10 Ağustos 2013

İsmet Özel: Mısırlaşma, Patatesleşme, Domatesleşme, Hıyarlaşma (IV)

Fotoğraf: Yağız Gönüler
Tarihimiz vardır demeği seviyoruz, çünkü bundan talihimizin olduğu anlamı çıksın istiyoruz; ama olanca talihimizin anadan doğma kör talih olduğuna, olabileceğine ihtimal vermiyoruz. Dikkatimizi Türklerin Sakarya Meydan Muharebesi galibi oluşlarının onlara hür ve müreffeh ufuklar işaret etmediğine çevirmeliyiz. Buna mukabil İstiklâl Harbi’nin mağlupları Türkün başına II. Osman saltanatından itibaren Dünya Sistemi eliyle örülmekte bulunan çorabı inkılâplar nâmıyla geçiriverdiğine de dikkat etmeliyiz. Cebren ve hile ile şehit oğullarına yutturulan zokalar her Türkü nebatî bir hayata icbar etti. Ülke ve ülkenin halkı olarak Türkiye’nin başına örülmekten bıkılmayan çok renkli, çok seri numarası taşıyan yeni yeni çorapların mevcudiyetini fark edebildiğimiz kadarıyla dile dökme vazifesinden geri durmamalıdır ama; burada bir nefes, mısırlaşmanın, patatesleşmenin, domatesleşmenin, hıyarlaşmanın ilhamıyla yazdıklarımın burasında bir derin nefes de almalıdır. Neden? Çünkü yazının bu kısmı 1434 yılındaki Ramazan Bayramı’nın son gününde, üçüncü günü neşrolunuyor. Bayramlık ağzımdan yine bir şeyler dökülecekse bu yılki sondan ikinci fırsatım.

Önümüzdeki büyük bayramda ağzımı sağ kalırsam yine açmak mecburiyetinde kalacağım. Nasıl olsa ağzı olan konuşuyor. İki bayram arası köprülerin altından akan suların miktarında bir çoğalma olacağı şimdiden görülebiliyor. Bir İslâmcılık dükkânında tezgâhtarlık yapma hevesindeki zevat geçen Ramazan ayı boyunca görüntülü, sesli, basılı medya üzerinden milletimize bir yığın maval okudu. Bunlardan bir tanesi olsun acaba size Türk olmakla oruç tutmak arasındaki kopmaz bağdan bahis açtı mı? Hayır, bunun vukuu imkânsız. Birçoğunun böyle bir bağdan haberi yok. Haberi olanlar ise fesat çıkarmak için ellerinden ne geliyorsa yapıyor.

Her toplumu (modern mânâda milleti) bir değerler sistemi ayakta tutar ve her toplumun hayatiyeti o değerler sisteminin toplumca ayakta tutulmasından doğar. Adı anılmağa değer bir Türk milleti varsa, onun İslâm’dan kuvvet alan bir değerler sistemi gösterilebilir. Ötesi yutturmacadır. Kim Türk milletinin hayatiyetinden söz etme durumundaysa sözleri İslâm bayraktarlığıyla, İslâm ordusuyla sınırlı kalacaktır. Oruç tutanların tırı vırı insanlar olup olmadığı meselesi gelir onların Türk olup olmadıklarına dayanır. Türk denildi mi, her meselenin eğleştiği mekân İslâm milleti bahsi dahilindedir. Bir milletten eğer Türkiye’de ve Mısır’da da söz edilebiliyorsa bizi istikbale gelen kemmiyete değil keyfiyete dair bir farkındalık olmalı. Zira insan varlığının millet şeklinde tezahürü onun özlü bir kıvama sahip çıkıp çıkmadığıyla sıkı sıkıya münasebettardır. Yani milletteki her zuhurat, bu hangi millet olursa olsun, onun hayale, hülyaya dalıp ipleri elden kaçırıp kaçırmadığıyla yakından alâkalıdır. Özün tarihle atışmasından doğan mahsulüne bakmalıyız. Düşünmeliyiz sözün gelişi, bir Kant, bir Hegel, bir Marx sinesinden çıkarmış olan toplum ne olmuştu da daha dün Adolf Hitler öncülüğünde bir maceraya dalma fütursuzluğuna uğratılmıştı? Yine bu meyanda diyebiliriz ki, eğer Türk varlığı bulutlarda yüzen bir ham hayalden ibaretse tutulan oruçtan Türkiye’de gafil olunduğu kaziyesine hükmetme kolaylığı ele geçirilmiştir. Kim bu kolaylığı eline geçiriyor? Kim kime neyi anlatıyor? Derler ki, “Bir Rus’u kazırsanız altından Tatar çıkacaktır.” Şimdiye kadar bu sözün doğruluğunu test etme gücünü ele geçirene bir türlü rastlanılmadı. Rus kimliğine Deli Petro’nun kazandırdığı ivme o sonucu verdi ki, her Rus kendini kazımağa kalkışanı pişman edebilecek kıratta görünüyor hâlâ. Sovyet tecrübesi Ruslardan çok şey aldı götürdü; ama Rusları acınacak insanlar şekline çeviremedi. Ya biz Türklere Cumhuriyet idaresinin reva gördüğü nedir? Yanımız, yöremiz Türklük aleyhine bir hadiseyi tartacak güce erişebilmiş midir? Türkiye nâm ülkeden “Sakız çiğnemek orucu bozmaz” diyeni anasından doğduğuna pişman edecek bir Allah’ın kulu çıkabilir mi?

İsmet Özel, 10 Ağustos 2013
Tamamı içinhttp://www.istiklalmarsidernegi.org.tr

1 yorum:

  1. Osmanlı pazar ailesi olarak yaptığımız işten gurur duyuyoruz web paylaşımlar için teşekkür ediyoruz.

    YanıtlaSil

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.