25 Ağustos 2010 Çarşamba

İkinci Mahmud, Genelkurmay Başkanlığı işini camide bağlamıştı

(II.Mahmud Han)

İkinci Mahmud tarafından kurulan modern ordunun ilk seraskeri, yani Genelkurmay Başkanı Ağa Hüseyin Paşa idi. Ancak seraskerin yeni ordunun gelişmesi için yeterli olmadığı görülünce yerine Hüsrev Paşa'nın tayini gündeme geldi. Yeni seraskerin tayini için eski seraskerle sadrazam arasındaki görüşmeler Beyazıt Camii'nde yapılmıştı.

İLK GENELKURMAY BAŞKANI
Yeniçeri Ocağı'nın 1826'da ortadan kaldırılmasından sonra yerine halkın ve ulemanın sempatisini ve desteğini kazanmak amacıyla, Hz. Muhammed'in ismine izafeten "Asâkir-i Mansure-i Muhammediye", yani Hazret-i Muhammed'in Muzaffer Askerleri adıyla yeni bir ordu kuruldu.
Yeni kurulan ordunun başarılı olması için birçok Avrupalı uzman getirtildi. Özellikle Prusya, yani Almanya'dan gelen Moltke ile Mülbach gibi uzmanlar sayesinde, yeni ordu modern standartlara kavuşturuldu. Avrupa'da askerlik alanında neşredilen önemli eserler, özellikle Serasker Hüsrev Paşa'nın çabalarıyla Türkçe'ye çevirtilip askerî literatür zenginleştirilerek, bu bilgiler doğrultusunda ordunun modernizasyonuna çalışıldı.

Yeniçeri Ocağı'nın ortadan kaldırılmasıyla yeniçeri ağalığı tarihe karıştığından yerine 1826'da "Seraskerlik Kurumu", yani Genelkurmay Başkanlığı kurulmuştu. Başlangıçta seraskerlik makamı Mansure Ordusu'nun komutanı olarak teşkil edilse de kısa sürede bütün kara ordularının komutanı hâline geldi. İlk serasker olan Ağa Hüseyin Paşa tayin edildi. Ancak Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılmasında büyük katkısı olan Ağa Hüseyin Paşa yeni ordunun geliştirilmesi hususunda yeterli değildi.

Bu sırada yeni ordunun askeri talimi konusundaki katkıları, Hüsrev Paşa'yı seraskerlik bahsinde öne çıkardı. Modern ordu hususunda yaptığı çalışmalar ile Hüsrev Paşa, 1827 Şubatı'ndan itibaren çoktan gölge serasker konumuna gelmişti. Son dönem Osmanlı tarihçiliğinin en çalışkan ve kabiliyetli isimlerinden Dr. Yüksel Çelik'in baskıda olan Hüsrev Paşa konusundaki kitabı bu dönemde yapılan çalışmaları teferruatlı olarak anlatır.

BEYAZIT CAMİİ GÖRÜŞMESİ
Bâbıâlî'de, yani Osmanlı hükümetinde askeri talimin geliştirilmesi ve seraskerlik makamında yapılacak değişiklik enine boyuna müzakere edildi. Sadrazam Mehmed Selim Paşa toplantıdan sonra padişahın huzuruna çıkarak Hüsrev Paşa'nın seraskerliğe tayininin çok isabetli olacağını söyledi. Sultan da sadrazamla aynı fikirde olmakla birlikte, sadakati ve özellikle de Yeniçeri Ocağı'nın ortadan kaldırılmasındaki hizmetlerinden dolayı Ağa Hüseyin Paşa'yı gücendirmek istemiyordu. İkinci Mahmud, bu yüzden serasker paşanın fikrinin alınmasını emredince, sadrazam herhangi bir dedikodunun çıkmasına mahal vermemek için tebdil-i kıyafet, yani kılık değiştirerek Hüseyin Paşa'yla görüşmek için Beyazıt Camii'ne gitti.

Sadrazam, yapılan görüşmede seraskerin hizmetlerini sayıp padişah nezdindeki itibarının yüksekliğini söyleyip, İkinci Mahmud'un övgü dolu sözlerini aktardı. Ardından sözü asıl meseleye getiren Mehmed Selim Paşa, Hüseyin Paşa'ya:"Bu ana kadar verilebilen nizam ve intizamda istediğimiz gibi bir suret verilemedi" diyerek, seraskerin isteneni veremediğini açıkça ifade etti. Ardından Hüsrev Paşa'nın bu konudaki kabiliyetine temas eden sadrazam, Ağa Hüseyin Paşa'nın gönlünü almak için önceki gün huzura çıktığında yaşananları şu sözlerle aktardı: Seraskerlikten azledildikten sonra yeni görev yeriniz olan Bursa'ya gitmenizi teklif ettim, padişahımız ise "Hüseyin Paşa'nın yanımdan ayrıldığını istemem seraskerlikten ayrıldıktan sonra da yine yeni görevleri üzerinde olarak Boğaziçi'nde oturması lazımdır" dedi.

Hüseyin Paşa bu sözleri duyunca gözlerinden yaşlar boşaldı, padişaha şükranlarını ifade ederek söz konusu görev değişikliğine hiçbir itirazı olmayacağını beyan etti. Ağa Hüseyin Paşa'nın da onayı alındıktan sonra Hüsrev Paşa 1 Mayıs 1827'de seraskerliğe tayin edildi.

OSMANLI GENELKURMAYI
İlk serasker olan Ağa Hüseyin Paşa, yeniçeriliğin ortadan kaldırılmasından sonraki günlerde Süleymaniye Camii avlusunda görev yaptıktan sonra Ağa Kapısı'na taşındı. Ancak askerî çevreler ve özellikle de halk arasında yeni seraskerlik makamının eskiden olduğu gibi "Ağa Kapısı" adıyla anılmaya devam edilmesi sultanı hayli rahatsız etmişti. Bunun üzerine, burası "Fetvahâne" ismiyle şeyhülislâmlara tahsis edildi. Beyazıt'taki Eski Saray, yani bugün İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu yer de seraskerlik makamı olarak kullanılmaya başlandı.
Rıza Paşa'nın 1843 ile 1845 yılları arasındaki seraskerliği döneminde seraskerlik makamı Üsküdar'a taşındı. Ancak Koca Hüsrev Paşa'nın 1846 Ocak'ında ikinci defa göreve tayini üzerine seraskerlik tekrar Beyazıt'a döndü.

Erhan Afyoncu
(Bugün, 08.08.2010)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder