TARİH, KAYNAK ESERLERDEN OKUNUR.

15 Kasım 2009 Pazar

İnalcık: "Papa II. Pius, Fatih'i Hıristiyan yapmak istedi"

Tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık'ın akademik hayatının 70. yılı kutlanıyor. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda düzenlenen kutlamadan önce İnalcık NTV'de Gece Gündüz programına katıldı. Önümüzdeki aylarda NTV Tarih dergisinde de yazacak olan İnalcık, Yekta Kopan'ın sorularını yanıtladı:

Yekta Kopan: 70 Yıl ilim ve fikir hayatı açısından nasıl geçti hocam?

Halil İnalcık: Ben 1916'da Osmanlı olarak doğdum. 1921'de babam beni Halife Abdülmecid'in selamlık merasimnine götürdü. 70 yıllık akademik hayatıma Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ne başladım. Bu fakülte biliyorsunuz Atatürk'ün büyük tarih tezini ilmi temellere dayandırmak için kurduğu birçok Alman profesörün ders okuttuğu çok önemli bir kurumdur. O zaman Atatürk'ün emri ile imtihanla 40 kişiyi seçtiler. Benim arkadaşlarım arasında dünyaca ünlü arkeolog Tahsin Öyküt de vardı. Hepimiz Atatürk'ün bilim yolunda bir misyoner gibi çalışan ilk Dil ve Tarih-Coğrafya fakültesinin ilk talebeleriyiz.

O zaman Atatürk'ün verdiği heyecan ve ideoloji ile ben 70 yıllık akademik hayatımda gece gündüz bir misyoner gibi çalıştım. Batı; tarihimizi, devletimizi nasıl imha etmek için Çanakkale Boğazı'na geldiyse, ilim hayatında da Osmanlı'yı aşağılamak, kötü göstermeye çalıştı. Bütün maksadım bunu göstermekti. Daha o zaman, mektep sıralarında, Atatürk'ün o okulunda Türk tarihinin gerçeklerini en sıkı bilimsel metodlara göre araştırmak ve Batı'nın hata yaptığını göstermek heyecanı ile çalışıyordum. Bizim misyonumuz Türk tarihinin gerçeklerini Batı'nın iftiralarına karşı ispat etmekti.

Kopan: Daha sonraları hoca olarak, bizim bir yandan kendi tarihimizi de doğru arşiv çalışması ile okuyamadığımız için ders kitaplarını işaret ederek yanlış bir tarih çıktığını söylüyorsunuz...

İnalcık: Batı'nın çarpıtılmış tarihini düzeltmek için itiraz edilemez belgeleri kullanmak lazımdı. Onun için ben doktora tezimi yazarken arşivde Bulgar meselesine ait binlerce vesikayı hazır buldum. 93 Harbi'nden çıkmışız, bir Bulgaristan prensliği Balkanların kuzeyinde yaratılmış. Güneyinde de Rumeli Şarki diye sözde Osmanlı'nın parçası olan bir vilayet ortaya çıkarılmış. Prens Batenberg Bulgaristan'ın ilk prensi 5 sene sonra geldi. Türklerle meskun olan Rumeli Şarki vilayetini istila etti. O zaman sarayda büyük bir buhran başladı Osmanlı'da. Gazi Osman Paşa ''Savaş açalım yurdumuz istilaya uğradı'' diyor. Abdülhamid o zaman dedi ki, ''Bu Bulgar meselesini arşivde araştırın bana getirin bütün vesikaları toplayın''. Bunun üzerine beş cilt toplamışlar Dolmabahçe Sarayı'na koymuşlar. Faik Reşit Unat doktora konusu alırken, ''Böyle bir vesika külliyatı var. Onun üzerinde çalış'' dedi.

Kopan: O arşivler orada duruyor ama benim de içinde bulunduğum kuşak yıllardır bir başka resmi tarihi okuyor.

İnalcık: Ben Abdülhamid için toplanmış o vesikaları -Osmanlıcam iyidir- 5 ciltteki vesikaları okuyarak Bulgar İsyanı'nı doktora konusu aldım. Abdülhamit 1850'de isyan çıktığı zaman müfettişler göndermiş, 'İsyan neden çıktı, durum nedir?' diye. Gayet ayrıntılı raporlar göndermişler. O raporlar beni aydınlattı ve ben yeni bir tezle ortaya çıktım. Bu eser çıktığı zaman orada şunu tespit ettim: İsyanın asıl sebebi Timur rejimi çöktükten sonra toprak sahipsiz kalmış. Oradaki Müslüman ağalar el koymuşlar. Fakat Bulgar köylüsü bu topraklar bizim diye hak iddia etmiş ve isyan etmişler. Bu tamamen sosyal bir hadise, siyasi değil.

Bu tezden sonra Bulgar elçiliğinden bir heyet gelip bizim dekanı tebrik etmişler. Benim bütün ilmi faaliyetim sosyal ekonomik tarihtir. Bana bu eserden sonra İsrail'den telefon geldi. İçinde bu Kefe Liman'ının bir haritası var. Vesikalara göre o zaman ki Kefe'nin topografyasını çizdim. İsrail'den telefon geldi, 'Sizin bu haritanızı kullanabilir miyiz?' diye.

Kopan: Bizim okuduğumuz, öğrenim gördüğümüz tarih kitaplarını yazanlar, neden sizin eserlerinize itibar etmezler?

BATI BENİ OKUYOR
İnalcık: Benim bundan 10 sene önce bir kitabım çıktı. 1000 sayfalık. Bu eser şu dillere tercüme edildi; Arapça iki cilt, Yunanca ve Yunanlılardan bana telefon geldi. Atina Üniversitesi'nin 150. yıldönümünde doktora vermek istediklerini söylediler. Gittim, orada bana fahri doktora ünvanı verdiler. Sonra da bu sosyal ve ekonomik tarihimi tercüme ettiler. Bu benim mektep sıralarında misyon olarak tayin ettiğim hedefe ulaştığımı gösteriyor. Batı beni okuyor.

Bizim son mektep kitabını açtık. Tabii bizim kitaplarda tarih hataları var. Mesela Sırp Sındığı Savaşı'nı Macar Kralı Laros yaptı. Osmanlılar onları baskınla mahvetti deniyor. Bir kere tarih yanlış. 1371 Haziran olması gerekiyor. İkincisi iki Sırp prensi geliyor, gece baskını yaparak nehre dökülüyor. Bunu yazabilmek için kaynak, yalnız arşivler değil. Sırp kaynaklarını araştıracaksınız, İtalyan vesikalarını araştıracaksınız. Bizde yapılmıyor bunlar.

NTV TARİH...
Kopan: NTV Tarih dergisinde yazacaksınız. İlk kez bir tarih dergisinde düzenli olarak yazılarınız yer alacak değil mi?

İnalcık: Çünkü bu dergiyi gördüm, çok takdir ettim. Çok güzel bir dergi. Bu Yalova meselesi dolayısıyla bir yazı çıktı mesela. Fevkalade objektif, etraflı güzel bir yazıydı. Dedim, ben bu dergiye yazı yazayım. 'Osmangazi'nin İzinde' diye bir yazı dizisi çıkaracağım burada.

Ben daima popüler tarihten uzaklaşmışımdır ama şimdi bu yanlışları düzeltmek için sizin derginiz gibi ciddi bir dergiye yazılar yazmak lazım diye düşünüyorum.

Gelecek sayıda bir yazım çıkacak. Timur Anadolu'yu fethettiği zaman şehzadeler dağıldılar. Süleyman Çelebi Rumeli'ye kaçtı. İsa Çelebi Bursa'ya geldi. Bunların içinde yalnız Mehmed Çelebi, Timur'un huzuruna gidip el öpmedi. Ötekiler öptüler. Timur'u 'Yüksek Hakan' tanıdılar. Yalnız Çelebi Mehmed kaçtı. Bolu'nun üzerinde mağaradan mağaraya kaçarak hayatını kurtardı. Ve sonunda da Bursa'yı Osmanlı İmparatorluğu'nu ihya etti. Ben Seben Mağaraları'nı da gördüm. Derginizin bir dahaki sayısında bu yazım çıkacak.

OSMANLI'NIN KURULUŞU
Kopan: Osman Bey'in izinde dediniz. O noktada sizin açıklamanızdan 1299'da Söğüt'te değil 1302'de Yalova'da kurulmuştur sonucunu çıkardırlar. Bu yanlış bir okuma mı olur?

İnalcık: Yanlış anlama evet. Osman'ın babası Ertuğrul Gazi Söğüt'e gelmiştir. Kabilesi de var. Söğüt ilk yerleşme yeridir. En ileride Bizans hududundaydı bu Söğüt ve Ertuğrul oradan Bizans'a akınlara başladı. Söğüt Ertuğrul'un ve sonra Osman'ın akın merkezidir. Devlet merkezi değildir. Eskişehir'e 7 kilometre uzaklıkta Karacahisar Tekfuru vardı. Osman gitti Karacahisar Kalesi'ni fethetti. Osman'ı 'Bey' durumuna getiren bir fetihtir. Ama yine bir devlet kurulmamıştır. Aşık Paşazade'de hep oraya dayanır. Osmangazi'nin sikkesi diye devleti kurmuş orada diye ama hepsi yalan. Karacahisar önemlidir çünkü orada yerleşti. Kiliseleri camiye çevirdi. Hatta hutbe de okutmuş olabilir. Çünkü Müslüman şehri halini almış. Ama orada istiklalini ilan etmedi. Karacahisar fethi 1288'dir. Oradan hareketle Bilecik, Yenişehir... Gidip oradaki tekfurları da hakimiyeti altına aldı. Bilecik'i aldı, Yenişehir'i akın merkezi olarak benimsedi. Oradan Bizans topraklarına akınlara başladı. Ve Bizans'ın ikinci merkezi olan İznik'i abluka altına aldı. İmparatora şehirliler feryatname gönderdiler, ''Suyumuzu kesti, gıda alamıyoruz, bizi aç bıraktı. Eğer bizi kurtarmazsan teslim olacağız'' diye yardım istediler. O zaman imparator kendi ordusunu kuruyor -bunu biz Pahimeres'te okuyoruz. Osman'ın ilk defa bir çağdaş kaynakta adı geçiyor-, bu ordu geliyor. Osman bunu haber alıyor ve bu orduyu denize döküyor. Büyük zaferi budur. Tarihte ilk defa çağdaş kaynakta ismi geçiyor. 27 Temmuz 1302. Pahimeres, 'Bu zafer üzerine şöhreti bütün Anadolu'da yayıldı' diyor. Ben onu Osmanlı Beyliği'nin kuruluş tarihi olarak tespit ediyorum. Daha öncekiler kuruluş tarihi olamaz. Onlar bir aşamadır. Bu 1302 zaferinden sonra beylik kurulmuştur.

Kopan: Gelelim Fatih Sultan Mehmed'e Papa 2.Pius tarafından gönderilen mektup. Diyorlar ki o mektup gönderilmemiş. Siz, ''Gönderildiği fakat Fatih'in dikkate almadığı kanaatindeyim'' diyorsunuz. Neden gönderildi diyorsunuz? Sizce kaynağı nedir?

İnalcık: Bu Pius bir hümanisttir. Latince bir mektup yazdı. Bunun üzerine ben çalışmalarımı yoğunlaştırdım. Fatih bir strateji olarak kendini Roma İmparatorluğu'nun varisi saydı ve bütün fetihlerini bu imparatorluğu yeniden ihya etmek amacıyla yaptı. Dikkat edin mesela Mora'yı gitti fethetti, Rumeli'yi tekrar Belgrad'a kadar fethetti. Kırım'daki eskiden Bizans'a tabi olan bölgeyi fethettirdi. Niçin? Çünkü Bizans'a tabiydi. Fatih'in stratejisi Roma İmparatorluğu'nu ihya etmeye yönelikti.

'BENİM DİNİMİ TANIMAN LAZIM'
Pius bunun farkındaydı. Fatih'i alt edemiyorlardı. 1470'te Fatih gitti Arıbos'u fethetti, 1458'de gitti Mora'yı fethetti bütün adaları aldı. Papa 1456'da İstanbul'a karşı bu Somatraki, Bozcaada'yı Papa'nın donanması aldı. İstanbul tehlike altına düştü fakat yerli halk Osmanlı'yı tercih ettti. Papa'nın gönderdiği askerleri gönderdiler. O zaman Pius Papa olunca 1461'de 'bu adam kendisini Roma imparatoru sayıyor, bunu nasıl ben kendi nüfusum altına alırım' diye düşündü. Ve Fatih'e uzun bir mektup yazdı, ''Seni Doğu Roma İmparatoru olarak tanırım ama bana tabi olman benim dinimi tanıman lazım'' dedi. Orada Hıristiyanlıkla Müslümanlığı mukayese eden uzun fasıllar var. Hıristiyanlık şu bakımdan üstündür Müslümanlık şu bakımdan hatalıdır gibi bir metin.

1963'te yazdı ve bunu Fatih'i ikna etmek için yazdı. Diyorlar ki 'bu bir kalem tecrübesidir, göndermedi'. Fakat sonra aynı Papa ne yaptı biliyor musunuz? Bütün Hıristiyan devletleri topladı ve Fatih'e karşı Haçlı Seferleri yaptı. Gitti Ankorna'da oturdu ve Avrupa'nın her tarafından gelecek kuvvetleri bekledi orada. Bu mektup mutlaka gönderilmiştir.

'...HIRİSTİYANLIĞIN YILDIZI PARLAYACAK'
Fatih çok geniş görüşlü bir insandı. Kendi topraklarında milyonlarca Rum vardı ve bunların dinini öğrenmek istedi. Ben atalarımın tarihini temize çıkarmak misyonu ile çıkmışım. Benim hayatım bir vasıtadır, büyük bir fikri gerçekleştirmek için bir vasıtadır. Hayatımı bu misyonu gerçekleştirmek için adadım. İstanbul'un tarihini yazdım. İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkacak. İstanbul'dan Batı hiçbir zaman vazgeçmedi. 'Ayasofya'nın kubbesi üzerinde Hıristiyanlığın yıldızı parlayacak'. Bunu kim söyledi? Papa olacak olan Variola Kardinali. Bir Bizantinistler konrgresinde söylemiştir. bunu. Bunu söylediği zaman bütün o bilim adamları Rumlar ayağa kalktılar dakikalarca alkışladılar. Münih'te oldu bu olay 1958'de. Ben bunu unutmuyorum.

PATRİK NİYE OBAMA'YA GİTTİ
Fener Rum Patriği Bartholomeos'un ABD Başkanı Barack Obama'yla Beyaz Saray'da yaptığı görüşme mesela. Patrik niye Obama'ya gitti? Buna hakkı yok. İstanbul'daki Rumların psikoposu, dini reisi olarak biz Lozan'da tanıdık onu. Ama son olarak da Obama'ya gitti, o da tasdik etti onu.

UYANIK OLMALIYIZ
Dikkat edin! Uyanık olmalıyız. Bu adam aynı anda bizim devletimizin dışında ekonomik bir makam yaratmak istiyor İstanbul'da. Bu büyük bir tehlikelidir. Ve açıkça bizi tehdit ediyor.

Kaynak: http://www.ntv.com.tr/id/25021136/

2 yorum:

  1. Programı zevkle izledim. Metni buraya eklemen de çok iyi olmuş. Ayrıca NTV Tarih haberi de çok iyi..

    YanıtlaSil