21 Nisan 2009 Salı

Lale devri’ni nasıl değerlendirmeli?

"Şu kadarını da unutmayalım; biz lâle devrindeyiz. İnsanlar, zengininden fakirine, ilmiye sınıfını en seçkin insanlarından, ebu ishakzâde’lerden tutunuz kayıkçıklara, kasapalara kadar lale soğanı yetiştiriyorlar, yeni lale türleri ortaya çıkıyorlar. lale istanbul’da bir moda haline gelmiş. O kadar ki tezkire-i şükûfeciyân bizim tarihimizde lale yetiştiricilerin biyografilerini ihtiva eder. Bu eşsiz kaynağı okuduğunuz zaman göreceksiniz ki, türk cemiyeti 18. yüzyılda ayrı bir tarzın içine girmiştir. Bilhassa bizim okul tarih derslerinde bir israf, bir lüzumsuzluk olarak addedilen ve ardından kanlı ve cahil bir isyanı davet ettiği için âdeta suçlanan lâle devri, bir medeniyetin açılması ve gelişmesi için âdeta lüzumlu bir üslup değişikliğidir."

İlber Ortaylı

"Bu noktada, lale devri, tarihin son derece hassas bir dönemine tekabül ediyordu. Zira, Lale devri – III.Selim dönemi – II.Mahmud dönemi - Tanzimat fermanı – Meşrutiyet dönemleri hattı üzerinde incelenebilecek olan düşünsel, sosyal ve siyasal değişim sürecinde, lale devri bir ilki oluşturuyordu ve bu yönüyle batılılaşmanın (gerçek) miladı olarak kabul edilmeye fazlasıyla müsaitti. Osmanlı devleti'nin ilk kez ve daha da önemlisi, kendi rızasıyla batıya açılması bu dönemde gerçekleşmiş ve bu konuda 12 yıl gibi kısa bir zaman zarfında felsefi, sosyal ve ekonomik alanlarda ciddi bir ivme dahi yaşanmıştı. Lale devri'nde yaşanan bu değişim, sonraki dönemler için de zemin hazırlamış, cumhuriyet döneminde gerçekleşen hemen her yenilik bu dönemlerde kamuoyunda tartışılmıştı. Herşeyi kendiyle başlatmak ve kötü osmanlı / iyi türkiye algısını kuvvetlendirmek isteyen kurucu kadro, bütün bunlardan ötürü, lale devri'ni gerçekte olduğundan son derece farklı bir başlık altında sunmak zorundaydı. Buradan hareketle, batılılaşmanın, ve daha da önemlisi 'görsel değil düşünsel' bir batılılaşmanın ilk adımı olan lale devri'ni zevk ü sefa ve israftan ibaret bir dönem olarak yeniden kurgulamak, hem kurucu kadronun yapay milat kurgusunu ayakta tuttu, hem de devr-i sabık vurgusunu kuvvetlendirerek bir taşla iki kuşun vurulmasını sağladı. Nihayetinde, lale devri'nin nezih insanları, televole programlarında halkın gözüne sokula sokula gece kulüplerinde sabahlara kadar eğlenilen, sanatıyla, edebiyatıyla yozlaşmış ve kimliksizleşmiş bir ülkenin insanlarının ağızlarına sakız oldu."

Serdar Kaya
"Asıl üzerinde duracağım husus Lale Devri'nin neden bu kadar kolayca günümüzün şartlarıyla özdeşleştirilebildiği. Hatırlarsanız bir zamanlar Turgut Özal başbakanken de bazı kokteyller Sadabad eğlencelerine benzetilirdi basın tarafından. İstanbul'da yeni bir Lale Devri açıldığı bile yazılıp çizilmişti o zamanlarda. Hatta ondan mülhem midir bilmiyorum zamanın İstanbul Belediye Başkanı Bedrettin Dalan da cadde kenarlarına sıra sıra laleler diktirmişti giderayak. Peki bugün Lale Devri'ne son sürmanşetiyle ima edilmek istenen şey nedir? Eğlence, israf, lüks sefahat ve bütün bunlardan başı dönmüş sarhoş bir yönetim mi? Yoksa yolsuzluk, rüşvet, banka boşaltma, ihaleye fesat karıştırma, devalüasyondan önce hesabını dolara çevirme mi? Zavallı Lale Devri. Bilmek istemediğimiz şey senin eğlence diye abarttığımız tarafların kat kat fazlasının bugün her büyük şehrin 5 yıldızlı otellerinde her Allah'ın günü yaşanan lalettain hadiselerden olmasıdır. Haddizatında bütün bir devrin abartıldığını düşünüyorum. Yani Lale Devri diye bir tabir ne kendi zamanında vardır ne de kendisinden sonra. Tarihçi Ahmed Refik ve Yahya Kemal'in 1910'larda icat ettiği bir dönemlendirmedir. Lale Devri tutmuştur ama altı üstü 90 yıllık bir geçmişi vardır. Lale Devri'ndeki insanların lale çılgınlığına zevk u safaya gezip eğlenmeye Fransız modasına kapıldığı yollu genel anlayış da artık çok fazla kabul görmemektedir araştırmacılar nezdinde. Tülay Artan'ın yazdığı çok sayıda makale bu dönemdeki değişimin önceki dönemden pek de farklı olmadığını arşiv belgelerine dayanarak ortaya koymuş bulunmaktadır. Belgelerde yapılan harcamaların tutarının önceki dönemlere göre çok fazla artmadığı açıkça görülebilmektedir. Lale Devri ile ilgili o kadar fazla hata var ki düzelt düzelt bitecek gibi değil. Bir yandan isyanlar, öbür yanda eğlence hayatı; bir yanda Levnî, öbür tarafta İbrahim Müteferrika; bir yanda İbrahim Paşa, öbür tarafta Patrona Halil; lale çeşitleri geliştirmeye kendini vakfedenler ile Mukaddime’yi çevirmeyi kendine vazife edinenlerin bir arada yaşadığı bir dönem. Dolayısıyla tek bir açı ve ölçü seçip her şeyi ona göre değerlendireceğimiz ‘düz’ bir dönem olmaktan uzaktır Lale Devri. Bir çok palazlanmaların ve bir çok yıpranmaların dönemidir. Bu sebeple üç boyutlu film gözlüklerini takarak bakmakta yarar var. Aksi halde revnakından çok şey yitirebilir."

Mustafa Armağan

"Bizde Lale Devri figürü çok yanlış kullanılmıştır. Osmanlı Devleti bir nevi, 18. yüzyılda artık gerilemeyi kendi içerisinde hissetmeye başladığı bir zaman, savaşlara son verip biraz sayfayı çevirmek istemiştir. Yani farklı, alternatif bir yapılanma ortaya koymaya kalkışmıştır. Bugün bahsettiğimiz, özellikle kültüre ve sanata yönelik çok da iyi bir birikim var. Arkasında 300 yıllık bir birikim var. Bununla birlikte bir farklı açılım, yani biraz savaş teknolojileri üzerine kurulu bir yapıdan daha çok, kültür ve sanat yapılanması esasına dayalı bir açılımdır Lale Devri. Öyle katiyen, 'Vur patlasın çal oynasın' devri falan değildir."

Prof. Dr. Mustafa İsen

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.