


Türk'ün sözü belki Filistin'in içine de dokunur


Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar.

Sezai Karakoç


Farzet körsün, olabilir,
Elele tut,
Taş al ve at,
Kafiri bulur.


Cahit Zarifoğlu


Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık, namussuzluktur.

Cemil Meriç