06 Şubat 2011

Müzeye yeni düzen şart

Çok kişi bilmez fakat Türkiye’nin ilk arkeoloji müzesi, Semavi Eyice hoca tarafından yıllar önce İstanbul Ansiklopedisi’nde yazılan “Arkeoloji Müzeleri” maddesinde betimlendi. O tarihte Tophane müşiri olan Rodoslu Fethi Ahmet Paşa (İstanbul’un sevimli yazarı Sermet Muhtar Alus’un dedesi) mehterhaneden kalma birtakım askeri silahların, sancağın, tabloların saklandığı Aya İrini kilisesini bir arkeoloji müzesine çevirmiştir. Benim de daha evvel bir makalemde bahsettiğim gibi Tanzimatçılar imparatorluğun dört bir köşesinden arkeolojik malzemeyi İstanbul’da topluyorlardı. Sonraları bu müze dar gelince aşağıda Çinili Köşk de kullanılmaya başlandı. Bilhassa Dr. Dethier’nin Maarif Nezareti tarafından müdür olarak tayin edildiği dönemde ilmi bir katalog da hazırlandı.

Şurası bir gerçek; Topkapı Sarayı’nda da bir müze fonksiyonu vardı, üstelik bu sadece sarayın kendi malzemesi değil antik sikkelerin de toplandığı bir koleksiyondu. Mesela Kırım savaşı sırasında yararlı diplomatik faaliyetlerinden dolayı Avusturya seferi Baron Prokesch von Osten’e 50 küsur parçalık Helenistik dönem sikkeleri hediye edilmişti. Ünlü arkeolog ve diplomat bunları Avusturya müzelerine devretti.

Osman Hamdi Bey’in Türk arkeoloji müzesini, daha doğrusu o zamanki adıyla Asar-ı Atika Müzesi’ni kurduğu doğru değildir. Bu kuruluşun öncülerini iyi bilmek gerekir. Ama fiziki görünümüyle bugünkü arkeoloji müzeleri onun gayretinin ve Sultan II. Abdülhamid ricalinin anlayışının bir eseridir. Mesela Arkeoloji Müzesi’ni, bir arkeoloji müzesinin ötesinde ilmi merkez haline getiren zengin kütüphane; o devrin genç sadrazamı, beynelmilel alanda tanınan bir matematikçi ve tarihçililik vasfına da sahip Mareşal Ahmet Cevat Paşa’nın hediyesidir. Üç dildeki eserler ve Osmanlıca tarih yazmalarının dahi bulunduğu müzenin kütüphanesi bugün bile beynelmilel değerini koruyor. Ancak içinde önemli eserlerin ve süreli yayın ve envanter derlemelerinin bulunduğu kütüphanenin yenilenmesi gerekir.

Darphane binası yetmez
1894’te mimar Vaullary’nin Osman Hamdi Bey’in Sayda’da bulduğu “ağlayan kadınlar” lahdini model alarak yaptığı müze binası en başta eski Lübnan ve Fenike kaynaklarını, bu bölgeye ait mumyaları, saniyen Adıyaman’da Kommagene krallığı ve Mezopotamya’daki kazılarından elde edilen eserleri içerir. Gazi Edhem Paşa’nın Yunan muharebesi sırasında Taselya’dan getirdiği Gayya başı gibi eserler de buna dahildir. Ayrıca Arkeoloji Müzesi’nin şark eserleri bölümü 10 bini aşkın çivi yazısı tablet ve önemli eserleri içerir. Marmara bölgesi dahil civarda çıkan eserler bu müzeyi doldurmuştur.

Bakan Ertuğrul Günay ve İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili’nin ısrarla üzerinde durdukları proje dikkate alınmalıdır. Arkeoloji Müzesi imparatorluk arkeoloji müzesi olarak bırakılmalı, bilhassa Marmaray kazısından çıkan zenginlikler ve devamlı müzeye akan buluntular yeni bir arkeoloji müzesinde toplanmalıdır. Bu kaçınılmazdır. İstanbul arkeoloji müzelerinin zengin sikke koleksiyonlarını, seramik koleksiyonlarını ve yeni buluntularını bazılarının zannettiği gibi Topkapı Sarayı’nın bahçesindeki Darphane barındırmaya yetmez. Gerekli olan yeni bina uygun bir yerde inşa edilmeli ve eski Asar-ı Atika yahut İmparatorluk Arkeoloji Müzesi, yenisi de İstanbul Arkeoloji Müzesi olarak düzenlenmelidir.

İlber Ortaylı
(Milliyet, 06.02.2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.