03 Ağustos 2013

İsmet Özel: Mısırlaşma, Patatesleşme, Domatesleşme, Hıyarlaşma (III)

Ya dünya hayatında tadına doyamadığımız küçüklü büyüklü memnuniyetimize azdan veya çoktan bir memnuniyet daha katarak ömrümüzü tüketeceğiz; yahut kandırmacanın farkına vararak yükselmeye yarayan doğrultuyu yön ittihaz edeceğiz. Hududu her an aşabiliriz. Külfet gerektirmeyen edep yoktur. Teker teker her birimiz haddimizi bilir miyiz? Bize emredilen hududu aşmamak, her an müteyakkız kalmayı başarmak kaç kişinin nasibi? Hudut tanımazlık caziptir. Kâfirliğe mahsus cazibenin gücünü hiç kimse inkâr edemez. İşledikçe işlemeğe meylettiğimiz günahlardan hiçbiri bize eziyetli görünmeyecektir. Oysa girme niyeti beslediğimiz salih kul kalıbı külfet, mihnet, sıkıntı davet eder. Halbuki insanlık ve hümanizma caddesinde oklar hep mutluluk (temel hak ve demokrasi!) istikametini işaret eder ve fakat bu temayülün sırat-i müstakim vasfı taşımadığı pek az kişiye malûm olur. Her fâsık yaşamanın sağlam ve dayanıklı tarafını keşfetmiş halde ömrünü tamamlar. Hakkaniyet taraftarlarının erkenden vakitlice öğrendiği şey ise serapa yaşamanın pek tekin olmadığıdır.

Bedenen veya ruhen dünya hayatının süslerinin verdiği tatmini tercih ettiğimiz nispette her aldanışa bir hoşluk izafe ediyoruz. Âdem soyu kendini tatminle muaheze ediyor. Tatminle ele geçirilen bilginin Allah katında hiçbir değeri olmadığı öğrenebileceğimiz en son, en zor şey. Nebiler, rasuller bunu erkene almak, bunu kolaylaştırmak için gönderildi. Böylece insanlık haline Âdem’le irtibatlandırılmış mutluluk bloğunu çatlatan birileri yerküre üzerinde belirdi. Onlar yüzünden hangi çağda, hangi coğrafyada, hangi kültür atmosferinde olursak olalım, avunduğumuz bütün hayhuya rağmen aramızdan aldanışın kerahati kanaatine erişenler oldu. Bu erişenler, erenler bizi imândan haberdar edenlerdir. Bunların başlatıcılarına resuller ve nebiler denildi. Başlayan her şey biter demişti Seneca. Öyle oldu. Rasul-i Ekrem’in risaletiyle mutluluk bloğu son kez çatladı ve yarıldı. Her türden ve her zaviyeden şüphenin sonuna insanlık vâkıf olabildi. Şakk-ül kamer bilhassa budur. Kur’an-ı Kerîm’in nâzil oluşuyla küfrün ebediyyen bozguna uğradığı ilân edilmiş oldu. Tekvin sırasında zuhurata duhul etmiş ve insanlığın zihin alanını fasılasız işgal altında bulunduran memnuniyet, kanmaca, kandırmaca mutluluğu keyfiyetinden doğan memnuniyet kıyamete kadar ihlâl olundu. Kur’an “alçaltıcı tatmin öte dursun, yükseltici imân beri gelsin” diyen insanların istinad merkezi oldu.

İsmet Özel, 3 Ağustos 2013
Tamamı için: http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.