16 Temmuz 2009

Askeri müzeye dün sessizce bir bağış yapıldı


(Askeri Müze'deki Enver Paşa köşesinde eskiden beri varolan bir Enver Paşa üniforması.
Şimdi buna "süvari" tipinde olmak üzere bir yenisi daha eklendi.)

Yazı hakkındaki yorumumu hemen belirteyim. Öncelikle Murat Bardakçı'nın Habertürk Gazetesi'ndeki köşesinde 2 haftadır Enver Paşa'yı konuk etmesi benim açımdan pek sevindirici. Okumadık 1-2 kitabım kaldı -ülkemizde yayınlananlar içinde- Enver Paşa hakkında. Çok sıkı ilgilendiğim, araştırdığım; idealistliğine, teşkilatçılığına, vatan sevgisine hayran olduğum bir Osmanlı Subayı'dır Enver Paşa. Yazıda Şevket Süreyya Aydemir'in 3 ciltlik "Enver Paşa" kitabının hala tek kaynak olduğu yazıyor. Bence değil. İçerisinde tamamen kişisel duygularla yazılmış yüzlerce sayfa var. II.Abdülhamid düşmanlığını Enver Paşa'ya yıkma gibi saçmasapan bir mantık var. Nevzat Kösoğlu'nun "Şehit Enver Paşa"sı mutlaka okunmalıdır deyip geçiyorum. Turancı olmadığına yönelik kısmı ise hiç onaylamadım. Enver Paşa'nın fikriyatı neredeyse %90 oranında Turancılığa dayanır. Son olarak, yazıda geçen "..hayranları da Paşa'nın hatırasına internette ardarda siteler açtılar" kısmına sahibi olduğum ve Ocak 2008'de açtığım sehitenverpasa.com'da dahil. Şimdi yazıyı okuyabilirsiniz. Çok değerli bir bağış yapılmış, hem de kim tarafından..

***

Harbiye’deki Askerî Müze'ye, dün sabah sessiz sadasız bir bağış yapıldı: Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş öncesi son on yılının en güçlü ismi olan Harbiye Nazırı ve Başkumandan Vekili Enver Paşa'nın torunu Osman Mayatepek, büyükbabasının merasimlerde giydiği süvari üniformasını, müzeye hediye etti.

Üniforma bundan böyle Askerî Müze'de zaten varolan Enver Paşa Köşesi'nde sergilenecek. Dün, müzeye gittiğimde, Enver Paşa'nın yakın zamanda yeniden moda oluşunu hatırladım. Türkiye'de, son birkaç sene içerisinde Enver Paşa hakkında çok sayıda kitap yayınlandı, hayranları da Paşa'nın hatırasına internette ardarda siteler açtılar.

Paşa'yı gündeme getirenler sadece bu hayranlarından ibaret değildi; Sarıkamış bozgunundan ilham alanlarda ağızlarına geleni söylemekle meşgul oldular ve hâlâ da söylüyorlar. Anlayacağınız, "ya ifrat, ya tefrit" âdetimiz Paşa konusunda da hükmünü bütün haşmetiyle devam ettiriyor...

"Lehteki" yayınların ortak bir noktası var: İçleri boş, bomboş! Maalesef, ilk baskıları daha önce yapılmış olan bir-iki eserin dışında tamamı kulaktan dolma, Enver Paşa'nın adını efsaneleştirme sevdasıyla bir çeşit hayranlık krizi içerisinde kaleme alınmış sade suya tirit kitaplar. İçlerinde bugüne kadar yayınlanmamış tek bir orijinal belge bile yok ve bazı kısımlarına katılmamama, daha doğrusu Paşa'nın 1918 sonrasındaki hayatını tam olarak ele almadığına inanmama rağmen, Şevket Süreyya'nın üç cildlik eseri, Enver Paşa konusunda hâlâ tek kaynak...

Yapılan son yayınlarda, ortaya bir iddia daha atılıyor: Paşa'nın "Turancı" olduğu...Enver Paşa'nın son senelerine ait bütün yazışmaları şu anda bendenizdedir ve bunların tamamını okuduktan sonra vardığım kanaat, Paşa'nın "Turancı" olmadığıdır.

Ellerinde belge olmadan yayın yapan hayranlarını belki şaşırtacağım ama, daha açık söyleyeyim: Enver Paşa'nın hayali bir "Turan Devleti" değil, Orta Asya'dan Hindistan'a, hattâ Türkiye'ye kadar uzanacak bir "İslâm İmparatorluğu"dur. Bu imparatorluğun temelinde koyu bir şeriat değil, İslâm'ı "ortak değer" kabul eden bir federasyon düşüncesi vardır, Paşa'nın böyle bir devlet kurma çabasının sebebi de, o senelerin tek süper gücü olan İngiltere ile mücadeledir. Daha da önemlisi: Enver Paşa hayalperestti ve romantikti, ama "Orta Asya'ya Turan'ı kurmak için gidiyorum" gibisinden tek bir söz bile etmemişti ve emin olun, bütün hatalarına rağmen, içerisinde bulunduğu şartlardan böyle bir söz etmeyecek kadar haberdardı.

Murat Bardakçı
(Habertürk, 15.07.2009)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.