4 Ekim 2009 Pazar

İlber Ortaylı'nın bazı sözleri

Tarih'i çok sevmemin ortaokul öğretmenim ve çeşitli vasıtalarla başladığını çoğu kez yazmıştım. İlber Ortaylı hocanın ise bambaşka bir yeri vardır biz tarihseveler üzerinde. Bazı kitaplarındaki alıntıları gerek web gerekse kütüphanem vasıtasıyla toparladım. Üzerlerindeki bazı dilbilgisi hatalarını düzelttim ve bazı cümlelerin sonuna parantez içi yorumlarımı kattım. Güzel olduğunu düşünüyorum. Blogumuzda da İlber Ortaylı hocanın birçok makalesi ve kitaplarından alıntılar mevcuttur. Kendimize pay veya paydalar çıkarmalı, iyi idrak etmeliyiz İlber hocayı..

***

- 18 yaşını bitiren bir çocuğu, bence tarih okutuyorum diye almak cinayettir. [1]

- Birinci Roma çok tanrılıydı. İkincisi Hristiyan'dı. Üçüncüsü Müslüman olamaz mıydı? [2]

- Birbirlerini tanımayan, birbirlerinden şüphe eden kitlelerin bulunduğu yerde ne sulhüsalah yani barış, ne de onurlu bir eşitlik olur. [3]

- En utanılacak yönümüz tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek, tarih yazmamak konusundaki cahilce ısrarlarımız. [4]

- İslam aleminde Türkler için bir model yoktur; çünkü biz modern bir dünyada muasır bir medeniyeti hem benimsemek, hem de onunla kavga ederek tarihimizi ve kimliğimizi korumak zorunda olan bir milletiz. [5]

- Türkiye'nin içine kapanması, Batı medeniyetini reddetmesi, bir "Taliban rejimi"ne dönüşmesi mümkün değildir. [6]

- Türkler teşkilâtlanma yeteneği yüksek, askeri bir toplumdur. Yani "Her Türk askerdir" sözüne gülerler ama beğenin beğenmeyin bu doğrudur. [7]

- Tarihçinin ihtisası olmaz. [8] (En sevdiğim sözlerinden biridir. İhtisas, "duygu" anlamına gelir. Tarihçi de duygu olmamalıdır bence de. Duygu vesilesiyle okuduğumuz birçok kitabın değeri yitip gidiyor.)

- Bir toplum, iyi tarih yazıyorsa rafine bir toplum olur. [9]

- İlmin ve sanatın yüzde 70'i pösteki saymak gibi sıkıntıdır, yüzde 30'u keyifle yapılır ancak. [10]

- İyi muâmele edildiği yerde azınlıklar erirler, asimile olurlar. [11]

- Vergi toplayamayan devlet, devlet vasfına sâhip değildir. [12]

- İtalya kültürünü bilmeyenler, Avrupa kültürünü bilemez, tanıyamaz ve anlayamazlar. [13]

- İhtilâlle demokrasi öğrenmek marifet değildir. [14]

- Toplumun geri kalmışı, insanlarını yeteneğine göre değerlendiremeyen toplum demektir.[15]

- 19. ve 20. yüzyıllarda Japon dediğiniz, Avrupalıya benzemek için önce gözünü ameliyat ettirerek işe başlamıştır. Bu ameliyatlar halen devam ediyor. İran'lı hanımlar arasında da burun ameliyatı yaygın, bizde de sarışınlık. [16]

- Türk ordusu ricat etmeyi bilmezdi. İlk defa ricat etmeyi İstiklal Savaşı'nda öğrenmiştir. Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın harp tarihimizdeki büyük katkısı düzenli geri çekilmeyi öğretmesidir. [17] (Ricat, "geri çekilme" anlamına gelir. Malumunuz balkan harbinde mutlak bir mağlubiyete uğramamızın en büyük sebebi ricat taktikleri konusundaki bilgisizliğimizdir.)

- Osmanlı Cemiyeti'nde şunu açık söyleyelim, klâsik devir "İslâm Devri" dediğimiz "Abbasiye Devri" ve "Orta Asya"da Timurlenk ve onun oğulları Uluğ Bey zamanında süren klâsik parlak ilmî gelenek bitmiştir. Osmanlı Dönemi bu klâsik ilmi geleneğin parlak olarak devam ettiği, hattâ devam edebildiği bir devir değildir. [18]

- Liyakata dayanan terfi sistemi tıpkı eski cemiyetteki gibi devam etmektedir ve dolayısıyla da bu toplumda tıpkı eski Osmanlı sistemi gibi sınıflaşma meydana gelmemektedir. Yani o anlamda bir sınıflaşma, sâdece belirli sınıfların hâkim olduğu ordular ortaya çıkmamaktadır. Belirli zümreden insanların hâkim olduğu bürokrasiler ortaya çıkmamaktadır. Bu, osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesi için ortak ve mümtaz bir özelliktir. [19]

- Bir opera eserini icra eden cemiyet, bir çok işi topluca yapabilme ve örgütlenme kâbiliyetine sâhip demektir. [20] (Bu söz resmen Mustafa Kemal Atatürk'ün Sofya Operası'nda izlediği bir icradan sonra sarf ettiği "Adamların bizi Balkan Savaşı'nda niye yendiklerini anladım" sözünün günümüze taşınmış halidir.)

- Şarktaki gibi her sokağın ötesinde bir başka cemaat, her kapının arkasında başka dil, her semtte ayrı bir din gibi şeyler görünmez batı Avrupa'da. Bu muhtelif kavimlerin birlikte yaşama meselesi Akdeniz Ortadoğu toplumlarına hastır. Hindistan alt kıtasına hastır. [21]

- Cumhuriyet Türkçe'dir, niye Türkçe'dir; çünkü cumhuriyetin kökü "cumhur", cemaat anlamında "people" anlamında "congregation" anlamında bir Arapça kelimedir; ama o kelimeden cumhuriyet ve cumhuriyet rejimini türeten Türklerdir. Binâenaleyh mefhumun içerisi tamamen Türkler tarafından doldurulduğu için bu çok Türkçe bir kelimedir. [22]

- Bünyesine girmek istediğimiz dünya eğitimde geridir, gerilemekte değil, geridir. [23] (Bu sözünde bünyesine girmek istediğimiz dünya Avrupa Birliği'dir.)

- Türkiye'nin sınırları bakımından, içindeki problemleri bakımından Batı Avrupa modelleriyle benzeşir yanları yoktur. [24]

- Avrupa Birliği gibi birliklerin içine girmek gerekir, fakat bunlara fazla bağlanmama, yani her an bavulu hazır iç güveyisi gelin kız durumunda girmeniz gerekir ki, bir kriz anında orayı kolayca terk edebilesiniz veya hayatınıza devam edebilesiniz. [25]

- Kanuni'yi sevmek için Atatürk'e düşman olmaya gerek yok. Böyle bir budalalık olmaz. Neticede Atatürk de bir Osmanlı Erkan-ı Harbiye'sinde yetişmiştir. [26] (Cumhuriyet gazetesinin yüce(!) yazarları bu cümleyi iyi okumalı. Gerçi onların İlber Ortaylı hocadan alabilecekleri pek birşey yok. Fikir faşizmine sahip insanlar, farklı görüşlerden hiçbirşey katamazlar kendilerine.)

- Milliyetçilik Türklere tarih kitaplarıyla, basınla, kültürle öğretilmiş değildir. Türkler milliyetçilikte çok geç kalmışlardır. Bizim ders kitaplarımız kötüdür, içinde milliyetçilik yoktur. [27]

Kaynaklar:
[1] Tarihin İzinde, Profil Yayıncılık, Sf:33
[2] Osmanlı Barışı, Timaş Yayınları, Sf:19
[3] Son İmparatorluk Osmanlı, Timaş Yayınları, Sf:169
[4] Son İmparatorluk Osmanlı, Timaş Yayınları, Sf:62
[5] Son İmparatorluk Osmanlı, Timaş Yayınları, Sf:56
[6] Tarihin Sınırlarına Yolculuk, Timaş Yayınları, Sf:36
[7] Tarihin Sınırlarına Yolculuk, Timaş Yayınları, Sf:69
[8] Tarihin Sınırlarına Yolculuk, Timaş Yayınları, Sf:162
[9] Tarihin Sınırlarına Yolculuk, Timaş Yayınları, Sf:176
[10] Tarihin Sınırlarına Yolculuk, Timaş Yayınları, Sf:192
[11] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:38
[12] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:161
[13] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:261
[14] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:279
[15] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:285
[16] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:25
[17] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:40
[18] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:61
[19] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:62
[20] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:53
[21] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:73
[22] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:111
[23] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:136
[24] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:157
[25] Avrupa ve Biz, Turhan Kitabevi, Sf:165

[26] 21.06.2009 tarihli Teke Tek programından.
[27] "İlber Ortaylı'nın Gözüyle Milliyetçilik", Akşam Gazetesi, 26 Mart 2007.


2 yorum:

  1. Harika bir derleme, ellerine sağlık..

    YanıtlaSil
  2. tarih türk demektir.. dünya ise türk yurdu demek tir .. tarihi biz yazarız..tarih biziz..

    YanıtlaSil