18 Haziran 2012

"Ben her zaman yolumu tarihten aldım, bana o yol gösterdi."


Miraç Zeynep Özkartal: Serginin girişindeki notta haremin iki anlamı olduğu yazıyor: Biri padişahın kadınları, diğeri padişahın evi. Neden hep birincisi olarak algılanıyor?

İlber Ortaylı: Çünkü Harem deyince yatak odasının dışında düşünmek bazılarına zor oluyor! O bakımdan haremi evle garsoniyerin karışımı bir şey tahayyül ediyorlar. Bazı tarih dallarının bakışı öyledir. Roma tarihi de zamanımızın ayak takımı tarafından Avrupa’da öyle mütalea edilir.

Miraç Zeynep Özkartal: Bundan kurtuluş var mı?

İlber Ortaylı: Evrakla kurtulunur. Seyahatname de demiyorum çünkü çoğu fantezi, palavra. Arşivler evrak dolu. Yeter ki okuyalım ve doğru yorumlamayı bilelim.

Miraç Zeynep Özkartal: Osmanlı’yı konu alan dizilerin haremle ilgili bu algıya katkısı yok mu sizce?

İlber Ortaylı: Dizinin ne katkısı olduğu beni hiç ilgilendirmez. Bizim milletin ne sağcıları ne solcuları tarihi film çevirebilirler. Buna müsait bir irfanları yoktur.

Miraç Zeynep Özkartal: Burada müzeciliğin ciddiye alınmadığını mı düşünüyorsunuz?

İlber Ortaylı: 12 Mart döneminde kuruldu Kültür Bakanlığı. İlk bakanın işi, buradan IV. Murat’ın eşyalarını alıp AKM’ye götürmek oldu. Çünkü orada “IV. Murat” oyunu oynanıyordu, vitrine koydular eşyalarını. Efendim, Avrupa’da böyle yapılıyormuş. Avrupa tiyatrolarında vitrine konan eserler gayet makuldür, sigorta değeri bile düşüktür. Kalkıp da 17. yüzyılın büyük mareşalinin zırhını, kaftanını oraya koyup ateşte kül edemezsin. Hepsi o AKM yangınında yandı. Kaftanıyla Kuran tamamen gitti. Kılıç, zırh top halinde duruyor şimdi, onu restore etmek gereği de duyulmuyor.

Miraç Zeynep Özkartal: Topkapı Sarayı Başkanı olarak yedinci yılınız. Hedefte ne var?

İlber Ortaylı: Burada işi mümkün mertebe tamamlayıp; işime, üniversiteye döneceğim. Burası benim ömrümün yedi yılını alan, mühim bir yer. Hiçbir müesseseye bunun kadar bağlı olamam. Ben Siyasal Bilgiler’de okudum, doktora yaptım, bir bağlılığım var. Maalesef o müessese beni sukutu hayale uğrattı, ayrıldım. Galatasaray ve Bilkent üniversitelerini sevdim; inşallah hep kendilerini korurlar. Ve inşallah Türk medeniyetinin merkezi olan bu saray da ayakta kalır, en iyi şekilde korunur.

Miraç Zeynep Özkartal: Burası sizin konumunuzda biri için varılacak en üst nokta mı?

İlber Ortaylı: Benim için öyle. Ben burada bulunduğum sırada hizmet ettim. Bizde böyle basit laflar vardır: “Topkapı Sarayı’na sultan oldu” falan gibi abuk subuk laflar... Birisi o yüzden taht taşımaya kalktı. Buraya gelen hizmet eder. Neslişah Sultan’dan bir nevi icazet alıp geldim buraya. “Efendim benim tayinimi düşünüyor bakan Atilla Koç” dedim, “Ne buyuruluyor?” “A çok iyi olur” dedi. Buradan ayrılmak istediğim zaman oldu, “Lütfen bırakmayın” dedi. Onun için kaldım.

Miraç Zeynep Özkartal: Şimdi?

İlber Ortaylı: Şimdi Neslişah Sultan gitti, zaten bana işaret edecek kimse de yok. Ben her zaman yolumu tarihten aldım, bana o yol gösterdi. Bu, benim ikinci askerlik hizmetimdir diyebilirim. Tabii hem yurttaş, hem memur, hem tarihçi olarak çok şeyi öğrendim. Dünya müzeleri ve müzecileriyle yakın dostluğum oldu.

(Milliyet, 17.06.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.