20 Haziran 2013

Cemil Meriç'ten: "Batılılaşma, sarayla etrafındaki bir avuç yabancılaşmış hava­sın yani bürokrasinin eseridir."

Türkiye'miz bugün şiddetli buhranlar içinde yüzüyor. Büyük Gazete bu buhranların ana sebebi olarak Tanzimat'tan beri devam eden İslâm'dan uzaklaşma cereyanını görmektedir. Siz bu mevzuda ne düşü­nüyorsunuz?

Buhran cihanşümuldur. Derebeylik nizamını devirmek iste­yen Avrupa burjuvazisi, önce kiliseyle hesaplaşır. Kiliseyi yıkarken nassları da devirir. Maddecilik bir yükselen içtimai sınıfın kavga silahıdır. De­rebeylik müessesesi de, rahiplerin saltanatı da sona erer. Fakat bu zafer Avrupa'ya çok pahalıya mal olur. Bâtıllarla beraber hakikatler de imha edilir. Batı dünyası, yalnız muharref Hıristiyanlığı değil, Tanrı inancını da yok eder.

Madde üzerindeki fetihleri, Batı insanını doyuramıyor artık; fakat istismar hummasından da vazgeçemiyor. Allah'sız bir dünyanın kanma bilmeyen ihtirası insanlığa çok pahalıya mal oldu.

Biz de dünyanın bir parçasıyız. Eskiden yekpare bir topluluktuk. Aynı iman etrafında kümelenen, beraber gülüp beraber ağlayan bir müminler topluluğu... Avrupa'nın taarruzları, halktan kopan aydınlar zümresini kolayca büyüledi. Önce Avrupa'da okuyan, Tercüme Odası'nda yetişen, bir kelimeyle yeni bir dünyanın iğvalarına (saptırma) herkesten çok mâruz bulunan entelijansiya halktan koptu. Sonra başsız kalan kitle, ihtişamlı mazisinden uzaklaştırılmaya çalışıldı. Devleti Aliyye, temel direklerinden biri olan Yeniçerileri imha etmek suretiyle kendi ölümünü hazırlamış oldu. Yeniçeri, ulemanın biricik desteği idi. El ele veren bu iki zümre, saltanatın her türlü keyfi hareketini önleyen aşılmaz bir setti. Ulemâ Şeriatin temsil­cisiydi. Şeriatin, yani ezeli hakikatlerin... Kanunname-i Süleymani son­suz bir selâhiyet veriyordu ulemâya. Hatâ eden hükümdarı ikaz etmek, onun vazifesiydi. Hatada ısrar edilirse, vükelayla bi'l-istişâre ikazlarını tekrarlayacak, ciddi bir netice alamazsa orduya dayanarak hükümdarı tahttan indirecekti. Yeniçeri ortadan kalkınca ulemâ tabii müttefikini kay­betmiş oluyordu. Bu itibarla İkinci Mahmut'un ve Abdülmecit'in istibdadı karşısında hiç bir engel kalmamıştı artık. Ulema ister istemez sahneden çekilecekti. Batılılaşma, sarayla etrafındaki bir avuç yabancılaşmış hava­sın yani bürokrasinin eseridir.

Hulâsa olarak diyebiliriz ki, İslâm'ın mukavemet kaleleri Yeniçeri ile beraber yıkılmıştır. Ulema sahneden çekilmiş yerine hiçbir fikir çilesi, ye­rine hiç bir hazırlığı olmayan yeni bir zümre, yani entelijansiya geçmişti. Bugünkü buhran uzun bir tarihin eseridir. Bunu yalnız Avrupa'nın taarruzlarıyla izah edemeyiz. Kaynaklarından uzaklaşan ihtiyar bir medeni­yet, genç bir medeniyet karşısında mağlup olmaya mahkûmdu. Bu çözü­lüş hızla ilerledi. Bugünün şaşkın, zavallı ve paramparça topluluğu hâline geldik.

Cemil Meriç
(Büyük Gazete Söyleşisi, 1976)

2 yorum:

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.