03 Mart 2013

İsmet Özel'den: Müslüman olduğumuz için Türkçe konuşuyoruz

Lisanımızın menşei Kur’an’dır biz Müslüman olduğumuz için Türkçe konuşuyoruz. Müslüman olmasaydık Bulgarca konuşacaktık Macarca konuşacaktık, Fince konuşacaktık. Müslüman olduğumuz için Türkçe konuşuyoruz. Hiç kimse şunu inkâr edemez; Türklük vasfını koruyan Asyalı kavimlerden hepsi Müslümandır. Finler, Estonyalılar, Macarlar, Bulgarlar için Türk demiyoruz. Kökleri Türklerle müşterek diyebiliyoruz. Hazarlara Türk diyen kimler? Onlarla aynı dinin içinde olanlar Hazarlara Türk diyorlar çünkü aşağılanmış Yahudilerin bayrağını yükselten Hazarlardı. Yani “Yehova kavmini terk etmedi bakın!” Hazarlar Yahudi’ydi. Hazarlar devlet kurup o bölgede hot zot etmeden önce Yahudiler dünyanın en aşağılık insanları olarak kabul ediliyordu Yahudi olmayanlar tarafından. Ama Hazarlar Abbasi halifesine “Yahudilere baskı yaptığını bir daha işitirsem ülkemdeki bütün camileri yıkarım” diyen adamlardı. İşte bunun Türk olması lazımdı. Yahudiliğin iş yaptırabilir, Yahudiliğin hâkim olabilir tarafını öne çıkardıkları için Hazarlara Türk diyorlar.

Biz mesela ümmet toplumundan millet toplumuna veya uluslaşmaya gitmişiz yani dinimizi terk edip daha milli bir karakter sahibi olmuşuz. Dünyada milliyeti ve dini aynı olan tek millet Türk milletidir. Onun için artık insan ben Türküm ve başka bir şey değilim demesi lazım çünkü milliyeti ve dini Türklüğün birdir. Cumhuriyetten sonra birçok numaralar çevrildi fakat cumhuriyete varmak için neler yapıldı onu bilmek lazım. Şimdi TBMM’nin üzerinde kocaman yazıyor “Hâkimiyet bilakaydü şart milletindir” ne demek? Kelimeleri egemenlik ulusundur diye değiştiremezsiniz “Hâkimiyet bilakaydü şart milletindir” çünkü yüzyıllar süren bir klasik Osmanlı çağı yaşandı. Bu klasik Osmanlı çağı milletler prensibine göre işliyordu bu kat kat milletleri tanıyan bir örgüydü. En yukarıda Müslümanlar vardı. Aslında devlet ve halk bir bütün kabul ediliyordu ama bölünmüş bir bütün. Sunuf u devlet vardı: İlmiye, seyfiye, kalemiye. Bir de reaya vardı devlete mensup olmayanlar. Reaya umumiyetle gayrimüslimlerden oluşuyordu ama bunların içinde Müslümanlar vardı onun için onlara "beraya" denildi. Onlar haraç vermezlerdi reayanın içinde riayet edenler sürü yani. Beraya kılıç ehlidir ve haraç vermez. Hâkimiyet bilakaydu şart milletindir dediğimiz zaman biz bunu anlıyoruz "Millet-i Hâkime" vardı başka milletler de vardı mesela Müslümanların hemen altında Grekler vardı onların hemen altında Ermeniler… “Hâkimiyet bilakaydu şart milletindir” demek Millet-i Hâkime’nin sözü geçecektir demekti. Bu da netice itibariyle tamamen böyle olmuştur. Biz 1919’da misak-ı milliyi ilan ettiğimiz zaman ki Wilson prensiplerinden medet umularak ilan edilmiş bir şeydir. Osmanlı tebaasının Müslüman kahir ekseriyetinin meskun olduğu yerler misak-ı milliye dâhildir. Böyle tespit edilmiştir iş. Yani bizim milli meselemiz doğrudan doğruya Müslüman olmamızdan ibarettir. Araplar kâfirlerle anlaştıkları için misak-ı milli sınırları dışında kalmışlardır. Kürtler misak-ı milli sınırları içindedir. Biz gavurlarla pazarlık ederken Kürtlerin yaşadığı yerleri buralar bizim diyerek misak-ı millinin içinde saymışızdır. Ve bunu insanlar bilmiyorlar misak-ı milli dediğimiz zaman bugünkü sınırlar bahis konusu değildir. Misak-ı milli sınırları Halep’in 20 km güneyinden geçer. Batum, Selanik ve bugünkü Bulgaristan’ın üçte biri sayabileceğimiz yer misak-ı milli sınırları içindedir. Onun için Türkiye’de Birinci Meclis feshedilmiştir. Çünkü zaferi kazanan Türkler bu sonuca razı olmayacaklardı onun için bu sonuca razı olacak bir düzenleme yapıldı ve biz bütün Cumhuriyet tarihimiz boyunca Türklüğümüzün tırpanlanması, Türklüğümüzün tahrip edilmesi, Türklüğümüzün yara almaya müsait hale getirilmesi programının mağdurları olduk. Yani bugün Türkiye’de “Türküm” demek zorlaşıyor.

Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet varsa bizim 13. yüzyılda burayı bir Türk vatanı haline getirmiş olmamız sebebiyledir. Yani dünyada görülmemiş bir şeydir. "Türkler Türkiye’yi, Türkiye Türkleri yapmıştır." Biz bugün normal olarak Özbek için, Tatar için, Türkmen için, Azeri için Türkiye’de yaşayan insanlar olarak “dış Türkler” diyoruz değil mi bunlara? Demek ki iç burası. Hiçbir zaman gidin Özbekistan’a, “dış Özbekler” demezler. Türkiye’nin dışındaki Türklere dış Türkler diyoruz değil mi?

Programda Aytunç Altındal’ın, Türklükten istifa ettiğini söyleyen Ertuğrul Özkök’e tepki göstermesi üzerine İsmet Özel şunları söyledi:
Ertuğrul Özkök Türklüğe ne zaman girmiş ki? Öyle saçma şey olur mu? Ben diyorum ki bir adam “Ben Türk değilim!” diyorsa “Beter ol!” diyorum. Eğer bir insan “Ben Türküm!” diyorsa “Nerenden belli?” diyorum.

Sunucu Pelin Çift’in “’Nerenden belli?’ sorusuna hangi cevap sizi tatmin eder?” demesi üzerine İsmet Özel şunları söyledi:
Namaz kılmıyorsa Türk değildir. Namaz kılanların hepsi Türk değildir. Namaz kılıyor diye Türk olmaz adam ama namaz kılmıyorsa hiç Türk değildir. Namazına bakmak basit bir iş değildir. Müslümanlar namazı cemaatle kılarlar. Yani cemaatle namaz kılmak esastır.Tek başına namaz kılmak ruhsattır. Yani o da olabilir, ama esas değildir. Ben bir adamın Türk olup olmadığını namaz kılmasından anlarım dediğim zaman onun sofuluğundan bahsetmiyorum. Bir insanın ezan okunduğu zaman herkesin hakkın divanına duracağı bir hayat tarzına bağlanıp bağlanmadığından bahsediyorum. Yani biz Müslümanlar birbirimiz için olduğumuz kadar Müslümanız. Onun için Türklükten Müslümanlık olarak bahsediyorum. Yani yüzyıllar boyunca eğer Türkler işin başında olmamış olsalardı dünyada bugün bu derece en azından yaygın bir İslami nüfus bile olmazdı. Yani Türkler aynı zamanda İslam hayatının teminatı oldular yüzyıllar boyunca dünya üzerinde.

Kaynak: İstiklâl Marşı Derneği
Ayrıca bkz: İsmet Özel'den: Türklük tanımı hakkında

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.