19 Ekim 2013

Ya Gâvurlardan Birisin veya Türklerden Biri:
Arzın Sathında Bir Üçüncü Zümrenin Yeri Kalmadı

...Bu yeminle kapanan kapılar, bu yeminle yıkılan köprüler, bu yeminle tıkanan çeşmeler sebebiyledir ki, Türküm, doğruyum, çalışkanım diyerek haykırmayı reddedip yasaklayanlar Türklük ve Türk vatanına düşmanlık muvacehesinde “cürm-i meşhut” vaziyete yakalanmış haldedir. Bundan böyle bunların hiç birinin millet davası dâhilinde eğleşme numarası sökmez. İstiklâl Marşı Derneği’ne olan mensubiyetimiz bizleri Türküm, doğruyum, çalışkanım diyerek haykırmayı reddetmenin Türk diline, Türk milletine, Türk toprağına, Türk bayrağına sadakatten ayrılma gururuna istinat noktası temin ettiğini bilmiyormuş gibi yapan gâvurlara fırsat vermeme istikametinde çalışmağa zorluyor.
...
Hırant Dink nâm zat öldürülüyor. Yükseliyor medeniyetin açtığı yollardan “Hepimiz Hırant’ız” nidaları. Muhsin Yazıcıoğlu’nun başına gelmedik bırakılmaksızın öldürülmesi ise hiçbir yoldan hiçbir nidanın yükseltilmesine sebep olmuyor. Bu karşılaştırmadan benim anladığım sesini yükseltenin de, sesini kısanın da aynı kabın yalıyla beslendikleridir. Evet, biliyorum, beyyine külfeti müddeiye düşer; ama bize andımızı çok görenlerin kendileri gâvur beslemesi olduklarını tevsik eden senedi bizzat temin etti.
...
Nasıl oldu da işler bu mecraya girdi? İnkıraz çağları boyunca Yahudiler Osmanlı Devleti’nin akıbeti hususunda Hıristiyanlardan farklı ve giderek onlara zıt hareket etti. Çünkü Hıristiyan her kavim Osmanlı mülkünden belli bir sahaya el koyma peşindeydi. Oysa devletin çöküşünün gecikmesi ve Osmanlıların mümkün olduğunca “az” toprak kaybetmeleri hem mali, hem de siyasi bakımdan Yahudilerin işine geliyordu. Bu bakımdan Yahudiler Türklere seve seve muavinlik yaptı. Türk bilinmek Yahudilerin elini hem genişletti, hem güçlendirdi. İstiklâl Harbi cereyan ederken Yahudiler muavinlikten müdürlüğe geçmenin yolunu keşfetti. Aldatıp elinden ekmeğini alacakları, Yahudi hükümranlığı uğruna ölüme koşacağından emin oldukları Türk keşfedilmişti. Bu büyük bir keşifti. Sair gayr-i Müslimler Yahudileri örnek almakta gecikmedi. Türk Ortodoks kilisesi 21 Eylül 1922’de ihdas edildi. Ermenilerin büyük çoğunluğu yıllar öncesinden Türk kılığına girmişti. Türkün gıkının çıkmaması konusundaki yaygın konsensüsün tekerleği dönüyordu. Gün geldi bu tekerlek andımızın üzerinden geçti.

İsmet Özel, 19 Ekim 2013
Tamamı içinhttp://www.istiklalmarsidernegi.org.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.