11 Kasım 2012

"Dua edin 100 yaşını göreyim"

Yaşayan en büyük tarihçimiz Halil İnalcık ile geçtiğimiz pazar günü Samet Altıntaş ve Sevim Şentürk harika bir röportaj gerçekleştirmişti. Bazı önemli alıntıları paylaşıp, sizi okumaya davet ediyorum.

"Anayasa meselemiz bir an önce hallolmalı. Yeni anayasa Türkiye için dönüm noktası. 1998’de tevcih edilen TBMM Onur Ödülü töreninde ‘Anayasa, bir an evvel değişmelidir.’ dedim. Bizim anayasamız yamalı bohçaya benzer, içinde her şey var. Hâlbuki anayasalar, ana kanunları halletmeli. Devletin ana prensiplerini tespit etmeli. Eğer böyle teferruata kaçarsak daima mesele çıkar. Türkiye’de anayasanın kendisi bir mesele. Amerikan anayasasında temel prensipler, hep aynıdır. Yazılacak olan metin anayasa olmalı, yasalar mecmuası değil. Her etnisite, her anayasada kendi emniyetini bulur. Ekonomik gelişmeyi devam ettirmeliyiz. Türkiye’nin geleceği her şeyden önemli."

"Kültür sahibi olmak isteyen insanlar, İngilizce, Fransızca kelimeler kullanıyor. Buna şiddetle karşıyım. Bu, Türk kültürü ve diline ihanettir. Münevver görünmek için yabancı kelimeler bol bol kullanılıyor. Geçenlerde bir bakanı dinledim. Bir saatte 30 tane yabancı kelime kullandı. Bu züppelik Tanzimat ile başladı. Ömer Seyfeddin, Refik Halid gibi isimlerin Türkçesini devam ettiremedik."

"Klasik müzik dinlerim. Mozart’ı, Haydn’ı çok severim, saatlerce dinlerim. Geniş bir müzik arşivim var. Klasik Türk müziği, Avrupa klasik müziği kadar büyük bir sanattır. Ama yeni müzik pespaye. Kalp yarası diyorlar. Aşk ile yara birleşir mi? Ne kadar korkunç... Klasik Türk müziğini de bozdular. Bunların başında da Münir Nurettin gelir. Zeki Müren’e ise tahammül edemem. Safiye Ayla’yı, Behiye Aksoy’u çok severim..."

"Tam bir tarihçi olmak çok güçtür. Bugünün tarihçileri hikâye anlatıyor. İyi tarihçi olmak için evvela altı dil öğrenilecek. Arapça, Farsça, Osmanlıca divan dili ile Fransızca, Almanca, İngilizcenin ileri seviyede bilinmesi lazım. Yoksa Avrupalı tarihçilerle boy ölçüşülemez. Ama ben ölçüştüm. Beş akademi beni üye seçti. Düşünebiliyor musunuz? Kendi adamlarını bırakıp; bu fakiri üye seçiyorlar. Makale yazarken arşive ve sağlam vesikalara dayanıyorum. Zaman ve mekân içinde toplumun hayatına tarih denir. Bunun için bir tarihçi sosyoloji, ekonomi, kültür, coğrafya, her şeyi bilmeli. İmajinasyon ve üslup için bir tarihçi olarak edebiyat bilmemin çok faydası oldu bana."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.