24 Kasım 2009

"Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?" üzerine

-Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine ilişkin göndermeleri de olan ‘Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?’ filmi Orhan Gazi dönemine ilişkin nasıl bir bakış açısına sahip? Çelişkiler neler?

Karagöz ve Hacivat’ın Orhan Gazi döneminde yaşadıkları, üstelik de beraber yaşadıkları bir efsaneden ibaret. Karagöz olsa olsa Osman Gazi’nin ilk zamanlarına yetişebilmiştir ama Hacivat, neredeyse bir asır sonra veya en azından 1388’den bir süre önce ölmüş olmalıdır. Bu durumda Karagöz ve Hacivat’ın birbirlerini görüp tanımış olmaları (hayal perdesi hariç!) mümkün görünmüyor. İkincisi, Şeyh Küşteri filmde Karagöz ve Hacivat’la yaklaşık aynı yaşlarda gösteriliyor. Bu da vahim bir hata: Çünkü nasıl Karagöz ile Hacivat arasında yaklaşık bir asra yakın fark varsa, Orhan Gazi ile Küşterî de yaklaşık o uzak zamanlara aittir. Filmde verilen 1330 tarihinde Küşterî doğmamıştır bile! İşin doğrusu, Karagöz ile Hacivat oyunu, Yıldırım Bayezid zamanında yaşamış bir “hayalîbaşı”nın eseridir ve eski bir olayın hatırlanmasına ve toplanmasına dayanır.

-Osmanlı’nın bu ilk döneminde İbn-i Batuta’nın seyahatnamesinde görülen bir Anadolu imgesinden mi yararlanılmış? Bu kaynağa yaslanma kuruluşa dair başvurulacak bilgi kaynağı eksikliğinden kaynaklanmış olabilir mi?

İbn Battuta evet Nilüfer Hatun’la konuştuğundan, onun İznik’i yönettiğinden söz eder ama “olgunluğu ve dindarlığı” ile tanındığını da ekler sözlerine. Ama filmde Orhan ile Nilüfer şehvet düşkünü bireyler haline gelmiş. Bunları tasvip etmek tabii ki mümkün değil.

-Osmanlı’nın kuruluşunun bu ilk döneminde filmdeki gibi zevk ve sefahat mı vardı? (Hiç olmuş mudur?) Bu döneme ilişkin dini unsurlar daha etkili değil miydi? Filmde bundan ziyade Şamanizme gönderme yapılması doğru mu?

İnsanların serveti ne kadar ki sefahat yapacak? Belki halk arasında çaput bağlama gibi bazı Şamancı unsurlar yaşıyor olabilir ama Orhan zamanında Osmanlı artık kurumsallaşmış bir beyliktir, bir göçebe topluluğu değil. Vakıf temlik ediyor, kaç yerde cami, tekke, hamam, medrese, imarethane ve han yaptırıyor, babasının Söğüt’e gömülmüş olan cenazesini vasiyeti gereği Bursa’ya getirtiyor, para bastırıyor, vergi kanunu çıkartıyor, orduyu düzenliyor, saray yaptırıyor. Şamancı ve filmde sunulduğu gibi hazcılığa kendini kaptırmış bir güruh, bu her biri ciddi akıl ve birikim gerektiren işleri nasıl başarır? Bu devrin bir İslamlaşma dönemi olduğu doğru ama Şamancılıktan İslama geçiş değil, İslamiyet içindeki heterodoks unsurların Sünniliğe intibak ettirilmesi ve bir hukukî çerçeve kurulması devri olarak bakılması daha uygundur.

-Caminin yapımında kullanılan harcın oluşumunda bile Şaman büyüsü söz konusu. Yani sanki İslam dininin kökeninde de şamanizm varmış gibi algılanmasına yol açmaz mı bu?

Sanki şimdi bir temel atılırken kurban kesilmiyor mu? Bu da mı Şamancılık? Bırakın Allah aşkınıza!

-Orhan Gazi, tarih kitaplarına göre sarı sakallı, uzun boylu ve mavi gözlü biri iken filmde Laila gibi bir gece kulübünde gezinen egzotik Latin kahramana benziyor. Biraz da Kızılderililik var gibi? Bu sureti ve tavırları itibariyle doğru bir Orhan Gazi portresi mi?

Osmanlı vakanüvislerine göre Orhan Gazi uzun boylu, pembe beyaz tenli, çatık kaşlı, iri ela gözlü (mavi gözlü değil), koç burunlu, seyrek sakallıydı ve kulağında siyah bir beni vardı. Filmde gösterilen Orhan’la benzeyen hiçbir yanı yok bu eşkalin. Bıyıksız ve sakalsız, top burunlu, kara yağız ve milletin ortasında hanımına sarılıp onu kucağına alarak yatak odasına ‘atan’ hazcı bir tipin tarihteki Orhan Gazi’yle uzaktan yakından alakası yoktur.

-Filmde kullanılan dil, o günün halk diliyle ne kadar örtüşüyor? (Kahramanların konuşmalarındaki çelişkiler nelerdi?)

Kâh Karadeniz ağzıyla "Oldi, buldi" diye konuşan, kâh Kastamonu ağzıyla, kâh Enderun lisanıyla, bazen de Urfa şivesiyle tekellüm eden gördük. İşin garip tarafı, Köse Mihal ve kızı Ayşe Hatun, yeni Müslüman oldukları halde bülbül gibi Türkçe konuşuyorlardı ve Rumcadan en ufak bir esinti kalmamıştı dillerinde. Oysa Karagöz oyunlarını dahi doğru dürüst izleselerdi oradan Rumca taklitlerini öğrenebilirlerdi. Anlaşılan, ona dahi zahmet buyurulmamış!

-Kafinur isimli Selçuklu elmasında kadınsı zafiyet göstermesinin tarihi bir arka planı var mıdır?

Ben Kâfinur diye bir elmas bilmiyorum. Bildiğim, Kûh-i Nur Elması’dır ki, Nur Dağı Elması demektir ve Batı’da “Kohinoor Diamond” diye bilinir. Hindistan’da bulunmuştur ve ne Anadolu’ya adım atmıştır, ne de Osmanlı ülkesine. O tarihte bu elmas, Hint racalarının hazinesinde, Babür Şah’ın eline geçeceği günleri beklemekteydi.
-Orhan Gazi’nin Geyikli Baba’ya Uludağ’ı verme hikayesi nedir?

Belki de filmdeki tek doğru nakledilen olay bu! Orhan Gazi’nin Geyikli Baba’ya muhabbet ve hürmetinden kendisine ve müridlerine Uludağ’ın eteklerinde “Işıklar nam mevkii” verdiği ilk Osmanlı tarihlerinde kayıtlıdır.

-Peki şehri koruyan Köse Sultan’ın kızı Ayşe Sultan ve kadınlar atlı grubu ne kadar gerçekçi? ‘Biz Şeyh Edebali’nin mirasıyız’ demesi gerçek bir hadise mi? Kadınların hal, hareket ve giyimleri döneme uygun mu?

Bu Amazon kızları da nereden çıktı? Bacıyan-ı Rum’u, Bursa’yı koruyan bir avuç Amazon ruhlu kıza dönüştürmek hangi feministin aklına gelmiştir bilmiyorum ama iyi hayal kurduğunu söyleyebilirim! Ayrıca Köse Mihal, olayın geçtiği söylenilen 1330 tarihinden 2 yıl önce ölmüştür! İki: Ayşe Hatun adlı bir kızı olduğuna dair bilgiye ben rastlamadım, varsa bile Karagöz’e âşık olamazdı, çünkü Karagöz de o tarihte çoktan toprak altına girmiş bulunuyordu.

-Rüşveti Osmanlı’ya sokan Kadı Pervane imajı sanki Osmanlı’nın ilk döneminden beri devletin rüşvetle idare edildiği sonucunu çıkarmıyor mu?

Rüşvet, Osmanlı’da haram bir fiil anlamındaki dinî manasında kullanıldığı gibi, resmi bir işi parayla veya hediyeyle yaptırmak anlamında da kullanılırdı. Çoğu Osmanlı memurununki gibi kadıların maaşları yoktu; gördükleri davalardan ücret alırlar, bu paradan mahkeme masrafı ile çalışanların geçimlerini sağlarlardı. Bu manadaki rüşvet ile haram bir eylem olduğunda herkesin birleştiği rüşveti birbirine karıştırmak büyük hata olmuş filmde. (Bu hatayı çoğu zaman biz de işlemiyor muyuz sanki?)

-Sık sık şarap içilmesi o dönemde çok olan bir hadise mi?

Film o zamanki Bursa’yı Şarabistan gibi gösteriyor ne yazık ki! Hem de Ahiliğe mensup bacılarımız meyhanelerde erkeklerle kadeh tokuşturuyor? Nüfusunun önemli bir kısmı Hıristiyan olan ve İslamiyetle yeni tanışan insanların yoğun olarak yaşadığı ilk dönem Osmanlı toplumunun tamamının takva sahibi Müslümanlardan oluştuğunu söylemiyorum ama bu kadarı da fazla değil mi? Sarhoş Osmanlı imajından hoşlananlar olabilir ama o zaman da bu sarhoşlar ve serkeşler topluluğunun 600 yıl zamana meydan okuyan bir organizasyonu kurduklarına nasıl inanalım?

-‘Şaklabanlıkla devlet alındığını ilk kez gördüm’ sözü var filmde. Bu ilk dönemlerde masa başında feth yapılmış mıdır?

Bu da filmin esprisi olsun! Ben başka bir espri göremedim de! İnsan Karagöz ve Hacivat filmi yapar da bir tane olsun adam gibi espri patlatamasa ayıp olurdu zira!

Mustafa Armağan
(İbrahim Demirkol ile söyleşi)

Kaynaklar:
Nureddin Sevin, Türk Gölge Oyunu, İstanbul 1968, MEB Kitapları.
Raif Kaplanoğlu, Bursalı Şair, Yazar ve Ünlüler Ansiklopedisi, İstanbul 1998, Avrasya Etnografya Vakfı Yayınları.
Raif Kaplanoğlu, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, İstanbul 2000, Avrasya Etnografya Vakfı Yayınları.
Sabri Esat Siyavuşgil, “Karagöz”, Bir Masaldı Bursa…, Editör: Engin Yenal, İstanbul 1996, Yapı Kredi Yayınları, s. 364-5.

7 yorum:

  1. ezel akay'ın tarihe meraklı ve çok da uzağında bir adam olmadığı izlenimi edinmiştim fakat, bu röportajdakiler biraz şaşırttı.

    YanıtlaSil
  2. mustafa hocanın bu tip "yakalamaları" şahanedir. özellikle sertap erenir'in eurovisiondaki şarkısı, klibi ve koreografisi için yazdıkları da harikadır. "tarihimizle hesaplaşmak" adlı kitabında okuyabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  3. Ezel Akay gibileri tarihe değil, tarihi istedikleri gibi göstermeye meraklıdır. Kültür Bakanlığı beni çok şaşırttı bu filme bütçe ayırarak. Balık baştan kokuyor gerçekten de.

    YanıtlaSil
  4. Bir komedi filmini gereğinden çok ciddiye almışsınız.

    YanıtlaSil
  5. Öncelikle bu bir kurmaca film, belgesel film değil. Öyle bir iddiası da yok. Yukarıdaki söyleşiyi yapan da söyleşen de bu kadar önemli bir noktayı nasıl es geçmişler anlamış değilim. Diğer yandan İbrahim Demirkol, Karagöz ve Hacivat'a dair tarihi belge mi bulunduruyor elinde? Neye dayanarak doğum tarihleriyle ilgili asır hesabı yapıyor?
    Filme dikkatli bakıldığında hiç bir karakter tarihsel rollerinin tüm ciddiyeti ve özellikleriyle ele alınmamıştır. Yani filmden kim geçerse geçsin doğal akışı içerisinde sırıtmayacaktır. Zira dediğim gibi tüm karakterler karikatürize edilmiştir, uydurulmuştur. Özetle bu bir filmdir. Kritik yapacağım diye rezil olmanın alemi yok. Cem Yılmaz'ın dediği gibi: "Adam gerçekten uçsa peygamberliğini ilan eder."
    Heykellere ucube denilen ve yerle bir edilen, tarihten esinlenmekten başka bir iddiası olmadığını açıkça ifade eden dizilere savaş ilan edilen bir dönemde bu filmin de bu tür eleştiri alması çağın akıl tutulmasının bir parçası olmaktan öteye geçmiyor.
    Size çok kıymetli bir tavsiye vereyim: Filmi film izler gibi izleyin. O zaman iyi vakit geçirir ve hatta gülebilirsiniz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Salih Kara'ya ek olarak:

      Komedi alanındaki göndermeleri dahi ciddiye alacak kadar ne yaşadınız? Fazla mesai yapmayın.

      Eleştiriyi ancak şu yönde yapabilirsiniz; film komedi alanında yapılmasına rağmen hiç komik değildi. Misal ben bir kaç yeri hariç hiç komik bulmadım.

      Kaynakça bile göstermiş, işi o derece ciddiye almışlar.

      neredeyse şu klasik vatan haini damgası vurulmamış.
      Bunlar şimdi Nasreddin Hoca fıkralarını da oturup eleştirir he.
      Bi kere Nasreddin çok efendi ağır başlı bir Müslümandı, göl de yoktu zaten o dönemlerde, maya desen zaten henüz Anadolu'ya gelmemişti. Nasıl çalacak aklım ermiyor..
      Hele şu keloğlan yok mu, o bi kere kel falan değil, arap sabunu kullandığından sırmalaşmış. Bkz: 1930 kaynakça Metin Meteoğulları falan.

      Sil
  6. Hacivat VE Karagöz........
    bunlar birer Sembol dür.
    Bir Şirket düşünün; Müdürü ve Patronu var; İşçi hakkı veya zam gibi konularda hemen hacivat ve karagöz oluverirler.
    Askerde; Bölük komutanı ve bölük assubayı da Askere karşı hemen hacivat-karagöz oluverirler.
    Evin Gelinisin; Evdeki Kayınvalide ve Görümce sana karşı hemencecik hacivat-karagöz oluverirler.
    Damatsın.... o da aynı.
    İş ortamındasın ; İki arkadaş hemen bu rolu soyunur, diğerine karşı hemencecik hacivat-karagöz oluverir.
    sırala sıralayabilirsen

    YanıtlaSil

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.