28 Kasım 2013

Çamlıca Basım Yayın'dan yeni kitaplar

İslam Dünyasında Misyoner Orduları

23 Ekim 1917’de Osmanlı Devleti Dışişleri Bakanlığına arz edilen bir raporda o yıllarda Protestan misyonerlerin dünyadaki gücü şu cümlelerle anlatılıyordu:

"Çok büyük miktarda para harcayan söz konusu misyoner cemiyetleri bu devirde yarısı İslam topraklarında olmak üzere dünyada 124.373 misyoner tarafından idare edilen, 3.838'i ana ve 34.719'u yardımcı merkez olmak üzere 38.557 misyonerlik merkezine sahiplerdir. Misyonerlere bağlı olarak dünya üzerinde 86 üniversite ve kolej, 522 öğretmen ve ruhban mektebi, 1.714 yüksek okul, 30.185 ilkokul ve 28.952 pazar günlerine mahsus olmak üzere pazar okulu bulunmaktadır. Bu okullar 412.044 profesör, öğretmen ve yardımcı öğretmen tarafından idare olunmakta ve buralara 1.478.193 talebe devam etmektedir. Bunların dışında misyoner cemiyetleri 576 hastane, 1.077 klinik, 3 yardım müessesesi ve hastabakıcı kadınlar yetiştirmek üzere 98 mektebe sahiptir."

Bu kitapta Protestan misyonerlerin Osmanlı Devleti ve devamında Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı gösterdiği gizli faaliyetler anlatılmaktadır.

http://www.camlicabasim.com/index.php?sayfa=urundetay&id=364


Cezzar Ahmed Paşa ve Akka Savunması

Cezzar Ahmed Paşa, XVIII. yüzyılın sonu ile XIX. asrın ilk yıllarında Akka şehrini merkez edinerek daimi olarak Sayda, zaman zaman da Şam valiliği yapmıştır. O, bu zaman diliminde Sayda bölgesinde hem Ruslar ve Fransızların Doğu Akdeniz'de hâkimiyet kurma arzuları ile mücadele etmiş, hem Şam ve çevresinde haccı idare etmiş, hem de aynı yıllara tekabül eden Vehhabi isyanlarında gösterdiği başarılarla Osmanlı Devleti'nin bölgedeki en güvendiği bürokratı olmuştur. Ancak Paşa'yı dünyaya tanıtan en mühim hadise şüphesiz o zamana kadar girdiği bütün savaşları kazanıp kendisini yeni İskender olarak gören Napolyon'u Akka önlerinde durdurması ve sonunda Fransızları Mısır’ı terke zorlamasıdır.

http://www.camlicabasim.com/index.php?sayfa=urundetay&id=354


Yavuz'un Çamurlu Kaftanı

Sultan Selim Han, Mısır’ın Osmanlı idaresine geçmesinden sonra Kahire’den geri dönüş yoluna geçmişti. Yağmurlu bir havada yolda giderken sohbet etmek üzere Anadolu kazaskeri Kemalpaşazade’yi yanına davet etti. Çeşitli mevzular hakkında konuşurlarken Kemalpaşazade’nin atı birden bir su çukuruna bastı ve padişahın kaftanına çamur sıçradı. Herkes pür dikkat padişahın bu hadise karşısında hiddetleneceğini ve Kemalpaşazade’yi cezalandıracağını beklerken padişah gayet sakin bir şekilde; — “Bir âlimin atının ayağından sıçrayan çamur benim için şereftir. Öldüğüm zaman bu kaftanı böylece sandukamın üstüne koysunlar”, diye söyledi ve sırtından çıkartıp vazifelilere teslim etti. Padişah vefat ettiğinde de vasiyeti gereği bu kaftan sandukanın üstüne örtüldü.

http://www.camlicabasim.com/index.php?sayfa=urundetay&id=375

Bir Şehit Sultan Abdülaziz Han

Otuz ikinci Osmanlı padişahı, doksan altıncı İslam halifesi olan Sultan Abdülaziz Han, 7 Şubat 1830'da doğdu. Küçük yaşından itibaren Arapça ve Farsçayı, dinî ve fennî ilimleri öğrendi. Ata binmeyi, güreş tutmayı, cirit atmayı ve zamanın bütün silahlarını en iyi şekilde kullanmayı öğrendi.

Dünya siyaseti ile yakından alakadar oldu. Osmanlı donanmasını dünyanın sayılı donanmalarından biri haline getirdi. Tersanelerde zırhlılar imal ettirdi, tophaneler ve silah imalathaneleri kurdurdu, birçok sahada yenilikler ve gelişmelere imza attı.

Sultan Abdülaziz Han tahta geçtiğinde; Osmanlı eski heybet ve haşmetini hayli kaybetmiş, Tanzimat ile gelen Batılılaşma havası, taklitçilikten öteye gidememiş, çok yönlü bir revizyona girişilmişti.

Ancak, devlet ve millet uğruna büyük hizmetlerde bulunmuş Sultan Abdülaziz Han, Osmanlı'nın eski gücüne kavuşmasına mani olmak isteyen yabancı devletlerin de desteğiyle birkaç gafil devlet adamının tertibiyle tahttan indirildi ve ardından yine aynı tertiple 4 Haziran 1876'da şehîd edildi. Bu kitapta, bir şehîd sultana tertiplenen hain planın perde arkasını okuyacaksınız...

http://www.camlicabasim.com/index.php?sayfa=urundetay&id=308

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.