16 Aralık 2013

"O bir Türk kadın savaşçısıydı."


Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nin kurucu rektörü ve Çanakkale Savaşı hakkında yıllardır araştırmalar yapmakta olan Prof. Dr. Mete Tuncoku'nun "Buzdağı’nın Altı" adlı kitabında, Anzak askerlerinin mektupları da yer alıyor. Mektuplarda Çanakkale Savaşı'nda kadınlarımızın, analarımızın neler yaptıkları birinci ağızlardan yazıyor. Çanakkale Savaşı'nın bir erkek savaşı olmadığı, vatanının istiklâli için vatan sevgisiyle namluya sarılan kadınlarımızın da siperlerden asla ayrılmadıkları günü gününe ispat ediliyor:

"Benim de vurulduğum 8 Eylül 1915 günü keskin nişancı bir Türk kızı pusuda çarpışıyordu. Gizlendiği yerden gün boyu ateş etti ve çok sayıda adamımızı vurdu. Ancak gün batmadan bir Avustralyalı tarafından vurulmasına gene de üzüldüm. Güzel, yapılı ve tahminen 19-21 yaşlarında genç bir kızdı."

"O bir Türk kadın savaşçısıydı, durmaksızın saklandığı evden ateş ediyordu." (25 Nisan 1915)

"Burada pusuya yatıp çarpışan keskin nişancıların çoğu kadın veya kız, kendilerini yeşile boyayıp ağaçlar ve bodur bitkilerle uyum sağlamışlar." (15 Ağustos 1915)

Çünkü, inanıyorlardı:

"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.
"


Yağız Gönüler
twitter.com/YagizGonuler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.