29 Şubat 2012

Matrakçı Nasuh ve Muhteşem Yüzyıl

Matrakçı Nasuh'un 16.yüzyıla ait Sultaniye minyatürü.

Nasûhü's Silahî veya bilinen adıyla Matrakçı Nasuh, 'Muhteşem Yüzyıl' dizisinde, arasıra, o da Kanunî emredince, haritalar çizen, ama onun dışında aylak, ayyaş ve bedbaht bir kimlikle sunuldu.

Saray dedikodularının öne çıktığı dizide Matrakçı, aslında 'Makbul' [daha sonra, 'Maktul'!] 'Parga'lı' İbrahim Paşa'ya âşık Nigâr Kalfa ile evlendirilir. Ama Matrakçı, durumun farkındadır: Bedbahttır;- evine gitmemekte ve meyhaneleri mesken tutmaktadır! Dizide çizilen Matrakçı kimliği bu!

Hemen baştan söyleyeyim, 'Muhteşem Yüzyıl' dizisinin Matrakçı Nasuh'u, gerçek Matrakçı'dan çok daha farklı, onun kimliğiyle örtüşmeyen bir tiplemeyle veriliyor. Kurmaca metinlerde, meselâ tarihî romanlarda olduğu gibi, belirli şartlarda gerçeğin dışına çıkılabilir: Roman gerçeğiyle, tarihî gerçekliğin birebir mütekabiliyet içinde olması zorunlu değildir çünkü! Ama, bir tarihî karakterin, hele bilinen ve biyografik özellikleri tescil edilmiş kimliğini, sanki öyle değilmiş gibi göstermek ne kertede meşru sayılabilir;- şüpheliyim!

Matrakçı Nasuh, her şeyden önce, adının da imâ ettiği gibi, 'matrak' denilen bir oyunun mucididir. Matrakçı Nasuh üzerine birkaç değerli çalışma yapmış olan Prof. Dr. Hüseyin G.Yurdaydın'ın Evliyâ Çelebi'den aktardığına göre matrak, genellikle şimşir ağacından yapılmış ve cilâlanmış, lobut biçiminde ama biraz daha büyük ve daha ağır sopalarla oynanan bir oyun. Bu oyunda amaç, rakibin kafasına vurabilmek! Yurdaydın, 'Matrakçı'nın bu oyunun mucidi olduğu da şüphesiz gibidir' diyor.

Sadece 'matrak'ta mı? Değil, elbet! Nasuh'un 'türlü silah oyunlarında ve mızrak kullanma fenninde gerçekten üstün bir seviyede olduğu, akranı arasında kendisiyle boy ölçüşebilecek kimse bulunmadığı' bizzat Kanunî Sultan Süleyman tarafından verilmiş, 936 Zilkade tarihli bir beratın mevcut olduğunu biliyoruz.

Ama asıl önemlisi, Matrakçı'nın hattat, minyatürcü [Matrakçı'nın kendisi minyatürlerine 'resim', Yurdaydın da ona, 'ressam' demeyi tercih ediyor] ve tarihçi olduğudur. Kanunî'nin ilk İran seferinin [1533-1535] 'resimli bir tarihi' olan Beyan-ı Menâzil-i Sefer-i 'Irakeyn-ı Sultan Süleyman Han Nasuh'un tarihyazıcılığına ilişkin en önemli eseridir. [Ayraç içinde belirteyim: Sevgili ağabeyim ressam rahmetli Fahir Aksoy, 1970'li yılların ortalarında, Matrakçı'nın bu kitabının belgesel bir filmini yapmıştı. Film, şimdi kimdedir veya nerededir, bilmiyorum]. Nasuh'un, Taberî Tarihi'ni Türkçeye çevirmek gibi çeviri müktesebatı da var.

Bu kadar da değil. Matrakçı, aynı zamanda bir matematik bilginidir. Yurdaydın'ın verdiği bilgiye göre, Katip Çelebi, onun Umdet el-Hisab adında bir kitabı olduğunu yazmıştır. Katip Çelebi'de ayrıca şu bilgiler de bulunuyor: Matrakçı'nın Cemal el Kitab ve Kemal el-Hisab adında bir matematik kitabı daha vardır. Cemal El Kitab ve Kemal el-Hisab, Yavuz Sultan Selim'e takdim edilmiştir. Anlaşıldığı kadarıyla Matrakçı, Kanunî döneminde bu kitabı yeniden ele alarak tamamlamış ve Umdet el-Hisab adıyla yeni bir kitap halinde ortaya koymuştur [Yurdaydın, H.G., Matrakçı Nasûh, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, 1963.]

Görülüyor; Matrakçı Nasuh, 'Muhteşem Yüzyıl'ın Nigâr Kalfa'sı tarafından aldatılan ve o yüzden de bedbaht olup meyhanelerde yatan sefih ve raté bir ressam değil, 16. yüzyıl Osmanlı'sının tarih, sanat, spor ve matematik alanlarında söz sahibi gerçek bir entelektüeldir ve yazık ki, dizide, harem dedikodularına kurban edilen bir kimlik olarak görünmektedir. Ne hazîn!

Hilmi Yavuz
(Zaman, 29.02.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.