20 Mart 2011

Beşiktaş’ın stadyumu başka yere taşınmalı

Beşiktaş’ın stadyumunun daha iyi bir yere, daha geniş bir şekilde ve bu müstesna kulübe daha çok gelir getirecek bir biçimde yeniden inşası gerekir.

Şahsen Beşiktaş takımını tutarım, 100’üncü yılda kilometrelerce uzunluktaki bayrağı taşıyanlardanım. Kızım da Beşiktaş’ın maçlarına gider. Bu nedenle açıkça söylüyorum; Galatasaray’a tahsis edilen büyüklükteki ve konumdaki bir arazinin Beşiktaş’a da verilmesi gerekir. Belki bugünkü stadın olduğu yerde de düşük profilli, gelir getiren, otopark gibi bir tesis bu takıma tahsis edilebilir. Ama mevcut stadyumun büyütülerek orada tutulması bu şehre, bu tarihe, bu çevreye karşı vahim bir saygısızlık hatta cinayettir.

Şükrü Saracoğlu’nun hükümeti zamanında bu stadın buraya yapılmasında ben bilgisizlik değil her şeyden önce bir “kasıt” görürüm. Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay bu konuda haklıdır. “Boşver adamların sarayını” zihniyeti hakimdir.

Dolmabahçe sarayı bizim 19’uncu yüzyılımızın tarihidir. Büyük Atatürk’ün ikametgahıdır. Avrupa’nın en büyük ve en mutantan sarayı değildir ama dönemin hükümdar evleri içinde Boğaz’ın kenarındaki konumuyla en güzel örneklerden biridir. 1980’lerde üstteki koruya Swissotel’in inşa edilmesi (ki hiç tartışmasız gayet çirkin bir yapıdır) sarayın havalandırma kanallarını tıkamıştı. Daha önce bu stadın oraya yapılması da bütün mühendislerin ifade ettiği gibi, dolma bir zemin üzerinde inşa edilen sarayın denize doğru kaymasına sebep olacaktır. Yetmemiş gibi Ritz-Carlton’u da o bölgeye inşa ettiler.

Sultanahmet de rastgele bina yapılacak yer değil
Bunların hepsinin tabii tazmin edilerek tarihimizin en önemli anıtlarından biri olan Dolmabahçe Sarayı’nın üstünden kaldırılması lazım. Çünkü acı tatlı hatıraları, üslubundaki güzel ve uyduruk yönleriyle Dolmabahçe Sarayı yakın tarihimizin önemli bir parçası, İstanbul’un vazgeçilmez bir güzelliğidir. Onun etrafını heyulalarla kuşatmak bir toplumun görgü ve zevki için iyi bir intiba bırakmaz. Beşiktaş’ın stadyumunun daha iyi bir yere, daha geniş bir şekilde ve bu müstesna kulübe daha çok gelir getirecek bir biçimde yeniden inşası gerekir. Niçin küçük düşünülüyor ve bu küçük düşünmenin bedelini niçin 19’uncu asır tarihimizin bu temel eseri ödüyor?
İstanbul’un bağrına maalesef bazı çirkinlikler inşa edildi, bunlar son 50 yılın marifetlerdir. Bizzat Sedad Hakkı Eldem’in eseri olmasına rağmen özensiz bir yapı olan ve Sultanahmet Meydanı ve alttaki Roma sarnıcının üstüne lenduha gibi oturan Sultanahmet Adliyesi de bunlardan biridir. Bu bina inşallah yıkılacak, çevresi ona göre tanzim edilecek ve altına gömülen tarih arkeolojik kazılarla tekrar ortaya çıkarılacaktır.

Sultanahmet civarı rastgele eser inşa edilecek bir yer değildir. Buradaki kaçak yapıların da seddi (yani yıkılması) gerekir. Adliye sarayından kent müzesi falan olmaz, o binayı kent müzesi olarak düşünenlerin kentten ve İstanbul’dan bir şey anladığını zannetmiyorum. Başka bina, daha geniş bir alan aranmalıdır. Tarih Vakfı’nın saray avlusundaki Darphane’de şehir müzesi açma teranesinden sonra bu da ikinci doğaçlama... Lütfen İstanbul’a saygı duyalım, zira nefes alacağımız başka şehir yok.

İlber Ortaylı
(Milliyet, 13.02.2011)

1 yorum:

  1. Bazen paraya değilde geçmişimize, değerlerimize önem vermeliyiz. Beşiktaş bir semt takımıdır ve stadı semtinde olmalıdır.

    YanıtlaSil

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.