14 Ekim 2012

Gladstone’un Büyük Oyun’u


Taha Niyazi Karaca genç kuşak tarihçilerden, Bozok Üniversitesi öğretim üyesi... Bizim arşiv belgelerine ve Britanya arşiv kaynaklarına ilaveten geniş bir literatüre dayanarak yazdığı biyografi Gladstone’un; Liberal Parti’nin bu ünlü liderinin ve 19. yüzyılda dört kere başbakanlık yapan Britanya’nın tarihî portrelerinden birinin bir Türk tarihçi tarafından yorumlanışıdır. Biz Gladstone’u Türk düşmanlığı ile tanıyoruz. Gladstone’un Türk düşmanlığı onun ailesinden edindiği evanjelist (bir nevi Hristiyan fundamantelizmidir) inancından ileri geliyor. Dahası var; sınıf değiştiren bütün İngiliz burjuvaları gibi iyi bir eğitim gördü; Eton ve Oxford. Yunan Roma dünyasına adım attığı zaman bütün 19. yüzyıl gençliği gibi eski dünyadan büyülendi. Daha da ileri gitti. Yunanlılık ona göre beşeriyete gelmiş ilahi bir mesajdır, herkes onları takip etmeliydi. Gerçi hiçbir zaman Ortadoks kilisesine geçmeyi düşünmemiş. Lâkin Kırım Savaşı sırasında Türk İmparatorluğu’na karşı Rusya’yı tutmaktan söz ediyordu. Türk İmparatorluğu’nu tutanlar ise en başta onun rakibi Benjamin Disraeli’dir. Hiç şüphesiz Disraeli, Britanya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük başbakanı ve devrinin çok ilerisinde görüşleri olan bir devlet adamıydı. İngiltere satvetini ona borçludur ve o, İngiltere’nin satveti için Türk mevcudiyetinin ve politikasının desteklenmesini düşünüyordu. Gladstone’un ikinci düşmanı ve Türk taraftarı Karl Marks’tır. Hatta Karl Marks, Gladstone’un politikalarını Rusya adına Avrupa’da propaganda yapan madam Novikov ile olan ilişkilerine bile bağladı. Gladstone kim? Nasıl bir tahsil gördü? Hangi aileden geliyor? Hangi cemiyet gruplarının üyesi? Avrupa ile Gladstone’un ilişkileri neydi? Osmanlı Devleti’nin parçalanmasındaki rolü nedir? Tüm bu soruların cevapları için bu kitabı okumakta büyük fayda var.

Bizce Gladstone’un rolü Türkiye tarihçiliğinde abartılıyor, ama kişilik olarak ağırlıkla mevcuttu. Kitapta pek değinilmemiş ama Midhat Paşa’nın 1877 Rusya Savaşı öncesinde İngiltere’ye güvenmesinin ne kadar yersiz olduğu anlaşılıyor. Tanzimat Devri’nin büyük adamları ustaca manevralarla İngiltere-Fransa ve Piemonte’yi yanımıza alıp Kırım Savaşı’nı yaptılar. Midhat Paşa ise aynı ittifakı katiyyen kuramazdı. Avrupa tarihinin hiç değilse bizimle ilgili bölümlerine artık girmemiz gerekiyor. Çünkü Türkiye tarihi her zaman bir dünya tarihidir.

İlber Ortaylı
(Milliyet, 30.09.2012)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.