18 Kasım 2013

Geçmiş asırlara bakış ve gelecek asırları inşa

İslâm fütuhâtı, önüne geçilmez aşk, heyecanla başlamış ve tevhidin, insanlık âlemine getirdiği ilim, hikmet, irfan ve adâlet, ülkeler arasına, bu anlayışla taşınır olmuştu. Tam üç asır, kütlelere huzur ve saâdet müjdeciliği eden bu tâze hamlecilik, İslâm coğrafyasından da öteye giderek,vahşet ve gaflet içinde çırpınan ''haç ehline'' de, keşiflerinden, buluşlarından ve topyekun ilim ve amel sermâyesinden pek çok sadaka vermiştir.

Fakat ne yazık ki hıristiyan garp,müslüman şarkın bu ikrâmının nankörü olmuş ve minnet borcunu ödemek şöyle dursun,kıskanç ve kasıtlı bir karşı cephe kurarak,nafakalanmış olduğu ekmek kapısına hıyânet etmeyi âdeta bir iman borcu bilmiştir.

Şu da var ki haçlı dünya, tevhitçi şarkın mânevi zenginliğini almaya istidatlı olmadığından, yalnız zihin mahsulleri üstüne kuluçkaya yatarak, elde ettiği ilmi ve akli tohumları üretmiş ve bu dölün bereketi ile rönesans yapmışlardır.

Garbın fikir mihrâbı madde idi.Güçlendirdiği eti ve kanı ile de, nihâyet şarka kafa tutar oldu.

Ammâ bu yenilişte, şark da suçsuz muydu?

Bir zamanlar dünyanın nabzını elinde tutan bir fikri ve mânevi uyanıklık içinde iken, üstüne çöken rehâveti bir türlü atamamış ve idrâkine uyku basarak gâyesi şevki ve heyecânı,olduğu yerde kıvrılıp kalmıştı. Eğer İslâm dünyası, elindeki değerlerden bıkmamış, onları çakıl taşları gibi oraya buraya savurup iflas yoluna gitmemiş olsaydı, kıyâmetler gelip geçse, bu sermâyeye sâhip oldukça,ona avuç açılır, o kimseye avuç açmazdı.
Bütün Yaratılmışlara yaratan'dan ötürü saygılı olan İslâmi anlayış, haça ve haç ehline de hürmette kusur etmemiş ancak haç, bu yumuşak medeniyetten alacağını alıp bulacağını bulduktan sonra tevhidi de, tevhit elini de, sırtından hançerlemeye utanmamıştır.

Bir Endülüs misâli, buna yeter de artar bile öyle ki kendilerine, İsa ümmeti diyenler, bir zamanlar dünyâya parmak ısırtan Endülüs cennetini öylesine bir cehenneme çevirmişler ki, zulümle el ele veren taassup haçlı dünyânın alnına, kıyâmete kadar sürecek bir leke basmıştır.

İşte haç, her nereye girmişse, sütünü emdiği anasını katleden soysuz evlât olmaktan kurtulamamıştır
.


Şark ise, haçlı dünyânın madde üstünlüğü karşısında mahcup, bir keneara çekilmiş olmasına rağmen, garp için, kabuğuna çekilmiş bu İslâm âlemi, hâlâ korkulu rüyâdır. 
(Öyle de olacaktır)


İslâm dünyasını kim elinden tutup,bu durumdan ayağa kaldıracak ve kim,üstüne yığılmış ölü toprağını temizleyip uyandıracak?


Elcevap: Ancak, kendini kantara çekmiş, dünyâdan da ukbâdan menfaat beklemenin küçüklüğü içinde küçülmemiş bir gönül, bir tevhit ehli, uyarıp uyandırabilecektir.


Sâmiha Ayverdi, Dost, sf. 155-161.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.