06 Haziran 2013

İlber Ortaylı: Bu kadar tahripkâr nasıl oluyor bir toplum?



İlber Ortaylı hoca, son kitabı "İlber Ortaylı Seyahatnamesi / Bir Tarihçinin Gezileri" ışığında gezip gördüğü yerleri ve tarihini anlatıyor. Bu söyleşi de son derece samimi olmuş. Özellikle hocanın İran ve Roma konularındaki yorumları çok önemli. Bazılarını da aşağıda paylaşıyorum.

Simge Fıstıkoğlu'nun "Bambaşka bir algı var aslında. Haçlılara dair. Çekilen filmler, yazılan kitaplar onları hep ulvileştirmeye yönelik." sözleri üzerine...
Onları hiç bırakın, o filmlerle hiçbir şey olmaz. O filmler bir rezalet. Filmler sayesinde Roma İmparatorluğu'nu işte böyle gladyatör dövüştüren, köleleri bilmem ne yapan, ahlakın falan hiç olmadığı, herkesin birbirini götürdüğü, müthiş rüşvet... Öyle bir şey olabilir mi? Roma tarihinin çok civanmert tarafları vardır. O lejant değildir sırf, menkıbe değildir ve o Roma İmparatorluğu'nu kuran bir yapı vardır. Roma niye önemlidir bizim için? Biz hala onun müesseseleriyle yaşıyoruz. Yani üç büyük imparatorlukta bilhassa bu görülür değil mi Roma, Bizans ve Osmanlı'da. Bu müesseselerin devamı. Biz hala Roma hukukçusuyuz hepimiz "bilsek de bilmesek de istesek de istemesek de" demiş adam. Yani o idarenin kalıntıları var o mimarinin kalıntıları var. Bu çok önemli bir şey... Şimdi bunu böyle küçümsüyor popüler kültürde işte bu gladyatörler spartacus oldu çıktı bu. Kitle her şeyin banalleştirmeye yani avam-firibane hödük şekilde yorumlamaya teşnedir. Ve maalesef Amerikan ticari kurumları kültür alanında bunu çok seve seve yapıyor, besliyor çünkü kendileri de fazla bir şey değil.

Ben Amerikan film senaristlerini tanıdım birkaçını. Teknikleri biliyorlar, çalışkanlar, işini ciddi yapmaya çalışıyor ama adamda sıfır kültür, hiçbir yaratıcılık yok. Ve korkarım biz onları taklit ediyoruz. Bu tarihçileri için de doğru mesela Amerika'nın. Mesela oradan imaj çıkmaz. Çıkmaz büyük tarihçi mümkün değil. Çünkü öyle insan yetiştirmiyor... Fiktif tarih filmleri var ben iğreniyorum onlardan. Ortaçağa ait kanatlı cinler uçuyor falan böyle. Kitle buna nasıl tahammül eder düşünebiliyor musunuz?

Roma tarihini böyle yorumlayan bir medeniyet bugün kanatlı cinlerle böyle Roma filmi seyrediyor veya Spartacus filmlerini. Spartacus büyük bir olay beşeriyet için ama öyle filmlerdeki gibi değil. Onun üzerinde durmak lazım.

Simge Fıstıkoğlu'nun "İstanbul'da nefes alacak yer kalmadı zaten hocam" sözü üzerine...
Hiçbir aklı başında insanlar 5.-4. asırdan kalma bir büyük tesisin üzerine getirip artık o AVM'yi kurmaz. Bunu kurmak için hem cahil olacaksın, hem terbiyesiz olacaksın, hem yapın çok değişik olacak, yani buna böyle kanunsuzluk falan yetmez önce terbiyesizlik gerekir. O çok önemli bir şeydir. Bunu yapıyorlar. Bilmiyorum bu İstanbul bu millet kendini ne zaman düzeltir? Ben görmem yani benim kuşağım ama bir gün görecek herhalde yani. Bakacak eski İstanbul'a fotoğraflarla olana bir de bugüne bakacak mesela.

Her yeri mecbur musun pis pis binalarla doldurmaya? Böyle hiçbir mimari eğitimi görmemiş insanların yaptığı şey. Bu arada tabi eğitimi görmeyenlere laf atıyoruz ama sözde mimari eğitimi gören mimarlarımızın da hali çok iyi değildir. Ortadadır. Türklerin bir sürü başarılı meslek grupları vardır ama mimarlar maalesef o gruplardan biri değildir. Son derecede çirkinler, son derecede özentiler. Belediye Sarayı mecmualardan çalınarak yapılmıştır. Katiyen orijinal bir şey değildir. Bugün onu tescil ettiriyorlar bir milli mimari eseri gibi. Utanılacak bir şeydir... Rezil bir yapıdır, etrafı için müthiş uyumsuzdur, eski Roma harabelerinin üzerinde yükselmiştir ve Osmanlı'nın en parlak eserleri yıkılmıştır onun yapılması için. İnsan böyle bir şeyden utanır da kaldırır onu bir an evvel. En çok mimar geçinenler bir de bunu tescil ettiriyorlar. Bu, bu toplumda mimarın ne olduğunu gösteriyor.

Simge Fıstıkoğlu'nun "Sizin için İstanbul'un en kıymetli en özel neresi?" sorusu üzerine...
Valla her yeri çok özel, her semtini sevmek bir ömre bedel demişler ama kaldı mı acaba? Kalıyor mu? Suriçi İstanbul bitmiş vaziyette ki o bir medeniyetti yani sırf eser değildi. Orada ona göre insanlar oturuyordu ve ona göre bir dil konuşuluyordu... Bu kadar tahripkâr nasıl oluyor bir toplum?

1 yorum:

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.