TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Frankfurt Kitap Fuarı ne işe yarar?

Kitap fuarları malum, Frankfurt en ünlüsü. İkincisi Tahran, daha da var... Mayıs ayındaki Tahran fuarı daha çok tüketiciye yönelik. Yabancı kitapların da telif hakkı ödenmediği için ya tercümesi hatta bazen kopyası bile satılıyor. Veya devletin sübvansiyonu ile okuyucuya ulaşıyor, onun için çok kalabalık.

Bizim kitaplar daha heyecan vericiymiş
Frankfurt kitap fuarı ise kitap satışının yasak olduğu, sadece son gün kapış kapış kitap satılan, hatta dağıtılan ilginç bir yer. Neredeyse bütün ülkelerin standı var ama mesela Sovyetler Birliği ve Yeni Rusya için temsilin son derece zayıf olduğunu söylemek gerek. Çok kitap basılan İran yok, Arap ülkeleri de. Hindistan’daki neşriyatı da şimdilik aramayın. Demek ki basılan kitabın Allah bilir yüzde biri bile yok. Ama yayınevleri ve iletişim şirketlerinin karşılaştığı iş anlaşmalarının yapıldığı bir yer. Geçen yıl Türkiye baş misafirdi, bu yıl da Çinliler. Çin pavyonu güzel düzenlenmişti ama basılan kitapların Türklerinki kadar çekici olmadığını söylediler. Adet olduğu üzere açık oturumlar ve konferanslar tertipleniyor. Bir hayli Türk yazarı fuara geliyor ve konuşma yapıyor, kitap imzalıyor. Misafir Çin olduğu için Türk pavyonunda Çin ile ilgili bir açıkoturum da yapıldı. Benden evvel konuşan Prof. Dr. Gül İrepoğlu Türk minyatürlerinden, Levni’den ve Levni üzerine yazdığı romandan bahsetti. Güzel görsellerle konuşmasını destekledi. Ben ise bu yılki fuarın ana konusu olan Çin’in Türk tarihi için olan öneminden kısaca söz ettim.

Türk tarihçileri iyi birer sinolog olmalı
Son 1000 yıllık Türk tarihi “Çin sınırlarından batıya çekilmek” diye özetlenebilir. Tabir benim değil, Yılmaz Öztuna üstadındır. Ondan evvel Çin’in komşuları Türklerdi ve çok sevilen komşular değildi. At ve silah konusundaki üstünlükleri dolayısıyla Çin Seddi’nin bu kuzeylilere karşı inşa edildiği malumdur. Kendi ismimizi de onların metinlerine ve yazım kurallarına göre “Tukyu” olarak biliyoruz. Bu bizim kendi yazımızı kullanmamızdan önceki birkaç asırdır; öyle birkaç asır değil, yedi-sekiz asır. Avrupa milletlerini de tarihe başkaları tanıttı, ama o başkası Romalılardır. Doğru düzgün kayıtları olan, lisanları bilinen ve rahat okunan bir büyük kavim. Germenleri ve Gallileri geleceğin insanlığına tanıtan yazarlar Julius Ceasar, Tacitus gibi adamlar. Bizi tanıtan Çin yazıtları ise öyle kolay anlaşılır ve değerlendirilir şeyler değil. Sinoloji ilminin bu çetin cevizleri halletmesi lazım ve her şeyden evvel biz Türk tarihçilerinin iyi sinolog olması lazım.

Şüphesiz ki Çinlilerden de aldığımız kelimeler de var. Çin uzmanlarının ifadesine göre bildiğimiz “su” kelimesi gibi. Ama Allah’tan ecdadımız Japonlar, Koreliler ve Mançular gibi birtakım kavimlere uyarak Çin yazısını almamıştır; bir de tarihimiz için bu metinlerin çözümüyle uğraşacaktık. Fuar ne işe yarar, cevap veremiyorum. Ama bir ülke ve yayıncılar grubu açısından Frankfurt gibi yerlere gidip katılmamak olmaz. Türkiye son birkaç yıldır Frankfurt’a aktif olarak katılanlardan.

İlber Ortaylı
(Milliyet, 18.10.2009)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder