18 Kasım 2011

Askeri Tarihin Dönüşü

Geçtiğimiz hafta üçüncü cildi 'İmparatorluk Çağı 1774-1914' raflardaki yerini alan Dünya Savaş Tarihi serisi, çıkması beklenen dördüncü cilt 'Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı 1914-18' ile tamamlanacak.

Ülkemizde okur yazar kesime askeri tarih denildiği zaman verilen tepki genellikle suratın buruşması olur. Bu çok da haksız bir tepki değildir, zira Türkiye'deki askeri tarih metinleri, zorunlu eğitim yıllarında tarih dersi niyetine okutulan on dokuzuncu yüzyıl yadigarı 'bayrak ve davul' anlatıları, geçmişin bilgisini üretmek için faydasız o savaş sebepleri ve anlaşma koşulları silsilelerinden başlayan; çoğunluğu yalan yanlış, kulaktan dolma, 'iman gücü' ve 'vatan-millet-sakarya'dan ibaret ucuz tarihsel romanlar, ecdad güzellemeleri ile devap edip giden ve varabildikleri en yüksek nokta emekli subayların harekat raporu kabilinden kitapları olan bir külliyattan ibaret kalmışır. Satırlarından süzebildiğimiz tek şey bilgi veya analiz değil ancak bir hamaset, zaferler için boş böbürlenme yenilgiler için ise bahane bulmacılık olan bu külliyat analitik zihinlerde doğaldır ki sadece iticilik uyandırıyordu.

Uluslararası konjonktür de uzunca süredir askeri tarihin aleyhindeydi zira tarih disiplinin bu büyük alt türünü ayakları üzerine oturtan, metodlarını belirleyen büyük Alman tarihçi Hans Delbrück'ün temsil ettiği 'Alman ekolü' ne yazık ki Alman militarizmiyle özdeşleştirilmişti. İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yenilerek ülke sıfatıyla dünya kamuoyu indinde mahkum edilmesinden Alman tarihçiliği de nasibini almış ve akademide gözden düşmüştü. Savaş sonrası dünya tarih yazımında adeta evrensel paradigma haline gelen Fernand Braudel riyasetindeki 'Annales ekolü' çatışma ve savaşa allerji duyduğu, bunun yerine kültürler arası ilişkileri, yerel tarihi ve uluslararası ticareti vurguladığından askeri tarih akademik bir 'kara koyun' olarak kaldı.

Askeri tarihin rönesansı 1980'lerde başladı ve giderek hızlandığı halde günümüzde de devam etmektedir. Öyle ki, yarısını kat ettiğimiz 2011 itibarıyla uluslararası yayınları taradığımızda askeri tarihe dair eserlerin adeta 1945 öncesindeki o imtiyazlı mevkiilerini geri alacak kadar çoğalıp çeşitlendiklerini görüyoruz. Bu rönesans'ın esas kaynağı ABD'nin teknolojik olarak çok daha geri ve fakir durumdaki bir rakibe karşı Vietnam'daki konvansiyonel savaşta uğradığı şaşırtıcı yenilgi ve bu yenilginin getirdiği büyük askeri reform tartışmalarıydı. Ne var ki, Soğuk Savaş'ın bitişiyle beraber dünyadaki uluslararası gerilimlerin azalmaması, bilakis etnik ve dini husumetlerin iyice zıvanadan çıkarak 1990'ların ortalarından beri adeta küresel bir teyakkuz halinin oluşması da savaş, askerlik ve çatışma olgularının daha iyi anlaşılması çabalarına ivme verdi.

Bu 'yeni' askeri tarihin ilk ve en ünlü temsilcilerinin başında şüphesiz Amerikalı tarihçi Geoffrey Parker gelmektedir. 'Askeri devrim' kavramını dünya çapında bir paradigma haline getiren Parker'ın yaklaşımı her ne kadar 1980'lerdeki ilk ortaya çıkışından beri yoğun biçimde tenkide uğramış ve yerini özellikle büyük sosyolog Charles Tilly'nin etkisiyle daha kademeli 'askeri evrim' kuramına bırakmış da olsa, askeri tarihin başta iktisat, sosyoloji ve antropoloji gelmek üzere diğer sosyal bilimlerle ortak, çok-disiplinli bir yaklaşımla ele alınışı baki kalmıştır. 'Yeni askeri tarih' denilen bu akım günümüzde de sayısı giderek artan ürünleriyle tarihsel dönemleri, özellikle kriz ve değişim süreçlerini anlamamızda kilit rollerden birini oynamaya devam etmektedir.

Yeni askeri tarihin Türkiye'deki yankısı ne yazık ki çok geç kalmış ve daha ancak yeni yeni Türk akademyasında kendine yer bulmaya başlamıştır. Bu durum, tüm akımın temelinde yer alan Parker'ın Askeri Devrim adlı eserinin basımından ancak yirmi yıl sonra, 2003 tarihinde Türkçe'ye kazandırılabilmiş olmasından bile rahatça anlaşılır (Çevirmen Tuncay Zorlu, Küre Yayınları). Yeni askeri tarihe dair Türkiye'deki ilk ciddi çeviri çalışmalarını başlatan Kitap Yayınevi'ni burada özellikle zikretmek gerekiyor. Kitap Yayınevi'nin başlattığı askeri tarih dizisinin kazandığı açık başarı Türk yayıncılığında deyim yerindeyse adeta bir askeri tarih patlaması yaratmıştır. O günden bu güne, özellikle çeviri eserler bağlamında, Türkçe'deki askeri tarih eserleri havuzu kat kat artmıştır ki bu son derece sevindirici bir gelişmedir.

Askeri tarih serilerine başlayan Türk yayınevleri arasında en iddialı projelere sahip olanlardan birisi de Timaş Yayınları. Timaş tarih departmanı editörü Adem Koçal Türkiye'de bir ilke imza atarak tüm bu askeri tarih patlaması içinde en çok ihmal edilen kısmı, yani ağırlığı görsel malzemeye veren; askeri tarihin temel öğeleri arasındaki silah, üniforma, teçhizat vs. gibi materyal kültür malzemelerini okuyucuya tanıtan, en son bulgulara göre çizilmiş haritalar üzerinden tarihe etki etmiş muharebeleri anlatan dünya standartlarında bir başvuru kaynağını Türkçeye kazandırmak üzere harekete geçti. Geçtiğimiz haftalarda üçüncü cildi İmparatorluk Çağı 1774-1914 de raflardaki yerini alan Dünya Savaş Tarihi serisi, eylül ayında piyasaya çıkması beklenen dördüncü cilt Birinci Dünya Savaşında Osmanlı 1914-18 ile tamamlanacak. Birinci ve ikinci ciltler olan Ortaçağ 500-1500 ve Erken Modern Çağ 1500-1750 ise geçtiğimiz aylarda yayımlandılar.

Dünya Savaş Tarihi serisinin her kitabı standart bir formattan oluşuyor ki bu serinin tematik bütünlüğüne büyük katkı yapıyor. Her cilt, her biri 50 sayfa tutarındaki beş bölümden oluşuyor. Bu beş bölüm her kitapta sırasıyla piyadeler, süvariler, emir ve komuta, kuşatma teknikleri ve son olarak deniz savaşlarına ayrılmış. Her bölümün belkemiğini, mevzubahis asker sınıfının rolünü en iyi aydınlattığı düşünülen dört muharebe teşkil ediyor. Bu muharebeler hem ana metinde hem de üç boyutlu haritalar üzerinde ayrıntılı notlandırılmış olarak safha safha anlatılıyor. Ayrıca bu asker sınıflarına değişik milletlerden örnekler teşkil eden bireylerin açıklamalı tam sayfa çizimleri de kullanılan teçhizatlar, üniformalar ve silahları okuyucunun gözünde canlandırmasını sağlıyor. Bunlar haricinde metnin geneli baştan başa dönem tabloları, fotoğraflar, gravürler ve daha küçük ebatlı başka çizimlerle bezeli. Kısacası bu seri görsel malzeme açısından tam bir hazine sandığı konumunda.

Kitapların ana metinleri de, yüzeysel olmakla beraber, askeri tarihe başlangıç teşkil etmek açısından gayet doyurucu. Her bölüm kendi alanında yetkin farklı bir tarihçi tarafından yazılmış, bu yüzden diğer bölümlerde anlatılanların bazen tekrar ettiği görülüyor. İçerik ise askeri kuram, askeri sosyoloji ve askeri iktisattan ziyade 'operasyonel harp sanatı' denilen savaşın daha 'fiili uygulamaya yönelik' kısımlarına odaklanıyor. Ama gayet tabii bu odaklanma yeni askeri tarih bağlamına dönük gerçekleştiriliyor. Metinde dipnotlar olmamakla beraber her cildin geniş bir kaynakçası mevcut. Ayrıca Türkçe çeviriler için çevirmenler tarafından kısa bir terimler sözlüğü de eklenmiş durumda. Bunun haricinde metne getirilebilecek en büyük eleştiri serinin çoğu yazarının batı ile batılı olmayan toplumların karşılaşmalarını anlatırken sergiledikleri açıkça oryantalist bakış açısı. Özellikle üçüncü ciltte, batılı ordular yahut komutanların sergiledikleri aşırılıklara sürekli bir bahane üretme arayışı bazen rahatsız edici seviyelere varıyor.

Bu sayılan aksak ve eksik noktalara karşın, Dünya Savaş Tarihi dizisi muazzam bir görsel kaynak bankası ve askeri materyal kültür için referans kaynağı. Türk yayımcılığında türünün ilk örneği olması da cabası. Özellikle de Askeri devrim ile zor, sermaye ve Avrupa devletlerinin oluşumu gibi 'savaşın tendonları'nı masaya yatıran altyapı çözümlemeleriyle beraber okundukları zaman, Dünya Savaş Tarihi'nin ciltleri savaşın doğasına ve tarih boyunca geçirdiği değişimlere, yerkürenin şekillenişinde oynadığı role dair doyurucu bir giriş teşkil ediyorlar.

DÜNYA SAVAŞ TARİHİ II
TİMAŞ Yayınları
Kolektif
256 sayfa
timas.com.tr/kitaplar/tarih/gorsel-tarih/erken-modern-cag-dunya-savas-tarihi-2.aspx

DÜNYA SAVAŞ TARİHİ III
TİMAŞ Yayınları
Kolektif
255 sayfa
timas.com.tr/kitaplar/tarih/gorsel-tarih/imparatorluk-cagi-dunya-savas-tarihi-3.aspx

Emir YENER
emirvonyener@gmail.com
(Akşam, 15.07.2011)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.