18 Mart 2012

Sultana ömür biçti canından oldu

(IV.Murad)


Dördüncü Murad’ın ölüm yılını doğru tahmin eden Müneccimbaşı Hüseyin Efendi, Dördüncü Mehmed için de “Bu yıl ölecek” dedi. Ancak Sultan değil, kendisi öldürülüp Boğaz’ın sularına atıldı.

Tarih boyunca gelecek tahminini falcılar, kâhinler, müneccimler yaptı. Günümüzde ise gelecek tahminini istihbarat örgütlerinin düşünce kuruluşları yapıyor.

Osmanlı tarihçiliğinin gelecek vadeden genç tarihçilerinden Uğur Demir, bir makalesinde Osmanlı Nostradamus'u denilebilecek 17. yüzyılın ortalarında yaşamış Müneccimbaşı Hüseyin Efendi'nin ilginç hayatını anlatır.

Osmanlı İmparatorluğu'nda İkinci Murad'dan (1421-1451) itibaren sarayda müneccimler görülür. İkinci Bâyezid döneminde devletin büyümesine paralel olarak müneccimlerin de sayısı artmıştı.

Osmanlı Nostradamus'u

En meşhur müneccimlerden olan Hüseyin Efendi medrese tahsilini tamamlayıp, yapılan imtihanda başarılı olduktan sonra sarayda müneccim olarak çalışmaya başlamıştı. Hocası Mehmed Çelebi vefat ettikten sonra da hocasının yerine müneccimbaşılığa yükseldi. Kısa sürede devrin hükümdarı Dördüncü Murad'ın gözüne girdi ve sık sık hediyeler aldı.

Hüseyin Efendi'nin şöhretini artıran asıl hadise ise 1640 yılı için hazırladığı gelecekten haberler veren "Ahkâm takvimi" oldu. Hazırladığı takvimde Dördüncü Murad'ın öleceğini ve yeni bir cülus olacağını "Hüseyin-i Nâ-Murad" diyerek işaret etmişti. 1640'ta Dördüncü Murad'ın ölmesiyle müneccimbaşının tahmini doğru çıkmıştı. Bu hadise müneccimbaşına büyük bir şöhret sağladı.

Hüseyin Efendi, yeni padişah Sultan İbrahim döneminde de görevine devam etti. 1648 yılı için hazırladığı takvimde Sultan İbrahim'in öleceği ve Dördüncü Mehmed'in padişah olacağı açıkça yazılmadığı için Hüseyin Efendi'ye "Bu sene için yaptığınız takvimde nasıl olup da padişahın öleceğini ve Sultan Mehmed'in tahta çıkacağını keşfedip, işaret etmediniz" diye tenkit edildi. Bu tenkit üzerine Hüseyin Efendi, hazırladığı takvimi göstererek Sultan İbrahim için kullandığı lakaplardan birinde buna işaret ettiğini gösterdi.

Her taşın altından çıktı

İki padişahın da öleceğini tahmin eden Hüseyin Efendi İstanbul'da en fazla aranan insan olmuştu. Şöhretiyle beraber serveti de gün geçtikçe arttı. Statü olarak devlet protokolünün alt sıralarında yer alan müneccimbaşı, şöhreti sayesinde her taşın altından çıkmaya başlamıştı. Devletlerarası bunalımlara yol açacak kadar ileri giden Hüseyin Efendi rüşvetle iş yapmaktan da geri kalmıyordu. Hüseyin Efendi'nin her söylediği kesin gerçekmiş gibi kabul görüyordu. Ancak bu durum ve devlet geleneğinin altüst edilmesi devlet adamlarının canını sıkıyordu. Devlet ileri gelenleri şöhretinden dolayı ses çıkaramadıkları Hüseyin Efendi'yi devre dışı bırakmak için fırsat kollamaya başlamışlardı.

Tahmini tutmadı, canından oldu

Müneccimbaşı Hüseyin Efendi'nin yine önce gözden düşmesine, sonra da öldürülmesine geleceği tahmin için hazırladığı "Ahkâm Takvimi"ndeki hataları sebep oldu. 1650 yılı için hazırladığı Ahkâm Takvimi'nde dönemin padişahı için kullandığı lakapların birinden, daha önce kendisinin bulduğu yöntemleri kullanarak "vefat-ı Mehmed" hükmünü çıkarıp, çocuk padişah Dördüncü Mehmed'in ölüp, yeni bir cülus olacağına işaret etti.

Hüseyin Efendi'nin aleyhtarları fırsatı ganimet bilip, durumu hemen Dördüncü Mehmed'e ilettiler. Henüz 8 yaşında olan Dördüncü Mehmed, çevresinin tesiriyle müneccimbaşını görevden alarak, hapse attırdı. Birkaç gün sonraysa hapisten çıkarılıp, sürgün olarak İstanbul'un dışına gitmesine izin verildi. Ama şöhretinden durumunun farkına varamayan Hüseyin Efendi İstanbul'dan ayrılmayıp, yakın dostu silahdâr kâtibinin İstinye'deki yalısında saklandı.

Başına gelenleri bir türlü kabullenemiyordu. Hüseyin Efendi eski şöhretine güvenip Dördüncü Mehmed'in annesi Turhan Sultan'a gizlice mektuplar göndererek affını talep etti. Ancak bu mektuplar müneccimbaşının İstanbul'dan gitmediğini ortaya çıkarmıştı. Düşmanları müneccimbaşının İstanbul'dan gitmeyerek padişahın emrine karşı çıktığını, bu yüzden öldürülmesi gerektiğini söylediler. Bunun üzerine müneccimbaşının yakalanıp, idamı için asker gönderildi.

Hüseyin Efendi, yalıdayken kendi doğum tarihi üzerinde yaptığı bazı hesaplardan birkaç gün içinde sıkıntıya düşeceği sonucuna varmıştı. Görevlilerin geleceği günün erken saatlerinde bir kayığa binip yalıdan uzaklaştı. Tam arkasından görevliler yalıya geldiler ve müneccimbaşının yalıdan ayrıldığını anladılar. Hemen kayıklarına binip, Hüseyin Efendi'yi Rumeli Hisarı'nda ulaşmışken yakaladılar. Hüseyin Efendi'yi elbiselerini soyup, öldürdükten sonra cesedini de denize attılar.

Birkaç gün sonra dalgalar Hüseyin Efendi'nin cesedini kıyıya vurdu. Bir zamanların şanlı müneccimbaşını tanıyanlar Hüseyin Efendi'yi defnettiler. Padişahlar hakkında geleceğe dair çıkardığı hükümlerle meşhur olan Müneccimbaşı Hüseyin Efendi kendi derdine çare bulmakta aciz kalmıştı. Öleceğini söylediği Dördüncü Mehmed ise 43 yıl daha yaşayacaktı.

(IV.Mehmed)

Avcı Mehmed

Dördüncü Mehmed 2 Ocak 1642'de doğdu. Şehzade Mehmed'in doğumu Sultan İbrahim'den başka erkek üyesi kalmamış olan Osmanlı hanedanı için bir umut oldu. Şehzade Mehmed, 8 Ağustos 1648'de altı yaşındayken dördüncü Mehmed olarak tahta çıktı. Hükümdarlık dönemi Osmanlı İmparatorluğu'nun hem parlak hem de acı günlerine sahne oldu. Köprülüler sayesinde Osmanlı İmparatorluğu içinde bulunduğu buhranı atlatıp, fetihlere başladı. Ancak Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın 1683'teki İkinci Viyana kuşatması sırasında uğradığı bozgun her şeyi değiştirdi. İkinci Viyana bozgunundan sonra avdan vazgeçememesi üzerine 1687'de tahttan indirildi. Tahttan indirildikten dört yıl sonra zatürreye yakalandı ve bu hastalığın ilerlemesi sonucu 6 Ocak 1693'te öldü. Av merakı dolayısıyla tarihe Avcı Mehmed adıyla geçti.

Müneccimlik

Geleceği bilme herkesin en önemli arzusuydu. Bunun sonucu olarak yıldızlara bakılıp gelecekten haber verme ön plana çıktı. Zamanla yıldızların hareketlerini gözleyip, anlamlar çıkarmak bir uzmanlık alanı haline geldi ve müneccimlik mesleği ortaya çıktı.

Gelecek tahmini

Müneccimler takvim ve padişahın eşref saatlerini gösteren tablolar hazırlarlardı. Hazırlanan senelik takvimler iki bölümdü. Sayı takvimi bölümünde gün ve aylar hicri ve celali takvimlere göre gösterilirdi. "Ahkâm Takvimi"nde ise müneccimler gelecek senenin hadiseleri hakkında tahminde bulunurlardı.

Erhan Afyoncu
(Bugün, 11.03.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.