22 Haziran 2009 Pazartesi

İlber Ortaylı, Teke Tek'de #2

(Programdan Notlar)

Programdaki önemli konuşmaların notunu tuttum ve şimdi burada blog okuyucularıyla paylaşmak istiyorum. Maddelerin sonunda M.B görürseniz konuşmanın Murat Bardakçı'ya, F.A görürseniz Fatih Altaylı'ya, hiçbirşey görmezseniz İlber Ortaylı'ya ait olduğunu belirtmek isterim. Yine maddelerin sonunda parantez içinde ve italik olarak yazılan ibareler şahsıma aittir. Programın en güzel tarafı Osmanlı Tarihi'nden Dünya Tarihi'ne, politikadan ülkemizdeki ve komşularımızdaki güncel konulara kadar her şeyden bahsedilmesiydi. Elbette Murat Bardakçı'nın hocamız İlber Ortaylı'nın sözlerini hiç kesmeden dinlemesi de takdir edilebilecek bir hadiseydi.

***

- Murat Belge'nin İstanbul'un Sayfaları adlı kitabı Doğan Kitap tarafından geri toplanıyor. Ücretleri neyse veriliyor. Kitapta çok büyük hatalar var. Mesela Revan Köşkü'nü I.Murad'ın yaptırdığı yazılıyor. Böyle birşey malesef mümkün değildir. F.A (IV. Murad’ın Revan’ı fethetmesinin anısı için 1636 da yapılan köşk, Sofa-i Hümâyûn’da II. Mehmed döneminden beri var olan havuzun küçültülmesi, biçim değiştirmesi ile kazanılan alanda, teras üstüne yapılmıştır.)

- Osmanlıca Çince değildir. Öğrencileri ve gençleri korkutmamak lazım. Felsefe okuyorsan mesela Almanca bilmek şarttır. Üstelik Almanca'da öyle matah bir dil değildir zordur. Ama çok çok zor olsaydı Almanlar Almanca konuşmazdı. 20 senede öğrenemezlerdi.

- Amerikan tipi tarihçilik şuanda var. Tarihi dejenere ediyorlar yada efsaneleştiriyorlar. Gereksiz kavramlar ve soyağaçları türetiyorlar.

- Tarihçi olmak için 18'inden sonra tarih okunmaz. Filolojik altyapı gerekir. Hukuk için de bu geçerli. Olgun insanlara tarih öğretilir. 18 yaşında bir insana tarih veya hukuk öğretmek cinayettir.

- Tarihi romanlarda eğer roman iyiyse tarih öğretilir. Mesela Safiye Sultan kötü bir roman. Doğruyu yazmak zorunda değilsen de saçmalamak zorunda değilsin.

- Halil İnalcık hoca'nın 200'ü aşkın makalesi var. Birçoğu piyasaya çıkmamıştır. Son kitabını İş Bankası Yayınları çok iyi derlemiş, düzenlemiş.

- Post-modern tarihçiler, tarihte zaman ve mekan birliğine inanmıyorlar. Arşiv kullanmıyorlar.

- Nevşehir, Konya, Karaman, Kırıkkale fütuhatta (zaferler, fetihler) çok çekmiştir. Bilhassa Fatih Sultan Mehmed dönemindeki sürgün metodu oradaki halkı çok yormuştur. Neticede Rumeli'de topraklar fethediyorsunuz, iç anadoludan doğru rumeliye gönderiyorsunuz halkı. Haliyle yoruluyorlar, bezginleşiyorlar.

- Doğu Avrupa'nın Europalılığına Arabistan'ın şark kültürünü tercih ederim ve kesinlikle değişmem.

- Kanuni kitapsever. Fatih de öyle. Yunanca bilir, okutur ve dinler. Mesela Humayun'da öyle. Humayun herşeyi bilir, okuma yazma bilmez. Tıpkı Hz.Peygamberimiz gibi. Okutur ve o şekilde öğrenir, ama herşeyi.

- Hatemi çok esprili, tatlı bir adam. Reform derken İran'da bir kadının başını açmasından bahsetmiyoruz. Ben İran'da muhabirken gömleğimizin yakasını iki düğme açtırmazlardı, sadece bir düğme iznimiz vardı. Reform deyince bunu sürekli bilinen yönde düşünmemek lazım, tam tersi. M.B

- Yavuz'un alevilerle hiçbir derdi yoktur. Oluşturulmak istenmiştir ama asla yoktur.

- Kanuni 16.asrın en önemli şairidir. Fuzuli ve Baki'den sonra gelir. (Gazel rekortmenidir.)

- İran'daki yürüyüşler Ahmedinejad'ın seçilmesini ve rejimini protesto için değil, seçimin şeklini protesto etmek amacıyladır. İran'da rejime karşı isyan etmek yürek ister, imkansızdır. Böyle birşey olamaz. M.B

- Oktay Ekşi keşke daha önce Mimar Sinan'ın değerinden bahsetseydi de yeni paralarımızın üzerinde Mimar Sinan'ı görebilseydik. Hiç kusura bakmasınlar bu beyinlerle tarih öğretilmez. Toptancılıkla bu işler olmuyor malesef. (Bu mühim konuya gerek futbol blogumda gerekse mesleki yazılarımı yazdığım websayfamda daha önce değinmiştim. Bu vesileyle Mustafa Armağan hocamıza da Oktay Ekşi'ye verdiği muhteşem cevabı için teşekkürler ediyoruz.)

- Kanuni'yi sevmek için Atatürk'e düşman olmaya gerek yok. Böyle bir budalalık olmaz. Neticede Atatürk de bir Osmanlı Erkan-ı Harbiye'sinde yetişmiştir.

- Osmanlı olmasa Atatürk yoktu. Atatürk olmasa Tayyip yoktu. F.A

- Mekteb-i Sultani'nin 500-600 yıllık olması gibi birşey sözkonusu değildir. F.A

- Mekteb-i Sultani 150 yılı aşmıştır ancak 500 yıl gibi birşey mümkün değildir, palavradır. (Mekteb-i Sultani hakkında blogumuzda çok değerli yazılar mevcuttur. Buradan da anlaşılacağı gibi Mekteb-i Sultani'nin 1868 yılında kurulduğu bir gerçektir. Onun öncesindeki adı farklı, işleyiş biçimi farklıdır. Dolayısıyla toptancılık yapmak saçmalık olur, efsane olur.)

- Bulgaristan'ın tüm zenginleri Mekteb-i Sultani mezunudur. Çoğu da anadoludan gitmedir oralara. M.B

- İmparatorluklarda, büyük devletlerde binaların nasıl kullanıldığını eleştirmek saçmalıktır. Binalar kışla da olur, mektep de olur, hapishane de olur. Bunu yargılamak kimin haddine?

- İran'da benzin üretilirmi ben ona bakarım. Hampetrol'ü anladık da benzin önemlidir benzin. Üretimse benzin üreteceksin. İran'da birşeyler üretildikçe ben seviniyorum, çok bayılıyorum.

- Balkanların asıl Türkleşmesi Mithat Paşa zamanında olmuştur. Balkan savaşlarıyla bu düzen bozulmuştur. Kırım'dan Konya'dan gelenleri Mithat Paşa çok güzel iskan ediyordu Tuna vilayetinde. Bu bir gerçektir.

- Alparslan Malazgirt'e 1071'de girdiğinde Anadolu'da biraz da olsa Türk vardı. Sonra tabi hepten çoğalıyor bu Türk nüfus.

- Bizim köy aleviliğiyle şiiliği karıştırıyorlar. Çok yanlıştır. Tamam camiye girip namazlarını birlikte kılabilirler sadece başlangıçta selam verirken falan hareketleri değişiktir.

- İran'da ezan arapça, hutbe farsçadır bir kısmı dışında.

- Hutbe'nin çok az bir kısmı sünnet olduğundan arapça okunur. M.B

- Ayasofya'nın hatibi eskiden elinde kılıçla hutbe okurdu. Çünkü Ayasofya fetih camisiydi. Bu şarkda da birkaç camide böyleydi.

- Fatih çok enteresan bir kişiliktir, harikadır, iki dünyanın efendisidir. Mareşalliği bir yana entelektüelliği bir yanadır. Muhteşem yetişmiştir.

- Osmanlı hanedanı bahsedildiği yada tartışıldığı gibi yok safkan Türk yok karışık falan filan değildir. Osmanlı hanedanı tamamiyle bir Türk-Ukrayna karmasıdır. (O sırada bir izleyiciden mail gelir. İzleyici, kız arkadaşının Ukrayna'lı olduğunu ve İlber hoca'nın bu laflarını duyduktan sonra kendini Hürrem Sultan yerine koyduğunu söyler. İlber hoca da o zaman sen de kendini Kanuni yerine koy der.)

- Bizim Türk erkeklerinin Ukrayna'lı düşkünlüğü ortaya çıktı böylece. F.A

- Nicolae Iorga "Türkler olmasa Ukrayna ve Romanya olmazdı" demiştir. Balkanların en iyi tarihçisidir.

- Selanik'in komutanı Tahsin Paşa, II.Abdülhamid'in gadrine uğradığı için o komutanlığa getirilmiştir İttihatçılar tarafından. Nedir yani her II.Abdülhamid'in gadrine uğrayan (haksızlığa, merhametsizliğe uğrama) iyi komutanmıdır, tabiki değildir. Bulgarlar oraları aldığında ilk işleri yahudi mahallelerindeki yahudileri katletmektir.

- Talat Paşa çok iyi bir organizatördür, Enver Paşa'da birşeyler yapar eder ama Cemal Paşa neden üçüncüdür, neden oradadır, ne yapar anlamak güç. Beceriksizdir buna rağmen ukaladır. Bir kanal harekatı var mesela felakettir.

- O kadar çok soruluyor ki yeniden cevaplayalım Truvalılar Türk değildir. F.A

- Truvalılar Türk de değildir, Helen de değildir.

- Ermeniler 4.asırdan beri bu topraklardadırlar. Hatta daha da öncesindendirler. Kürtler de çok eskidirler. Türklerden daha eskidir her ikisi de.

- Dürziliğin başlangıcı Fatımîler devridir. Cenazelerinde ağlamak ayıptır. Cenaze paldır küldür gömülür. Toprağın dibine kadar inilmez çünkü geri geleceğine inanılır. Reenkarnasyona inanır dürziler.


10 yorum var.:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. - Avrupa'nın Europalılığına Arabistan'ın şark kültürünü tercih ederim ve kesinlikle değişmem.

    Bunu Doğu Avrupa (Balkanlar) için söyledi hoca. Doğu Avrupalı olup, Avrupalı olacağıma; Arabistan'da şarklı olarak anılırım daha iyi gibi bir şey dedi.

    - Yavuz'un alevilerle hiçbir derdi yoktur. Oluşturulmak istenmiştir ama asla yoktur. 16.asrın en önemli şairidir. Fuzulu ve Baki'den sonra gelir.

    Yanlış hatırlamıyosam, burada şairliğinin övüldüğü kişi Yavuz değil, Şah İsmail'di.

    Çok iyiydi program, keşke hep çıksa; ama karşısında adam gibi sorular soran birisiyle ve Murat Bardakçısız. Gerçi MB bu sefer o kadar itici gelmedi bana.

    Fatih Altaylı da zaten tam gazeteci. Hep polemik yaratacak, tartışma olsun diye sorular sordu.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  3. Avrupa konusuna ekleme yaptım, teşekkür ederdim.

    Yavuz konusunda; oradaki ne Yavuz'du ne Şah İsmail'di. Gazel rekortmeni Kanuni idi. Hemen düzelttim. Şah İsmail'in adı pek geçmedi programda.

    YanıtlaSil
  4. Bu yazdıklarınız saat 1:00 a kadar olan zamandaki konuşmaların çok az bir kısmı. Program sabah 3:00 gibi bittiğine göre diğer kalan iki saatte tavla mı oynadılar ki hiç konuşmaları olmamış.

    YanıtlaSil
  5. Harika programdı bence. Programın etkisi midir bilemem fakat bugün çalıştığım yerde (D&R) Halil İnalcık ve İlber Ortaylı'nın kitaplarına ilgi yoğundu. (yoğun derken herkes saldırmadı kitaplara ama normal günlerdeki satışlardan daha fazla sattı)

    YanıtlaSil
  6. @Adsız

    Buraya bütün programı yazmak yerine ilgi alanımda olan ve özellikle not tuttuğum içeriği yazdım. Tamamını yazmak zorunda değilim, değiliz.

    YanıtlaSil
  7. Bu programdan önce Murat Bardakçı'dan pek hazetmezdim ama İlber Ortaylı'yı saygı ile dinlemesi ve aralara girmemesi takdire şayandı.

    Güzel program oldu, ah birde İlber Ortaylı'yı bulup Sultan Abdülhamit'in çantasını çalanın kim olduğunu öğrenebilsem daha güzel olacak :)

    YanıtlaSil
  8. “İlk olarak Osmanlı’nın bir parçası olan Bulgaristan Prensliği hemen bağımsızlığını ilan etti. Böylece Balkanlar’da yaşanacak felaketlerin kapısı aralanmış oldu. 27 Nisan 1909′da Sultan tahttan indirilir indirilmez aynı günün gecesi bir adi suçu muamelesi görerek apar topar Selanik’e yollandı. Ailesinin ve kendisinin bile şahsi eşyalarını almasına fırsat verilmeden Yıldız Sarayı’ndan çıkartıldı. Çıkartıldıktan sonra koskoca bir ümmetin Halifesinin Sarayında bulunan kendisinin ve ailesinin özel eşyaları talan edildi. Üzerine kışlık elbise giyemeden yola çıkmak zorunda kalan hanımı, soğuk aldığı için kısa süre sonra vefat etti. Ailesinin zinet eşyaları bulunan özel çantası zinet eşyalarıyla birlikte satılmak üzere bir Yahudi’ye verilerek Paris’e gönderildi. Ne bu adamdan bir haber alındı ne de Sultan’ın hanımının zinet eşyalarından. Sultan’ı göz hapsine aldıkları Selanik’te Alaaddin Köşkü ise yıllardır tamir görmemiş, kullanılmamış, içi bir harabe gibiydi. O soğuk ve bakımsız köşkte göz hapsine alındı… ”

    Sebahattin Arslan
    Timeturk

    YanıtlaSil
  9. Emek harcayıp sunana çok teşekkür ederim ayrıca böyle programlar çok sık olsa ne güzel olur.İlber ORTAYLI ne harika bir tarihçi.

    YanıtlaSil
  10. çok güzel bir blog.yeni keşfettim okuma başlıyorum hemen, her şeyi.

    YanıtlaSil