20 Temmuz 2011

Osmanlı, Kıbrıs'ı Anadolu bağlantılı idare etmişti

Bugün Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 37. yıldönümü. Bu harekât yalnızca Türkiye açısından değil bütün İslam dünyası açısından da 20. yüzyılın en önemli hadiselerinden biridir. Çok uzun süre Batı emperyalizmi altında ezilen İslam dünyasından ilk defa bir ses hakkını aramış ve Batı'nın hiç beklemediği bir zamanda Türkiye ileri bir adım atmıştı.

Hala Sultan Tekkesi

Çok eski çağlardan itibaren insanların yaşadığı Kıbrıs, Mısır, Hitit, Fenike, Asur, Pers, İyon hakimiyetinde kaldı. Adanın bir büyük devletin hakimiyetine girmesi Milattan Önce 59'da gerçekleşti. Bu tarihte ada Roma İmparatorluğu'nun bir parçası oldu. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasın­dan sonra ise Bizans İmparatorluğu tarafından idare edildi. Müslümanlar'ın Kıbrıs'ı ilk fethetme teşebbüsleri Halife Hazreti Osman zamanında oldu. Suriye Valisi Muaviye'nin ısrarı ile yapılan bu sefer sonucunda, Kıbrıs vergiye bağlandı. Bu seferde, Peygamberimiz'in süt halası Ümmü Haram da şehit düştü. Türbesi bugün Kıbrıs Rum kesiminde, Larnaka şehrinin dışındadır ve Hala Sultan Tekkesi diye anılır.

Emeviler ve Abbasiler zamanında, Kıbrıs ele geçirilmek için uğraşıldıysa da fethedilemedi ancak ada vergiye bağlandı. Bizans ile Müslümanlar arasında muhtariyetini koruyan Kıbrıs, her iki devlete de vergi verdi. 1191'de İngiltere Kralı Arslan Yürekli Richard, Kıbrıs'ı ele geçirip, Templier şövalyelerine sattı. Kıbrıs onlardan da, 1193'te Lusignan hanedanına intikal etti. Bu hanedanın kurduğu Frank Krallığı ise 1489'a kadar sürdü. Venedikli Caterina Cornaro ile evlenen son Kıbrıs Kralı İkinci Jacgues Gicomo'nun ölümünden sonra dünyaya gelen oğlunun bir yaşında ölmesi üzerine, Caterina bir süre tek başına Kıbrıs'ı idare ettiyse de, Venedik'in zorlaması üzerine 1489'da idareyi bıraktı. Venedik, Kıbrıs için Memlük Devleti'ne yılda 8.000 düka altını değerinde kumaşı vergi olarak verdi.

Kıbrıs'ın Fethi

Osmanlı İmparatorluğu'nun, 1517'de Memlük Devleti'ni ortadan kaldırmasının ardından, Venedik Kıbrıs vergisini Osmanlılar'a ödemeye başladı ancak 16. yüzyılın ikinci yarısına gelindiğinde Doğu Akdeniz'de hakimiyet kuramaya başlayan Osmanlılar için Kıbrıs'ın Venedikliler'in elinde bulunması mahzurluydu. Mısır ile Anadolu'nun güvenli bir şekilde irtibat kurmasına engel olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu'nun kıyılarının güvenliğini de tehdit etmekteydi. Kıbrıs'ta üslenen korsanların Osmanlı gemilerine verdiği zararlardan dolayı Osmanlı yönetimi defalarca Venedik'e bu durumun düzeltilmesi için müracaat etmişse de bir sonuç çıkmamıştı.

1570'te Mısır'dan şeker ve pirinç getiren bir geminin Kıbrıs'ta barınan korsanlar tarafından zaptedilmesi üzerine, Lala Mustafa Paşa'nın teşvikiyle, Kıbrıs seferine karar verildi. Kıbrıs'ın fethi için Lala Mustafa Paşa serdar tayin edildi. Sefer için görevlendirilen 300 civarında gemi ile 60 bin asker, 1570 yılının bahar aylarında üç grup hâlinde Kıbrıs üzerine hareket etti.

Osmanlı donanması temmuz ayının başında Limasol koyuna demirledi. İlk olarak ele geçirilen yer bu koydaki Leftari Kalesi idi. Adaya ayak basılmasının ikinci haftası Girne fethedildi. Lefkoşe'nin 50 günlük bir kuşatmanın ardından ele geçirilmesi üzerine, Baf ve Limasol kaleleri teslim oldu. Daha sonra Osmanlılar tarafından Larnaka (Tuzla) fethedildi. On bir aylık bir kuşatmadan sonra Magosa da 1 Ağustos 1571'de teslim oldu. Magosa'nın zaptıyla Kıbrıs'ın fethi tamamlanmıştı.

Kıbrıs'ın Anadolu bağlantısı

Kıbrıs'ın fethi tamamlanınca Lefkoşe merkezli bir beylerbeylik oluşturuldu. Kıbrıs Beylerbeyliği Baf, Magosa, Girne, Alanya, İçel (Mersin), Tarsus ve Trablusşam sancaklarından meydana gelmekteydi. Görüldüğü gibi sadece adanın kendisi değil Anadolu ve Suriye'den de bazı yerler bir araya getirilerek, idari bir birim oluşturulmuştu ancak idarede çıkan problemler yüzünden Trablusşam bir müddet sonra Kıbrıs Beylerbeyiliği'nden geri alındı. Anadolu'dan bağlanan sancaklar ise Kıbrıs beylerbeyliğinin bir parçası olarak kaldı.

Kıbrıslı Rumlar'a şefkat eli

Kıbrıs'ın fethinden sonra Venedikliler'in bir köye sürdükleri Ortodoks başpiskoposu buradan getirtilerek, Kıbrıs başpiskoposluğuna tayin edildi. Başpiskoposa veziriazamın huzuruna çıkabilmek dahil çeşitli imtiyazlar verildi. Kıbrıs'ta Franklar zamanından beri uygulanan ahalinin mecburi ücretsiz çalıştırılması angaryası, bidat sayılarak kaldırıldı.

Kıbrıslı Türkler Anadolu'dan gitmiştir

Kıbrıslı Rumlar, adadaki Türkler'in din değiştirmiş Rumlar olduğu iddiasını zaman zaman tekrarlarlar ancak yapılan tarihi araştırmalar Kıbrıs'taki Türkler'in fethin hemen ardından Anadolu'dan getirilerek yerleştirilen Anadolu Türkleri'nin torunları olduğunu gösterir.

Fetihten sonra Kıbrıs'a Türkler'in yerleşmesi için iki yıl vergi muafiyeti tanınmış ve Anadolu'da belirlenmiş bazı bölgelerden, on haneden bir hanenin zorla Kıbrıs'a yerleştirilmesi emri çıkarılmıştı. Adaya gönderilmek üzere Aksaray, Beyşehir, Seydişehir, Develi, Anduğı, Ürgüp, Niğde, Bor, Ilgın, İshaklı, (Sultandağı), Akşehir, Koçhisar ve Mersin'den 12 bin hanenin gönderilmesi planlanmıştı ancak ada iklimi Anadolulu Türkler tarafından beğenilmediği için 1572-1581 yılları arasında ancak 8 bin hane adaya gönderilebildi. Bu da yaklaşık 40 bin kişilik bir nüfusa tekabül eder. İskân edilen Türkler'in bir kısmı ise sonradan olumsuz ada şartlarından dolayı Anadolu'ya geri döndü. Kıbrıs'a Türkler'in iskânı daha sonraki asırlarda da sürdü.

Şarap uydurması

Bazı yazarlar, Kıbrıs'a sefer açılmasına İkinci Selim'in çevresinde bulunan Nakşa Dukası Yasef Nassi'nin padişaha, Kıbrıs'ın şaraplarını methetmesinin sebep olduğunu iddia ederler ancak bu görüş doğru değildir ve tarihçiler tarafından ciddiye alınmaz. Osmanlılar'ın Doğu Akdeniz'e hakim olma süreci çerçevesinde Kıbrıs'ı bu yıllarda ele geçirmeye çalışmaları kaçınılmazdı.

Fetih hazırlığı

Osmanlı İmparatorluğu, Kıbrıs'ın fethini önceden planlamış, ona göre hazırlıklar yapmıştı. Nitekim 1569'da Fransa'yla çok kapsamlı bir kapitülasyon antlaşması imzalanması da, Kıbrıs'a sefer açıldığında Batı'da Osmanlılar aleyhine yürütülecek bir ittifakın gücünü azaltmak içindi.

Erhan Afyoncu
(Bugün, 20.07.2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.