30 Ekim 2013

Timaş Yayınları'ndan yeni kitaplar

Türkiye’de kültür ve edebiyat tarihi alanında yaptığı çalışmalarla tanınan Prof. Dr. İsmail E. Erünsal, çok uzun yıllar üzerinde çalıştığı bu eserinde, orijinal ve el değmemiş sayısız arşiv malzemesi kullanmıştır. 1604-1909 tarihleri arasında, başta İstanbul olmak üzere Bursa ve Edirne’ye ait 3000 civarında mahkeme defterinin taranmasıyla elde edilen 200’e yakın sahaf terekesi yanında birçok arşiv vesikası da kullanılarak Osmanlı dönemindeki sahaflık ve kitap ticareti aydınlatılmaya çalışılmıştır.

Osmanlı sahaflığının XVI. yüzyıldan itibaren yaklaşık dört asırlık tarihini inceleyen bu eser, sahaflığın Ortaçağ İslâm dünyasındaki yerini ve Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşadığı gelişme sürecini derinlemesine inceleyen ilk monografik çalışmadır. Müstakil bir meslek grubu olarak sahaflığı ilk defa ele alan bu çalışma, bünyesinde bir meslek grubu için yapılan ilk indeks denemesini de barındırmaktadır.

Osmanlı kültür hayatında sahafların yeri, sahafların kitap temin etme süreçleri, zengin bir esnaf kolu olarak sahafların ekonomik durumları, sahafların müşterileri, kitap fiyatları, kitap müzayedeleri, kitap kültürünün oluşmasında ve yaygınlaşmasında sahafların yanı sıra hattat, müstensih ve mücellidlerin rolleri, yabancılara kitap satışı gibi konuları ele alan bu kitap, Osmanlı’nın 400 yıllık karanlık kitap tarihine ışık tutmuş, kültür tarihimizin çok önemli bir eksikliğini ortadan kaldırmıştır.

Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar, kitap üretimi, kitap piyasası, kitap ticareti, ne tür kitaplar okunduğu, okuma kültürü, sahaflık mesleğini icra edenlerin ticari ve sosyal hayatları ile Osmanlı entelektüel tarihi hakkındaki sınırlı bilgilerimizi zenginleştirmiş, İslâm dünyası ve özellikle Osmanlı kültür tarihi alanında bugüne kadar bilinen birçok hükmün de değişmesini sağlamıştır. Osmanlıların okuma alışkanlıkları olmadığı, sahafların câhil ve kitaptan anlamayan kimseler oldukları ya da matbaaya karşı hattatların ciddi direniş gösterdikleri gibi peşin hükümlerin temelsiz olduğunu ortaya koymuştur.

"Artık kadın-erkek yok, artık istiklal var!"

Memleketin işgali karşısında canla başla yollara dökülen ve birkaç siyah-beyaz fotoğrafın dışında hatırlanmayan isimsiz kahramanlar… Herkesi perişan eden bir savaş ve kadın-erkek diye ayırmayan kurşunlar… Balkan Harbi’nden İstiklal Harbi’ne, Erzurum’dan Bolu’ya, İzmit’ten Bursa’ya elinde mavzer, hem erkek hem kadın askerlere kumandanlık eden, Atatürk tarafından üsteğmenlik rütbesine kadar yükseltilen bir kadın kahraman! Cephede şehit olan bir koca ve iki oğula rağmen durmayan, özgürlük uğruna kendi hayatından vazgeçen yüreği buruk bir ana; vatanını korumak için ömrünü adayan bir kayıp kahraman... Kara Fatma… Peki ama bağından bahçesinden dışarı çıkmayan bu Anadolu kadını için özgürlük nasıl bir şeydi ki ölmeye değer diye cephelere koşmuştu? Kara Fatma hangi cephelerde savaştı? Milli Mücadele’den sonra sahipsiz mi bırakıldı? Bir Rus Manastırı’na sığınmak zorunda kaldığı doğru muydu? The New York Times’da Kara Fatma’dan nasıl bahsedildi? Cepheden cepheye koşan Kara Fatma’nın şimdi mezarı nerede? İşte bizden birinin, kendi kahramanımızın örnek kahramanlık hikâyesi… Ailesinin ve çevresinin vermiş olduğu röportajlar, ilk defa gün yüzüne çıkan Darülaceze, Başbakanlık ve Genelkurmay Başkanlığı arşiv kayıtları, şaşırtıcı fotoğraflar ve geçimini sağlamak için kaleme aldığı hatıratıyla birlikte efsane olmaktan çıkarıp gerçek hayata taşıdığımız Kara Fatma’ya vefa borcumuzu ödemenin şimdi tam zamanı…


Bir dünya tarihçisi: Halil İnalcık, Paranın tarihçisi: Halil Sahillioğlu, Uygulamadan kurama uzanan bir tarihçi: Mehmet Genç, İmparatorluğun tarihçisi: İlber Ortaylı 

“ …Dar anlamdaki tarihçiliği aşan; filoloji, edebiyat, kültür, bilim, müzik, sanat tarihçiliği ile ve şu anda aklıma gelmeyen değişik alt kolları ile harmanlayan; metin yayını ve tahlil gibi olmazsa olmaz bilimsel çalışmalarda herkesin uzlaştığı standartları olan, geniş ufuklu ve kuşatıcı bir Osmanlı çalışmaları sahasının son yarım yüzyılda belirgin bir şekilde gelişmesinden söz edebiliyorsak … İşte süreçte Halil İnalcık hocamızın rolü en başta zikredilmeye değer.”
Cemal Kafadar

“Bir iktisat tarihçisi olarak Halil Sahillioğlu’nu okuyanlar onun üç özelliği ile karşılaşırlar: Birincisi onun ayrıntılara verdiği önem; ikincisi yalın anlatım tarzı ve nihayet üçüncüsü tarihi olayların gerisindeki iktisadi endişeleri arayışı… Böylece ele alınan konular en ince ayrıntılarına kadar incelenirken süslü anlatım tarzına ve uzun cümlelere yer vermeyen oldukça teknik bir dil kullanılır. Sonuçta sayfalarca uzatılabilecek konular “itnâb”a yer vermeyen bir şekilde okuyucu ile buluşturulur.”
Ahmet Tabakoğlu

“Mehmet Genç “Osmanlı elitinin iktisadi hayata bakışını” veya “iktisadi politikasını yönlendiren ve anlamlandıran temel referans sistemini” üç temel taş üzerinde oturtur: İaşecilik, gelenekçilik ve fiskalizm. Mehmet Bey’in düşüncesi son yirmi, otuz yıldır Osmanlı iktisat tarihi çalışmalarına damgasını vurmuştur ve hatta klasikleşmiştir. Artık öğrencilerimiz bile imtihanlarında Osmanlı’nın iktisadi düşüncesinin [bu] üç temel taşından söz ediyorlar.”
Antony Greenwood

“İlber Ortaylı’nın eserlerinin bir hususiyeti, engin dil ve coğrafya bilgisiyle her türden ve her dilden birincil (arşiv) ve ikincil kaynakları (edebiyat eserleri de dahil) karşılaştırmalı bir şekilde kullanmayı başarabilmesidir. Bu geniş ve karşılaştırmalı kaynak kullanımıyla tarihin ve tarihçiliğin hemen her alanında ürün verebilmiştir: Diplomatik ve siyasi tarih, sosyal tarih, iktisat tarihi, şehir tarihi, teşkilat tarihi, hukuk tarihi ve kültürel tarih. Türkiye tarihçiliğindeki genel eğilimin aksine, ‘bütüncül tarih’ ya da ‘bütünlüklü tarih’ perspektifine sahiptir. Türk tarihçiliğindeki suni ayrımların ve anlamsız çekişmelerin dışındadır; bunları eleştirir. Tarihçilikte moda akımlara rağbet etmez.”
Gökhan Çetinsaya

Bu çalışma, Türk tarihçiliğinin duâyenleri Halil İnalcık, Halil Sahillioğlu, Mehmet Genç ve İlber Ortaylı’nın kişilikleri, eserleri ve tarihçilikleri hakkında; en yakın öğrencilerinin, dostlarının ve mesai arkadaşlarının görüşlerini bir araya getirerek bir ilki gerçekleştiriyor. Hem tarihseverler hem de tarihçiler için bulunmaz bir kaynak niteliği taşıyan bu kitap, Erol Özvar tarafından yayına hazırlandı.

"Üniformanızı kefen belleyin. Üniforma, yeri geldiğinde ateşten gömlek, yeri geldiğinde serin sular gibidir. Kah ateşler içinde yanarsınız pervaneler gibi, kah denize doğru gidersiniz soğuk çağlayanlar gibi..."

Kut'ül Amare'de konuşlanan İngilizler, General Towshend komutasında, Osmanlı'ya karşı koymak için tüm imkanlarını kullanıyorlardı. Arapları altınla, pirinçle kendi saflarına çekiyor, gerek içten gerekse dıştan türlü müdahalelerle Osmanlı'yı püskürtmeye çalışıyordu.Ancak Osmanlı, Kut'ül Amare'yi İngilizlere bırakmayacaktı... Çanakkale'den sonra İngilizlerin uğradığı en büyük hezimet olan, fakat bugüne kadar üzerinde çokça durulmamış Kut'ül Amare Harekâtı'nı, İsmail Bilgin'in titiz kurgusuyla soluksuz okuyacaksınız.

Tüm kitaplar hakkında detaylı bilgi için:

Osmanlılarda Sahaflık ve Sahaflar
İsmail E. Erünsal
http://www.timas.com.tr/kitaplar/tarih/inceleme-arastirma/osmanlilarda-sahaflik-ve-sahaflar.aspx

Kara Fatma, Milli Mücadele'de Bir Kadın Üsteğmen
İlknur Bektaş
http://www.timas.com.tr/kitaplar/tarih/inceleme-arastirma/kara-fatma.aspx

Kut'ül Amare
İsmail Bilgin
http://www.timas.com.tr/kitaplar/edebiyat/roman/kut-ul-amare.aspx

Türk Tarihçiliğinde Dört Sima: Halil İnalcık, Halil Sahillioğlu, Mehmet Genç, İlber Ortaylı
Erol Özvar
http://www.timas.com.tr/kitaplar/tarih/inceleme-arastirma/turk-tarihciliginde-dort-sima--halil-inalcik,-hali.aspx

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.