18 Temmuz 2012

Hüseyin Cahit Yalçın'ın anılarından:
Enver Paşa

Hüseyin Cahit Yalçın (1875-1957), II.Meşrutiyet'e kadar edebiyatla ilgilenen, sonrasında politikaya giren, dönemin en etkin gazeteci, yazar ve siyaset adamıdır. Ağustos 1908'de yakın arkadaşları Tevfik Fikret ve Hüseyin Kazım ile birlikte Tanin gazetesini kurmuştur. 1913'e kadar İttihat ve Terakki saflarında olup, sonrasında cemiyeti eleştirmiştir. 1923'de hükümete yönelttiği ağır eleştiriler ve eski İttihatçıları savunması sebebiyle İstiklal Mahkemesi'nde yargılanmış, sürgüne gönderilmiştir. 1933'ten sonra yeniden gazetede (Akşam) yazı yazmaya ve dergi (Fikir Hareketleri) yayımlamaya başlamıştır. 

Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünden sonra İsmet İnönü'nün teklifiyle tekrar politikaya dönmüş, 1939-1954 yılları arasında Çankırı, İstanbul ve Kars milletvekili olarak TBMM'de bulunmuştur. 1943'te tekrar Tanin'i çıkarmıştır. 1957'de tekrar milletvekili seçildiği bilgisini öğrenemeden İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Yazılarında, yakın tarihimizin bizzat içinde bulunmasından dolayı kaynak teşkil edecek bilgiler bulunmaktadır. Ayrıca 50'ye yakın eseri de dilimize kazandırmıştır. Aşağıda alıntıladığım bölümü barındıran "Tanıdıklarım" adlı kitabında Enver Paşa, Talat Paşa, Cemal Paşa, Ziya Gökalp, Ahmet Rıza Bey, Mithat Şükrü Bleda, Sait Halim Paşa, Bahattin Şakir, Ömer Naci, Halil Menteşe, Karasu Efendi ve II.Wilhelm gibi pek çok ismin karakteristik özelliklerinden ve yaşayışından bahsetmiştir. Kitabın en önemli tarafı ise Ermeni Tehciri konusunda çok özel ipuçları barındırmasıdır. 


***

Enver Paşa, yanında Şehzade Faruk Efendi ile beraber Çanakkale Harbi'ndeki orduyu ziyaret ve teftişe gidiyordu. Yanlarına ben de katıldım.

Husûsî (özel) tren akşam üstü Sirkeci'den hareket etti. Salonda sakinane oturuyorduk.

Yaver sordu:

- Biraz yemek yer misiniz?
Enver Paşa:
- Peki, dedi.

Masanın üstünde birkaç rafadan yumurta getirdiler. Biraz beyaz peynir ve yoğurt. Yemek yendi, baka kaldım. Kızım, ilk gördüğüm askere verilmek üzere cebime bir paket çukulata sıkıştırmıştı.
- Bari bunu siz yiyin, diye uzattım.

Çanakkale'de kaldığımız birkaç gün içinde bir karargaha misafir olmadığımız zamanlar yemeğe, debdebeye (görkem) karşı hep aynı istihfaf (hor görme) hissini, aynı sadeliği gördüm.

***

İstanbul'da büyük dedikodular vardı. Enver Paşa Boğaziçi'nde Abraham Paşa'nın köşkünü almıştı. Bu köşk ağızdan ağıza dolaşırken muhteşem bir saray cesametini (büyüklüğünü) aldı; binbir gece masallarındaki debdebe (görkem) ve haşmet sahnelerini içinde topladı. Enver Paşa bir gün küçük bir davet yapmış, bizleri köşke çağırmıştı. Bu kadar büyütülen, dedikoduya zemin teşkil edilen köşkü görmek için gittim. Ufak bir köşkün basit döşemeli bir odasında şöyle böyle (ne iyi ne kötü) bir yemek yedik. Avrupa'da orta halde bir tüccarın bile bundan çok ziynetli (süslü) ve kıymetli bir sayfiyesi (yazlık evi) vardı.

Hüseyin Cahit Yalçın
(Tanıdıklarım, YKY, Ağustos 2001, Sf. 24, 28.)

*Hüseyin Cahit Yalçın'ı kısaca tanıtan giriş yazısı ve parantez içi eklemeler Yağız Gönüler tarafından yazılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.