31 Temmuz 2015 Cuma

"En büyük sanat budur."

Celî Ta'lîk: Fuat Başar
"Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın." [Târık/5]
Bütün sanatçıların derdi, o mutlak cemal sahibi olanı tasvir etmek, onu kopyalayabilmektir. Eğer sanatçı o ilâhî sanatı biliyorsa, o yaptığı sanat, kişinin kendini tanıyıp oradan Rabbini tanıma sanatı olur. En büyük sanat budur. Bu büyük sanata hizmet ettiği sürece, bütün sanatlar bir perde olmaktan ziyade bir vesile olur, bir araç olur. Bizi o mutlak güzele, mutlak cemale doğru götürür.

Mahmud Erol Kılıç, Sufi ve Sanat, sf.33
(Sufi Kitap, Mart 2015)


"Kimisi de gaflet sarhoşudur kafası teneşire vurduğu vakitte ayılır."

Muzaffer Ozak [k.s] Amerika'da ihvanıyla zikrullahta.
Ne vakit ki o dağlardan büyük burnun yere sürterse, kişiliğini hatırlarsan, bir katre neyden geldiğini, aczini bilirsen Allah'ın kudretini tasdik edersin. Veyahutta senin malik olduğun o hazineye vakıf olursan, sen bir hazineye maliksin, o hazineye malik olduğunu bilirsen o vakit uyanırsın uykudan. Çünkü bütün insanlar uykudadır, öldüğü vakit uyanırlar. Kimisi dünya sarhoşudur üç saat beş saat sonra ayılır. Kimisi de gaflet sarhoşudur kafası teneşire vurduğu vakitte ayılır. Bir de bakar ki elinden her şey çıkmış, hiçbir şey onun değilmiş meğerse. Vücudu dahi onun değilmiş.

Hz. Aşkî Muzaffer Ozak [k.s]
* Konuşmanın tamamı için blogda yayımlanmış video kaydını şuradan dinleyebilirsiniz.

Fotoğraf kaynağı:
https://www.flickr.com/photos/muzafferozak/sets/72157648360814957


30 Temmuz 2015 Perşembe

Lütfi Bergen: "Bir otomobilin bir karıncayı ezmesi "haksız yere cana kast etmeyeceksin" emrine ihanet içindedir."


Düşünmek zaten bir iddiadır. "Teslimiyet ahlaktan daha önemlidir" diyenler ahlakın kötülüğü emreden nefse bir isyan olduğunu anlamamıştır. Ahlak bir isyandır. "Yalan söylemeyeceksin", "emanete hıyanet etmeyeceksin" emirleri seni topluma, benliğe karşı yalnız koyar. Ahlak, fakirliği seçmektir. Çünkü yalan söylememek seni toplumdan koparır. Bir otomobilin bir karıncayı ezmesi "haksız yere cana kast etmeyeceksin" emrine ihanet içindedir. Asfaltın karınca ümmetlerini yok etmesi insanın bozgunculuğunu kanıtlayan bir imar-dünyalık hareketidir. Eğer siz teslim olduk diyorsanız, Süleyman (as) orduları karınca ümmetini ezmemek için gayrete gelmişken niçin tabiatı yok eden bozguncusunuz. İnşa ettiğiniz "müslüman toplum" Süleyman'ın tabiata hürmetinden mahrumdur. Haksız yere bir cana kast eden bir toplumdan ahlak bekleyemeyiz. Vahiy indiğinde sahabe karıncaları ezmemek için seke seke yürümeye başlamıştı. Siz vahye muhatap olarak karıncaları öldüren bir teknoloji ile gökdelenler inşa etmekte ve yeryüzünü ziftlemektesiniz. Eski zamanlarda Zift-katran ahlaksızlara çalınan bir damga idi. Fahişelere ve kumarbazlara. Siz bunu toprağa (yeryüzü mesciddir) çaldınız. Toprak bir fahişe değildir, ahlaksız hiç değildir.

Lütfi Bergen
twitter.com/BergenLutfi


28 Temmuz 2015 Salı

İsmail Kara: "Öğretmenlik bir sanattır."


Türk Dili ve Edebiyatı Ansiklopedisi'ni çıkarmaya başladığımız zaman, Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Türkçe ve Edebiyat öğretmenlerinin listesini aldık. Şöyle düşünüyorduk, şu sayıdaki Edebiyat ve Türkçe öğretmenleri bu ansiklopedi ile şu düzeyde ilgilenirse biz şu ölçüde karşılık göreceğiz. Çok şaşırtıcı bir şey oldu. Bunu hâlâ anlatıyorum, kimse de inanmıyor: Edebiyat ve Türkçe öğretmenleri, bu ansiklopedi ile en az ilgilenen gurup olmuştu. En çok ilgilenenlerse subaylardı.

İsmail Kara
(İstanbul Eğitim ve Kültür Dergisi, Sayı 11, Haziran 2015)


Hüseyin Akın: "Bugünün Türkiye’sini okumak için İsmet Özel’i baştan başlayarak yeniden okumak gerekir."


Genç kuşakları Mehmet Akif’le, Ömer Seyfettin’le, Yahya Kemal’le, Ahmet Hamdi Tanpınar’la, Ahmet Haşim’le… tanıştıralım.

Oğuz Atay okusunlar, Rıfat Ilgaz’ın yazdıklarını es geçmesinler, Sabahattin Ali de bu toprakların insanıdır, bilsinler. Hele Kemal Tahir, İdris Küçükömer’i hiç ertelemesinler.

Nazım Hikmet’i eleştirsinler, ama korkmasınlar. Kürt-Türk, Alevi-Sünni, Solcu-Sağcı… bu toprakların muhtelif renkleri ve realitesiyiz.

Ait olduğumuz müşterek değerler gölgemizin gövdemizi izlediği gibi bizi takip eder. Yunus da bizim sesimiz, Karacaoğlan da Pir Sultan Abdal da. Şeyh Galip’ten Sezai Karakoç’a bizi ulaştıracak yol bu gelenekten geçer.

Bugünün Türkiye’sini okumak için İsmet Özel’i baştan başlayarak yeniden okumak gerekir. Mustafa Kutlu okunmadan kaybettiğiniz renk, eda ve iklimi bulamazsınız.

Birbirine diş bileyip kin fırtınası estiren gençlere değil, birbirinin yaşam tarzına, düşünce yapısına saygı gösterip beyin fırtınaları estiren gençlere ihtiyacımız var.

Ölümler ölümlere ulanmakta ustadır’ der İsmet Özel. Gerilimler, kin ve nefretler de öyledir bir bakıma.

Bir soğuk hava dalgası bir bulaşıcı hastalık gibi memleketi kasıp kavurur.

Herkes kendinden olmayana karşı savaş düzeni almaya çalışır, yığınaklar yapar.

Hiç kimse kendi ölüsünden başkasına ağlamaz. Ölümler, ölüler ve mezarlıklar bile ayrışmıştır.

İçimizde kendini taşlara vuran bir soru öfke patlamasıyla fırlar yerinden ve ters dönerek haykırır: Sebep ey?!

Hüseyin Akın - @huseyinakin_
(Milli Gazete, 28.07.2015)


Şehit eşi: "Milleti oyalıyorsunuz çözüm süreci diye."



İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk, Diyarbakır-Bingöl karayolunda askeri aracın geçişi sırasında PKK'lı teröristlerce döşediği mayını uzaktan kumanda ile patlatması sonucu şehit olan Yozgatlı Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Koçak'ın ailesine taziye ziyaretine gitti, şehit eşinden haklı bir azar işitti.
"Nasıl bir çözüm süreci, nasıl nasıl nasıl? Milleti oyalıyorsunuz çözüm süreci diye! Burada millet yeyip içip keyfine bakıyor doğuda siz biliyor musunuz neler oluyor? Benim kocam beş gündür eve gelmiyor, çocuklarının yüzünü görmüyor. Çözüm süreci çözüm süreci diye oyaladınız, oyaladınız. Milletin canını yaktınız. Olan oldu ondan sonra milletin canı ciğeri yanıyor, herkes iki gün sonra keyfine bakıyor, herkes istediğini yapıyor. Kanı yerde kalmasın benim kocamın."


Levent Gültekin: "Ülkemizi mahvettiniz!"


Ne yaparsanız yapın. Ne söylerseniz söyleyin. Her şey hepimizin gözü önünde oldu, oluyor. Bülent Arınç daha birkaç gün önce ne demişti: “Biz iktidara mecburuz.

Çatışmayı, savaşı yaygınlaştırarak belki iktidarınızı bir süre daha koruyabilirsiniz. Fakat, bu ülkenin İslamcılarının iktidarda kalmak için Türkiye’yi bile gözden çıkardıklarını tarih elbette yazacak. Dünyada, iktidarda kalmak için savaşı, çatışmayı, düşman yaratarak var olmayı seçen hiçbir siyasetçi o çatışmadan kendini kurtaramadı. Bunun tek bir örneği yok.

Ülkemiz büyük bir yangın yerine dönmek üzere. Bu saatten sonra kimin haklı olduğunun bir kıymeti yok.

Hepimiz acı çekeceğiz. Hep birlikte batıyoruz ve bu millete büyük bir bedel ödetiyorsunuz. Bunu siz yapıyorsunuz.

Sorumlu sizsiniz. Bu suç sizin. Hâlâ yalan söylüyor ve evlatlarımızı ateşe atıyorsunuz.

Levent Gültekin
(Diken, 26.07.2015)


27 Temmuz 2015 Pazartesi

O güzel gözlerle bakmasını bil



Fakîrin nazarında musikî bütün güzel sanatların en komprime halidir. Şiir de, özellikle sembolik şiir ama Fransız parnasyenlerinin sembolizmasından bahsetmiyorum, bu nevi sembolik şiirde ciltlerle kitap yazacağına böyle bir şiir yaz yeter. Kapları kırdığın zaman su birdir diyor Hz. Pîr, sen öyle bir sevgi pınarından gelen sevgi seli ol ki her gönüle hitap edebil, orayı doldur. Ama onun şeklinde sabit kalma. Sevginin aslı suyun aslı gibi "bir"dir. Sevmek mi güzel yoksa sevilmek mi? Bunu ayıranlar yanlıştadır. Sevmek ve sevilmek ayrı değildir. Eğer ben seni seviyorsam, sen beni hiç sevmiyorsan, ben seni sevmiyorum demektir; istifade etmek istiyorum, arzu ediyorum demektir. Sevmek mi güzel, sevilmek mi güzel suali, hakiki sevgide yoktur. Çünkü seven, sevilen ve sevgi üçgeni "yok" olur.
- Ömer Tuğrul İnançer
(Şarkılar Seni Söyler, 1. Bölüm, 11 Nisan 2015, TRT Müzik)

O güzel gözlerle bakmasını bil
Sade kendin yanma, yakmasını bil
Sevda pınarından gelen bir su ol
Gönülden gönüle akmasını bil
- Beste: Lem'î Atlı
- Güfte: Emîr
- Makam: Hüseynî


Gönül nedir bilene gönül veresim gelir



İnsanı diğer mahlukattan ayıran husus bazılarının zanettiği gibi akıl değildir, gönüldür. Bazı hassas hayvanlarda bile gönlün devreye girmesi vardır, özellikle at gibi, köpek gibi insana yakın hayvanlarda… Ama insanı insan yapan akıl değildir, akıl sadece kişinin menfaatini gösterir. Odun yanarsa kül olur, adam yanarsa kul olur. Akılla kul olunmaz. Gönülle kul olunur. Kul olunacak olan gerçek sahip bulunduğunda hakiki hürriyete kavuşulur. Yoksa nefis esareti altında mahkum kalırız.
- Ömer Tuğrul İnançer
(Şarkılar Seni Söyler, 1. Bölüm, 11 Nisan 2015, TRT Müzik)

Gönül nedir bilene gönül veresim gelir
Gönülden bilmeyene hissiz diyesim gelir
Aşk nedir, sevda nedir bunu bilmek gerektir
Bunu bilen âşığı her gün göresim gelir
Beste-Güfte: Sadettin Kaynak
- Makam: Nihavend


24 Temmuz 2015 Cuma

Gösterinin hâkim olduğu her yerde, örgütlü olan tek güç gösteriyi isteyen güçlerdir


Gösteri kendini, hem bizzat toplum olarak, hem toplumun bir parçası olarak ve hem de bir birleştirme aracı olarak sunar. Gösterinin hâkim olduğu her yerde, örgütlü olan tek güç gösteriyi isteyen güçlerdir. Bu durumda hiç kimse ne var olanın düşmanı olabilir ne de her şeyi kapsayan suç ortaklığı dayanışmasını çiğneyebilir.


İzleyici ne kadar çok seyrederse o kadar az yaşar; kendisini egemen ihtiyaç imajlarında bulmayı ne kadar kabul ederse kendi varoluşunu ve kendi arzularını o kadar az anlar. Gösteriye dair görevlerin bölünmesi, mevcut düzenin büyük bölümünü ve özellikle de bu düzenin gelişmesindeki hâkim kutbu korur. Gösterinin karşıtlıkları arkasında gizlenen şey, ‘sefaletin birliği’dir. Gösteri, mutsuzluğun dingin merkezindeki yıkım ve korkuyla çevrili mutlu bir birleşme imajından başka bir şey değildir. İnsanların kendilerini ilgilendiren gerçekleri tartışabilecekleri hiçbir yer yoktur.

Guy Debord, Gösteri Toplumu


Liliyar


Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
Kuklalar titremesin ne yapsın
Kuklaların kukla olmadığı besbelli
Lilinin çekip gideceği besbelli
Lilinin dönüp geleceği besbelli

Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'nin
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil

Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
Sen istesen de taş yürekli olamazsın
Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
Demek sen gidiyorsun Lili
Bizi öpmeden mi gideceksin Lili

Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu

Ben konuşmasını bilmem Lili

Sezai Karakoç


O, rızık verenlerin en hayırlısıdır


"O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." meâlindeki Sebe' Sûresi 39. âyet.

Celî Sülüs hat: Yılmaz Turan,


Çiğneyen haklı çiğnenen ma'yûb


Tevfik Fikret'in "Çiğneyen haklı çiğnenen ma'yûb" sözü.

Celî Ta'lîk hat: Necmeddin Okyay.


23 Temmuz 2015 Perşembe

İsmet Özel: "Türkiye'nin başına gelecek şey Türkiye Cumhuriyeti'nin haritadan silinmesi tehlikesidir."



İsmet Özel 24 Kasım 2012'de söyledi bunları. Elbette mainstream media'da değil Erzurum Kardelen TV'de. Bu kadar gerçeğin dile getirilmesine izin vermezler çünkü.

"Sık sık şu lafı ediyorlar: Şehitler ölmez, vatan bölünmez. Türkiye'nin başındaki bela vatanın bölünmesi belası değildir. Türkiye'nin başına gelecek şey Türkiye Cumhuriyeti'nin haritadan silinmesi tehlikesidir. "Vatan bölünmez!" meselesini söylerken insanlar Kürtlerin Türkiye'den toprak koparacakları gibi bir fanteziye prim veriyorlar. Hâlbuki insanlar nasıl bir dünyada yaşadıklarını hiçbir zaman fark etmeksizin bu laflara meylediyorlar. Eğer Türkiye bir şekilde siyasi birliğini kaybedecekse Türkiye'den kopacak parça doğudan değil batıdan olacaktır. İlk planda Türk-Yunan Konfederasyonu şeklinde bir numara sergileyecekler. İnşallah böyle olmaz ama planlar bu istikamettedir."

Programın tamamını izlemek için:
www.istiklalmarsidernegi.org.tr/Video.aspx?VID=57