13 Temmuz 2009 Pazartesi

Topkapı Sarayı, Kutsal Emanetler ve Şarap Konseri

(Fatih Sultan Mehmed Han tarafından 1478’de yaptırılan Topkapı Sarayı,
Sultan Abdülmecid’in Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırmasına kadar yaklaşık 380 sene
devletin idare merkezi ve Osmanlı sultanlarının resmi ikametgahı olmuştur.)

Blogun kurucu yazarı olarak bu konu hakkında bir yazı yazmak benim ilk görevim. Olayların dinmesini bekledim -üstelik dinmesini de istemiyor, gereken tepkinin verilmesini arzu ediyorum- ve sonunda klavyemin başına geçtim. Öncelikle bu olayın gerçekleşmesinde emeği olan, imzası olan herkes sorumludur. Kimdir bunlar? Olayı protesto edenlere "zavallı" diyen Kültür Bakanı Ertuğrul Günay ve Topkapı Sarayı Müdürü Prof.Dr.İlber Ortaylı. Olayın protesto edilecek ne yanı var diyen arkadaşlar mümkünse ne blogu okusun ne de tarihle ilgilensin. Tarih bir sorumluluktur. Tarihe, siyasal ideolojiler ve inanç sökmez. İnancı olmayan için zaten bu süreç daha zorludur. Ben şu "malum olaya" geçeyim.

Geçtiğimiz cuma günü (10 Temmuz 2009) Topkapı Sarayı'nın içerisinde, kutsal emanetlere 150 metre uzaklıktaki bir alanda Piyanist İdil Biret bir konser düzenledi. Bu konser minderlerin üzerinde yatarak şarap içen -konserin temasında şarap da vardı çünkü- birçok insanca izlendi ve normaldir ki beğenildi. Konunun İdil Biret veya şarap olması beni zerre kadar ilgilendirmez fakat yapılan yer işin içine karıştımı ben de -veya biz de- karışmak zorundayız.

(İdil Biret, 21 Kasım 1941 Ankara doğumlu piyano sanatçısı.
Birçok ödül ve nişanı vardır lakin toplumsal konulardaki duyarsızlığı, laubali savunmaları;
milyonlarca vatandaşımız tarafından reddedilmiştir.
Ucuz ve sığ demagoji ile değil sanatla ilgilenenlerin ruhunu doyurmaya devam etmesini temenni ediyorum.)

Birincisi şu sıralar Müslüman-Türk kardeşlerimiz Doğu Türkistan'da katlediliyor, adeta bir soykırım yapılıyor. Hem kültürleri hem de dinleri asimile ediliyor, yok ediliyor. Yani zaman hiç uygun değil bu tip gecelere. İkincisi konserin yapıldığı mekan Topkapı Sarayı. Ecdadımızın, Osmanlı'nın kalesi. İçerisinde bir ruh var, bir miras var, bir gelenek var, görenek var. Bu yetmemiş olacak ki üçüncü olarak şarap içildiği sırada kutsal emanetlere sadece 150 metre uzaklıkta olunduğunu unutmuş organizasyonu düzenleyenler. Bu, katılımcılar veya organizatörler için bir problem teşkil etmeyebilir lakin Topkapı Sarayı bu ülkenin topraklarındaysa, bu ülke halkı da istediğini söyleyebilir konu hakkında. Bu resmen bir saygısızlık, bir kendini bilmezliktir. En başta da dediğim gibi bu işin altına imza atanlar 1.dereceden sorumludur. Hesap vermek zorundadırlar.

Konu hakkında onlarca paragraf yazmak isterim ancak gerekli tepkiyi elbet çeşitli kurumlar, kuruluşlar, teşkilatlar ve basın-yayın organları verecektir, vermeye de başladılar. Ama elbette buna karşı gelecek, "müzik özgürlüğü" diyecek," medeniyet" diyecek onlarca da kurum, kuruluş, basın organı mevcut. Medeniyetin zirvesinde yaptı o sarayı Osmanlı halbuki. Benim kişisel tavsiyem konuya zerre hakimiyeti ve duyarlılığı olmayan Kültür Bakanı Ertuğrul Günay derhal görevlerinden istifa etmelidir. Bu yükün altında kalmaktansa, aynı görevde olup istifa etmeyi kendi adıma tercih ederdim. "Gizlenen Tarihimiz" adlı blogumuz bu tip konulardaki hassaslığını her daim gösterecektir. Yazar kadrosundaki diğer arkadaşlarım da kendilerine özgü yorumlarını yapabilir, yazılarını yazabilir, böylelikle onların da bu konudaki fikirlerini görebiliriz. Ayrıca blogumuzun sağ üst köşesinde bir anket var. Oylarınızı verdikten sonra bu olay hakkındaki yorumlarınızı yine bu yazıya yorum olarak da bırakabilirsiniz. Tarihi hassasiyet konusunda görevlileri duyarlılığa davet ediyor, devletimizden bu konu hakkında ciddi bir soruşturma talep ediyor, olayı gerçekleşme esnasında ilgili mekanın dışında protesto eden Alperen Ocakları İstanbul İl Teşkilatı'na ve aynı gece Habertürk kanalındaki Tarihin Arka Odası adlı programda "İdil Biret konserinin sponsorunun bir şarap markası olması ve konser sloganının bunun üzerinden yapılması yüzünden, saraya ve saray tarihine saygısızlık edildiğini, halkın saygı duyduğu şeylerde duyarlı olunması gerektiğini" söyleyen Murat Bardakçı'ya teşekkür ediyor, Doğu Türkistan'da haince şehit edilip Rahmet-i Rahman'a ulaşan kardeşlerimiz için sizlerden birer Fatiha göndermenizi diliyorum. Saygı ve dostlukla..

Yağız Gönüler
gizlenentarihimiz.blogspot.com
Kurucu / Yazar

22 yorum:

  1. Rabbim Doğu Türkistan'da zulüm gören kardeşlerimizin yardımcısı olsun.
    Yazınızı içim sızlayarak okudum.Ben Topkapı Sarayı'na gittiğimde Tarih incinecek korkusu ile usulca yürürüm.Atalarımız KUTSAL EMANETLER'i itina ile korumuşlar.Hatta onların temizliği sırasında oluşan tozlara hürmet etmişler.Ecdadımızın Efendimiz(S.A.V.)'e ve yüce dinimize olan saygı ve hassasiyeti doruk noktada idi.Ruhları şad olsun.Konu ile ilgili hassasiyetiniz için Allah Razı olsun.Kimlerin torunu olduğumuzun farkında olabilmek duasıyla...
    Syg.
    Pürnur

    YanıtlaSil
  2. Hassas olunmasi bize gore dogal, bazilarina gore gereksiz ve sacma olan bir mevzu daha. Bizim hassasiyet nedenlerimizi bir bir, acik ve net sekilde Yagiz dile getirmis zaten, tekrarlamaya gerek yok. Konser organizasyonunda emegi gecenlerin ve yetkililerin olaya bakis acilari ise icler acisi. Yeri geldiginde "demokratik"likten dem vuranlar, bu tepki karsisinda bu tepkinin demokratik hak oldugunu unutup, bu tepkiyi gosterenlere nasil saldiracaklarini sasirdilar. Onlari Allah'a havale ediyorum.

    Yalniz sunu da eklemek istiyorum. Tepkimizde sonuna kadar hakliydi kardeslerimiz. Ancak yapilis biciminda bazi seyler gereksizdi diye dusunuyorum. Ozellikle namaz kilinmasi beni rahatsiz etti acikcasi. Dini vazifelerin reklam araci olarak kullanilip, kameralarin karsisina bu sekilde cikmak bana gore hos degil. Tepkinin bu kismi disindaki her kisma ise katiliyorum, destekliyorum.

    YanıtlaSil
  3. Bununla ilgili bi yazı yazdım ama yayınlamadım, burada yazıyım bikaç bişey.

    Topkapı Sarayı'nda konser monser olmaz. Kim gelirse gelsin orada yaşayan tarihten daha büyük değildir. Burada herkesin hemfikir olması lazım. Bırak şaraplı konseri, ben oraya abdestsiz girilmemesinden yanayım. Sadece Topkapı'ya has değil, Dolmabahçe ve Çırağan gibi yerlerde de balo vs. yapılmasına karşıyım.Neyse konuma döneyim.

    Eleştireceğim başka konu da Alperenlerdir. Haberi ilk televizyonda izledim aklıma direkt Abdulhamid'i tahttan indirmek üzere Saray'ı basan "İttihat ve Terakki Cemiyeti" geldi. 1909-2009 arası geçen 100 yılda manzara aynı, hiçbirşey değişmemiş. Düşüncelerine hak veriyorum, Kutsal emanetlerin dibinde içkili eğlence olmaz.

    Diğer taraftan da onlara mı kaldı bu iş diyorum. Bence şov kokuyor bu olay. Madem dininize bu kadar bağlısınız, Antalya'da Bodrum'da İzmir'de sabahlara kadar içki feat. fuhuş var. Oralara da gidip barları bassanıza hadi. Din yasaklıyor deyip kapatın diskoları bakalım ne diyecekler?

    İlber Hoca akşam Bardakçı'nın programına bağlandı ve hiç de öyle pişmanlık duyar gibi bi hali yoktu bilakis aman işte oldu napalım der gibiydi. Bu konuda ciddiyetin ele alınması lazım, oranın anlamını kavrayamamışsanız bırakın başkaları yapsın o görevi.

    Dipnot: Şu Pelin Batu denilen kadını Allah rızası için birisi sustursun. Hala daha işin fantastik kısmında, Hellovın şeyinde. "Baloda içki olacak, çıkıcam ayışığını seyredicem. Sonra konsere dönücem" diyen düşünce özürlü birisi işte. Allah belanı versin diycem, olmayacak.

    YanıtlaSil
  4. konunun topkapıda içilip içilemeyeceği, içilecekse bu 150m mi 350m mi olmalı kısmına karışmak istemiyorum da kafamda ufak bir ayrıntı kalmış, topkapı adı geçmişken sonrayım. dış borç alınarak yapılmıştı sanki, yanlış mıyım ?

    YanıtlaSil
  5. gecende bir yerde gördüm bu konser haberini...' yok yaa olamaz, topkapi sarayi degildir o söz edilen yer ' diyip gectim (haberin tamamini okumadim sade biyerde öyle gözüme takilmisti)
    ki bana göre saygisizliktir...

    sanki kasti yapilmis olan birsey var gibi...

    Istanbul'da konser yapilacak baska yer mi kalmadi ?
    once Konser yapilmaya müsait alan varken neden Topkapi sarayinin bu kadar yakininda biryer...

    Sarapin haram olmasina atalarimiz cok fazla önem gösterirken onlarin emanetlerinin dibinde yapilan saygisizliga bakin...


    Nasil kabul etmis yetkililer böyle birseyi...
    cok mu para aldilar acaba bu isten, neden tepkisiz kalmis yetkililer...

    YanıtlaSil
  6. @zajebiście

    1478 yılında Osmanlı'dan borç alınıyordu. Bilgiyi nereden aldıysan, yanlıştan ziyade baştan aşağı yalan bir bilgi.

    Fatih Sultan Mehmed -ki Osmanlı'nın zirve dönemidir, henüz 7.padişahtır- döneminde dış borç nasıl alınabilir? Akıl mantık dışı olduğu gibi, resmi tarihte böyle birşey yok.

    9 Ekim 1924'te yani Cumhuriyet döneminde müze haline getirildi. O dönemde birşey aldıysa Cumhuriyeti kuranlar, araştırmak lazım. Kaldı ki böyle bir bilgi de yok.

    Yani bildiğin şey, düpedüz komedi olur. Hayal ürünüdür. Yıldız Şale ile karıştırılıyor olabilir zira orada biraz borçlanma var. Hatta Dolmabahçe'de de var..

    YanıtlaSil
  7. @Ali

    Az önce şok bilgiler ve videolar edindim. Cumhuriyet gazetesi kadar yalan yanlış, halkı kaosa sürükleyen bir gazete de görmedim. Hepsini yarın burada paylaşacağım. Bu blog gerçekler üzerine kuruldu, okuyucular gerçekleri yarın da görecek. Ayrıca İlber hoca sponsor firmaya epey yüklenmiş, çok sinir yapmış o gece. Herşeyin farkına geç varmış. Gerisi yarına..

    YanıtlaSil
  8. @zajebiście

    Bir ekleme daha. Osmanlı ilk dış borcunu 1854'te almıştır. Bunu da blog arşivinde bulabilirsin.

    http://gizlenentarihimiz.blogspot.com/2009/07/abdulhamid-duyun-u-umumiye-ile-ds-borcu.html

    Onun öncesinde borç morç yoktur.

    YanıtlaSil
  9. @zajebiście

    Borç alınarak yapılan en ünlü saray, Abdülmecid döneminde inşa edilen Dolmabahçe Sarayı'dır. Topkapı ile karıştırılmasın. Vincenzo'nun da dediği gibi, Topkapı'nın yapıldığı zamanlarda borç alınarak saray yapılması söz konusu bile değildi.

    Öncelikle Vincenzo'nun yazısına katılmamak elde değil. Benim bu olayda en çok canımı sıkan şarap değil; kola ya da ayran da olmasın. Konser verecek yer mi kalmadı memlekette? Topkapı Sarayı yahu orası, bu kadar mıdır kültürel mirasımıza, tarihimize saygımız?

    Namaz konusunda da Ömer ile aynı fikirdeyim. Tepkiler farklı şekilde ortaya konmalıydı.

    Blogun bir diğer yazarı olarak görüşlerimi paylaşmak istedim.

    Saygılarımla,

    YanıtlaSil
  10. Öncelikle Linki ayağıma kadar gönderdiğin için sağolasın yağız. Yoksa denk gelip okuyamayabilirdim.

    Yani ne söyleyeyim ki. Herkes söylemiş zaten birşeyler. Namazlı tepki için de söylenecek pek birşey yok. Show amaçlı değilse yerindedir. Show olduğunuda düşünmüyorum açıkcası. Benim fazladan söyleyebileceğim tek şey -şunlara dayanarak- bela okunmaması olur.

    İçkiye çok düşkün olduğu için bela okunur sahabelerden birine ve Aleyhissalatü Vesselam'ın yanında. Efendimiz şöyle buyurur: Bela okumayınız. O, Allah ve Rasulünü sevendir. Onun yerine doğru yolu bulması için Allah'a dua ediniz...

    İmam'ı Azam'a sorulur ki: "Bir kimse babasını öldürse, sonra şarap içip sarhoş olsa ve zina etse imanı gider mi? Hayır der. O kimse çok büyük günah işlemişse de yine mümindir. Günah işlemekle iman gtmez." bu tepki gösterilmesin demek değildir. Bela okumayın. Doğru yolu bulmaları için dua edin. Cennet herkese yetecek kadar geniştir.

    YanıtlaSil
  11. @Quaresma

    Alperenler hayatlarını Osmanlı fikriyatında sürdüren bir nesildir. Örnek alınması, sevilip sayılması gereken bir teşkilatlanmadır. Tepkilerinin İdil Biret'le uzaktan yakından alakası yoktur. Zaten arayıp "üzerinize alındıysanız özür dileriz" denmiştir Alperen Ocakları İstanbul başkanı tarafından.

    Bugün radyoda Nihat epey attı tuttu. Cumhuriyet, Hürriyet, Kanal D ve Nihat artık Chp'nin resmi yayın organları olduklarını açıklamalılar.

    Allah hepimizi kuru cehaletten, cahil ukalalığından, haksızlıktan, kültürel yozlaşmadan, din asimilasyonundan, tarih bilmezlikten korusun. Âmin.

    YanıtlaSil
  12. ben bir şey anlamadım önce "Konunun İdil Biret veya şarap olması beni zerre kadar ilgilendirmez" demişsin sonra da "üçüncü olarak şarap içildiği sırada kutsal emanetlere sadece 150 metre uzaklıkta olunduğunu unutmuş organizasyonu düzenleyenler" demişsin şimdi sana göre sıkıntı şarap içilmesiyle alakalı mıdır alakasız mıdır?

    YanıtlaSil
  13. Şarap, bira, rakı, vodka, viski türleri beni alakadar etmez, yani içkinin türü beni alakadar etmez demek istedim. Çünkü her ne olursa olsun orada içki içilmesine karşıyım, karşıyız, her zaman da karşı olacağız. Çayırda çimende barda pavyonda pubda isteyen sabaha kadar içsin. Kültürel değerlerimizden uzak dursun sevimli entelektüel içiciler.

    İdil Biret'e gelince. Ali mükemmel özetlemiş. İster virtüöz, ister tefal fritöz, kimse Topkapı Sarayı tarihinden büyük değildir.

    YanıtlaSil
  14. bu bakış açısını anlıyorum ancak bugün ntvde ilber ortaylı'nın "Burası sarayın girişidir, bir kutsalı yoktur." cümlesini ve bazı diğer tarihçilerin de sarayın hangi alanının kutsal olduğuyla ilgili yazdıklarını okuyunca sadece şunu anlayamıyorum tarihi bir mekanda herhangi bir konser verilmesine toptan mı karşısınız yoksa konserin içkili olması mı rahatsızlık yaratıyor? çünkü bu ikisi çok farklı karşı argümanlar gerektirir.

    YanıtlaSil
  15. Şimdi bu soruna cevabı ben kimin adına vereyim? Kendi adımamı blog adınamı? Blog adına cevap vermek benim haddime değil, savunduğum siyasal ideoloji adına da cevap vermek benim haddime değil.

    Lakin kendi adıma cevap vereyim, zaten diğer yazar arkadaşlar kendi fikirlerini yukarıda beyan etmiş. Tarihi yerlerde, vakti zamanında 24 saat Kuran okunan yerlerde, kutsal emanetlere ve birçok türbenin neredeyse dibinde olan bir yerde ne konser olur ne içki. Bu vaziyete "Gayet doğal olan demokratik bir özgürlük" oyunu veren arkadaşlara da gülüyorum, yine kendi adıma. Özgürlük, başkalarının maneviyatını kirleterek yapılıyorsa ben başlarım öyle özgürlüğe.

    Biri gelip benim boynumdaki cevşeni çıkartacak, elinde tespih gibi sallayacak. Ben de "yaşasın, medeniyet budur!" mu diyeceğim? Salak olmam lazım muhtemelen. Bu tip şeyler olduğu sürece karşılığı verilecek. Ayrıca şükredilmelidir ki protestoyu Alperenler verdi. Başkaları verseydi ne olacaktı otursun bunu düşünsünler. Memlekette İdil Biret'in konser vereceği başka yer kalmadı mı? Turan Alkan'ın dediği gibi, bi dahaki konseri de Sultanahmet Camii avlusunda yapsınlar. İşte o zaman hakların hakikati konuşacaktır sevimli içici entelektüel kültür hazinesi arkadaşlar için.

    Üslubum "bu konuda" sert gelmiş olabilir herkes mümkün mertebe anlayış göstersin. Son olarak şunu söyleyeyim ben bir ideoloji peşinde koşan her idealist insanın önünde ceketimi ilikler saygı duyarım ve onu asla rencide etmem. Fakat adabıyla eleştirmeye gayret ederim. Lakin Cumhuriyet Gazetesi gibi "Alperenler sarayı bastı, sopalarla izliyeciler dövüldü" yazma haysiyetsizliğini göstermem. Gerçi bu gazete kurulduğundan beri yegane amacı muhafazakar / milliyetçi kesimi aşağılamak, çamur atmaktır. Hem de mesnetsiz. Artık Hürriyet'i de bu gruba dahil edebiliriz. Ayşe Arman da herhalde en güzel örnek son zamanlarda.

    Daha başka sorun varsa yine kendi adıma cevaplayabilirim güzel memleketimin değerli öğretmeni.

    YanıtlaSil
  16. sanaydı zaten soru zira karşıt görüşte olduğunu bildiğim bir insanın bakış açısıydı samimi bir şekilde merak ettiğim. "Ayrıca şükredilmelidir ki protestoyu Alperenler verdi. Başkaları verseydi ne olacaktı otursun bunu düşünsünler." cümlesi sorularımı cevapladı yeterince güzel memleketimin değerli insanı, teşekkürler.

    YanıtlaSil
  17. Sorularınla o yorumumun bir alakasını kuramadım. Ülkemizdeki belli cemaatleri kışkırtmamak lazım. O yorumumdaki kasıt buydu. O cemaatler ayağa kalkınca hoş manzaralar çıkmıyor ortaya. Çamur politikalarıyla bu deve güdülmez.

    YanıtlaSil
  18. yok diğer sorularımı zaten cevaplamıştın ben bakış açısı manasında sorumun cevabını o yorumda aldım diyorum. "güzel memleketimin değerli öğretmeni" lafının altında gizlenen tonla da "ben bir ideoloji peşinde koşan her idealist insanın önünde ceketimi ilikler saygı duyarım ve onu asla rencide etmem"ezlik yapılmaz.

    YanıtlaSil
  19. O cümleyi senle aramdaki samimiyetten kurdum. Her lafın altında birşey aranmazki :) Fikirlerimin taban tabana zıt olduğu fakat yediğim içtiğim ayrı gitmeyen onlarca dostum var. "İş başka arkadaşlık başka" diyeyim. Kafamı da bozma :)

    (İlerde ingilizceden türkçeye bir Osmanlı makalesi için işim düşer belki deyip kaçayım)

    YanıtlaSil
  20. hadi öyle olsun bakalım vinçenço :)

    YanıtlaSil
  21. Avrupalilar, Amerikalilar, israilliler ve onlarin kuklalari Gizli gücler islerini bilirler.
    Arupada 25 senedir, Avrupalilarin actirdiklari Diyanet Camilerinde, imam efendilere gizli emirler verilerek islamiyetin Müslüman Cocuklarina ögretilmesinin önune gecilmistir. Bu gizli hile devam etmektedir.
    Seyh Samil Ruslarla 200 sene savasmis sonunda Osmanli Sultanindan yardim istemis. Sultanin kalbi kan aglamis ama basinda o kadar gaile varmis ki maalesef yardim edememis! Ruslar kazanmislar.
    Simdi Avrupada ki Diyanet Camilerinin durumu aynidir. Müslümanlar evlatlarini kaybetmektedirler. Binbir seytani hilelerle; Dinsizlik, Hristiyanlik, Yahovacilik, Ahlaksizlik, Namussuzluk, Sahtekarlik, Seytanlik icinde kalmistir melek gibi Müslüman evlatlari. Müslüman ebeveynler kuduz köpekler gibi dindar Müslümanlara ve islamiyete düsmandirlar. islam düsmani gavurlara, dinsizlere, rezillesmis Müslümanlara dostturlar. Sikayet edecek bir merci var midir? Keske olsada yavrularimizi kurtarabilsek!
    Muzaffer Alev Kopenhag www.esir.webbyen.dk

    YanıtlaSil
  22. Gariptir ki bu olaydan sonra tarihi eserlerimizi deliler gibi koruyan millet kesildik. En basit bir örnek vermek gerekirse eski dönemden kalma mezarlıklar tam bir içkici,tinerci mekanı olurken kimse ses çıkarmıyor. Daha başka tarihi eserlerimizin başına neler geliyor artık sizler google a girer görürsünüz.
    Bu olay ideolojik bir kıvama geldiği için kim suçlu kim suçsuz aramam. Fakat kimseden de duymadım ki işte içkili konser vermek medeniyettir diye...Bunun nedenini ille de bir suçlu veya mazaret bulmak "içgüdümüzden" dolayıdır diye tahmin yürütebilirim.
    Tabii tüm görüşlerimiz bakış açımıza göre değişir.
    Son demek istediğim artık müslümanların muhalefet etmeleri şiddetle değil de daha çok hukuksal yönden göstermeleri daha iyi olur. Onu yak bunu yak, onu kır bunu kır...Suçsuz olsak bile suçlu oluyoruz. Sonra elaleme de bunlar malzeme oluyor. Mantıklı insanlarız; bazı şeyleri dillendireceksek bunun yolu yakmak, dökmek olmamalı...

    YanıtlaSil

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.