15 Ağustos 2012

Türk mitolojisinde ad


Mitolojik görüşlerin temelinde, bir kimsenin veya nesnenin adının olması, onun var olduğunun başlıca göstergesidir. Adın, şahıs veya eşyayla birlikte ifade edilen mitolojik düşüncede, bir şeyin veya insanın adının yok olması, o adı taşıyanın da yok olmasını beraberinde getirir. Eski inanışlara göre de bir nesnenin oluşabilmesi ve varolması için öncelikle ona ad verilmesi gerekiyordu. Sümer mitolojisinde, önceleri her şeyin adsız olduğu yazılır. Sonraları, Bilgelik ve Su Tanrısı olan "Enki", her şeye bir ad vermiş ve böylece dünya yaratılmıştır.
...
"Dede Korkut" kitabında büyük Oğuz beyleri ellerini kaldırıp şöyle dua ederler: "Bu ad, bu yiğide kutlu olsun!" Çünkü ad, bu adı taşıyacak insanın varlığı ve içeriğiyle çakışmalı, sayılı ve uğurlu olmalıydı. Bu nedenle gönlüne ilham edilen "Korkut Ata" da gönlüne doğan iyi bir işarete göre ad verir.
...
Eski Türklerde, eğer bir çocuk doğmadan ölürse, o ailede ondan sonra doğacak çocuğa "Adsız" adını koyarlardı. Çocuğun bu adla daha çok yaşayacağına inanılırdı. Orta devirler tarihinde, "adsız" adıyla birçok kişinin varlığı, bu inanışın bir ürünüdür.
...
İlk Selçuklu beylerinden olan Tuğrul, Çağrı ve Beykun'un adları, yırtıcı kuş adlarıdır. Etnik bilimcilerin gözlemlerine göre 11. ve 18. yüzyıllar arasında, Türkmen boylarının büyükleri genellikle yırtıcı hayvan ve kuş adları taşıyorlardı. Bu, aynı anda doğaya olan yakınlığın ifadesiydi. Müslümanlığı kabul etmiş olan Oğuzlarda ise iki ad oluyordu. Bu adların ilki yeni Müslüman adı, diğeri ise boy ve soy mensupluğunu gösteriyordu. Çünkü yabancı adın taşınması yabancı gibi olmak, yabancıya benzemek demekti.

Celal Beydili
(Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük,
Yurt Kitap-Yayın, Şubat 2005, Ankara, sf. 21-22-23.)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.