23 Ocak 2013

Böyleydi Osmanlı’nın Kandili

Osmanlılar, mübarek geceleri cami, tekke, çarşı ve sarayları aydınlatıp minarelerde kandiller yakarak ihya ettikleri için Sultan İkinci Selim devrinden (1566-1574) itibaren “leyalî-i mübareke” denilen beş geceye (Mevlid, Regaib, Mi’rac, Berat ve Kadir) kandil gecesi denmişti.

Mevlid kandili Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) dünyaya gelişi münasebetiyle ihya edilen gecedir. Rebiülevvel ayının on ikinci gecesi olan bu kandil içinde bulunduğumuz ocak ayının 23. gecesine denk gelmektedir. Osmanlı devrinde bu gece büyük camilerde muayyen bir merasim düzenlenmesi ve Süleyman Çelebi’nin Mevlid isimli kitabının güzel sesli mevlithanlar tarafından okunması devletin resmi merasimlerinden biri haline gelmişti.

Padişah ve Devlet Erkanı Mevlid Merasiminde
Bu merasim Sultanahmed Camii’nde icra edilir, padişahlar maiyetleriyle birlikte camiye gelirler ve buna da “Mevlid Alayı” denirdi. Osmanlı devrinde Sultan Üçüncü Mustafa (1757-1774) zamanında icra edilen bir mevlid alayı ve merasimi saray teşrifatçısı Akif Bey tarafından teşrifat defterine kaydedilmişti.

Akif Bey’in kaydını tuttuğu deftere göre; Rebiülevvel ayının on ikisine rastlayan o gün merasimde bulunacak olan devlet ricali camide toplanırdı. Merasime katılan her şahsın teşrifat kurallarına göre belirlenmiş, cami içerisinde oturacağı bir yer vardı. Mesela şeyhülislâm, Anadolu ve Rumeli kazaskerleri, İstanbul’da bulunan eyalet kadılarıyla o rütbede bulunan ilmiye ricali ve müderrisler derecelerine göre minberin solunda hünkâr mahfeline doğru yerlerini alırlardı. Vezirler ise, mihrabın sol tarafına konulan seccadelere otururlardı. Onların alt tarafı ise, yeniçeri ağası, şıkk-ı evvel defterdarı, nişancı, defter emini, kul kethüdası, reisülküttap ve benzeri mevkilerdeki devlet memurlarının yeriydi.

Sadrazam basına kallâvi ve sırtına mevsime göre erkân kürkü veya ferace giymiş olduğu halde kendisini konağından alan divan çavuşlarının önünden gelip etrafına selam vererek mihrabın önüne kendisi için konulan seccadeye otururdu. Reisülküttap ile çavuşbaşı, sadrazamın karşısında hünkâr mahfeli tarafındaki seccadelere, tezkireci ve mektupçu efendiler de geri tarafında, mahfelin altında otururlardı. Bu sırada teşrifatçı efendi ile teşrifatçı halifesi ve kesedar buhurdanlar getirip sadrazamın, şeyhülislâmın ve vezirlerin önüne koyarlardı...

Devamı için: Yedikıta Dergisi, Ocak 2013.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.