26 Mayıs 2013

İsmet Özel: "Din ile imânın Türklükte birleştiğini söylüyorum; bu bir şaka değildir."

Din ile imânın Türklükte birleştiğini söylüyorum; bu bir şaka değildir. Daha da ileri giderek diyorum ki, bu birleşmeyi dikkate almayanlar bir felâketi davet etmiş olmakla kalmazlar; bizzat kendileri felâkettir onların. Dikkat edin, ne biri, ne öteki durduğu yerde durmaz. İmân da, Türklük de artan ve eksilen şeylerdir. Sağlamlaşır, pekişir veya yalama olur, çürür. Bunları kimisi ele geçirmiştir, kimisi elden kaçırmıştır. İmân ve Türklük ele geçtiyse bu ikisini kazanmak üzere riske giren her ikisini de elinde bir mükâfat olarak bulmuştur. Bir kimsenin bir topluluğa dâhil olmak suretiyle mü'min ve / veya Türk sıfatı taşıyormuş gibi algılanmaları kendilerine imân ve Türklük mükâfatı verilmiş olan eşhas tarafından lisân-ı hâl ile cerh edilir. "Âlemle gelen düğün bayram" diyenlere, "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" diyenler mü'minlere ve Türklere düşmanlık göstermekten çekinmeyeceklerdir. Bu topraklarda imân edenlere ve Türklere düşmanlıkta bulunarak gösteriş yapmak 400 yıldır en kolay şeydir. Ne imânla, ne Türklükle gösteriş yapılabilir. Çünkü hem imân, hem Türklük vecibeler demektir. İnsanın hem imânı, hem Türklüğü gevreyebilir; inceldiği yerden kopar: Onun için her ikisini de kalın tutmak iyidir.

İsmet Özel, Kalın Türk
(TİYO, 11. Baskı, sf. 63)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.