30 Eylül 2013

Tarihsel Hafıza:
İslam Toplumu'nun Yeniden Doğuşu - 4

Kitabın amacı:
a)Hangi medeniyet olursa olsun kuruluncaya kadar geçirdiği tarihi süreçleri anlatmak.(Meydan okuma ve Karşı koyma teorileri)
b)İslam medeniyetinin yükseliş ve çöküşünün şemasını çıkartmak.
c)Batı medeniyetinin yükseliş ve çöküşünün şematize hali ile belirtilmesi.
d)İslam ve Batı medeniyetinin kesiştiği ve ayrıldığı npktaları açıklayan bir şema çıkartmak.
e)İnsanlığın,bilimsel çocukluk döneminden olgunluk dönemine geçişte İslam ümmetinin rolünü tanımak.
f)Avrupa'da Rönesans'ı hazırlayan faktörleri tanımak
g)İslam dünyasında biriken ve geri kalmaya neden olan faktörleri tanımak.

Kitap, yedi bölümden oluşmuştur.
Birinci bölümde: Tarih felsefesi'nin genel hatlarıyla çerçevesi çizilmiş,meydan okuma ve karşı koyma teorilerinin ne anlama geldiği belirtilmiştir.
İkinci bölümde: Medeniyet nedir? Medeniyetler nerede başlamıştır? Medeniyetlerin oluşumunda etkili olan faktörler  gibi soruların cevaplarına yer verilmiştir.
Üçüncü bölümde ise: Tarihi çağlar, sistematik biçimde sınıflandırılarak ele alınmıştır.
Dördüncü bölümde: Avrupa da tarihi sürecin  nasıl yaşandığı şematize edilerek aktarılmış.Avrupada ki medeniyetlerin yapısı,özellikleri ifade edilmiştir.
Beşinci bölümde: İslam'ın ilerleme süreci,önemli birleşme ve dağılma noktaları işlenmiştir.
Altıncı bölümde: İslam ve Avrupa medeniyetinin tarihte, önemli ortak noktaların neler olduğu açıklanmıştır.
Ve son bölümde :Fikir dünyası,eşya dünyası ve ilişkiler dünyasında günümüz İslam dünyasının vermesi beklenen cevapların yapısı açıklanmıştır.

Rıdvan Akın
twitter.com/RIDVANAKIN

Türk siperinde bir Britanyalı

İtilaf kuvvetlerinin eline geçen Türk siperinin hemen yanında oturan Britanyalı bir asker.
(Lut Gölü sahilinde, 1917).

Azı Dişi Ağrıyan Canavar


İstiklâl Marşı Derneği'nin beşinci ve yeni bülteni "AZI DİŞİ AĞRIYAN CANAVAR" neşroldu.

Bülten, "Bereketsiz İhanetler" ve "Üç Cari Bela" panellerindeki konuşmaların metinleri ile Genel Başkanımızın 10 Mayıs 2013 günü verdiği "Küfrün İhsanı Olmaz" serlevhalı konferansın tam metnini ihtiva etmektedir.

Bülten, derneğimizin şubelerinden ve TİYO Yayıncılık'tan temin edilebilir.

Hilalin Gölgesi

Robert Schwoebel, bu kitapta 1453-1517 yılları arasında Batı’nın Osmanlı Türkleri’ne karşı olan tavrını incelemiştir. Ele alınan dönemde Avrupa’da bir taraftan Kolomb’un seyahatleriyle yeni bir döneme girilirken diğer taraftan da İstanbul’un fethi, Belgrad ve Rodos’un kuşatılması ve Türk ordusunun İtalya’ya ayak basması sebebiyle “Türk tehlikesi” ile karşı karşıya kalınmıştı. Artık günlük sohbetlerin konusu bile Türkler’in ne zaman kendi topraklarını fethedecekleriydi. Schwoebel, birçok farklı kaynağı inceleyerek, Rönesans’ta “Türk tehlikesi”nin nasıl algılandığı, bunun hangi tarihi zemine dayandığı ve hangi kanallar vasıtasıyla halk arasında yayıldığı üzerinde durmaktadır.

Eserde, Rönesans döneminde Batılılar’ın Türkler hakkında ne düşünüp, hissettikleri, korkuları ve nefretleri ile Osmanlı İmparatorluğu’nu ortadan kaldırmak için onlarca yıl süren ama sonuçsuz kalan çabaları ana kaynaklardan okuyucuya sunulmaktadır.

Bilgi ve sipariş için:
kitapadresi.com/robert-schwoebel/hilalin-golgesi.htm

29 Eylül 2013

Bir İbret Vesîkası


Yukarıdaki  yazı Yıldız Câmii Şerîfi'ndedir. Muhyiddin Arabî Hazretleri'ne isnâd edilen bu Arapça beyitte Osmanlı Devleti'nin ''kıyâmet alâmetleri zuhûr etmedikçe yıkılmayacağı'' ifade edilmektedir,levha haline getirilerek Sultan Abdulhamid merhumu takdim edilmiş, O da bunu Yıldız Câmii Şerîfi'ne astırtmıştır.Mâlum olduğu üzere Muhyiddin Arabî Hazretleri* yaşarken Osmanlı Devleti mevcud değildi!..

*7-Ağustos-1165 Endülüs'teki Mürsiyye kasabasında doğmuştur. 1240 (H.638) senesinde Şam'da vefât etmiştir.

Kadir Mısıroğlu,Osmanlı Tarihi Cilt 1,s.23

27 Eylül 2013

Konferans: Üryan Geldim Gene Üryan Giderim


İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı Şair İsmet Özel, 28 Eylül Cumartesi günü Ankara'da Karacaoğlan'ın "Üryan Geldim, Gene Üryan Giderim" şiiri üzerine bir konuşma yapacaktır.

14:30'da başlayacak konuşma dileyen herkesin iştirakine açıktır.

28 Eylül 2013 Cumartesi Saat 14:30
Hak-İş Genel Merkezi Konferans Salonu
Tunus Cad. No:37 Kavaklıdere - Ankara

Bilgi: http://www.istiklalmarsidernegi.org.tr

Dışarıdan Gazel

Fazıl Hüsnü Dağlarca
26 Ağustos 1914, 15 Ekim 2008, Türk şair.

Siz Ali Bey, Veli Beyefendi busunuz,
Gelecekler önünde suçlusunuz.

Yöneteceksiniz de ulaşacak ha,
Çağdaş Uygarlığa ulusunuz.

Ön karanlık, art karanlık, sağ karanlık, sol karanlık
Kara toprak içine mi gömülüyoruz.

Bir ülke, yarısı çırılçıplak,
Yarısının yediği ekmek tuz.

Uyur itleri, inekleri, ayıları,
Bütün aydınları uykusuz.

Milyonu trahom toplumun, milyonu sıtma,
Milyonu verem, bilmiyor muyuz?

Ne olmuşuz, ne yapmışlar bize,
Nasıl bağlanmış elimiz, kolumuz.

Böyle giderse biline hep.
Mustafa Kemal'le bile yokuz.

De, yüreğin nice yanarsa yansın,
Efendilerin yüreği buz.

Fazıl Hüsnü Dağlarca
(Dinlemek için tıklayınız.)

26 Eylül 2013

En adaletli padişah


Padişahların başlıca özelliklerinden birisi adaletli olmalarıydı.Devletin bekası adaletin varlığına bağlı olduğu için padişahlar adalet üzerinde hassasiyetle dururlardı.Osmanlı kanunnamelerini derlemiş olan Telhisü'l-Beyan fi Kavanin-i Ali Osman isimli eserde padişahların adalet hassasiyeti açık bir şekilde görülmektedir. Bu eserin müellifi Hezarfen Hüseyin Efendi Osmanlı padişahlarının en adaletlilerinden birisinin Yavuz Sultan Selim olduğunu ifade eder. Yavuz, gece yarılarına kadar halkın meselelerini halletmek için çalışırdı. Halkın meselelerini halletmek için geceleri uykusuz kalırdı.Yavuz, "Fırat'ın kenarında bir kurt kuzuyu yese, Allah onu Ömer'den sorar." diyen Hz.Ömer (ra) gibiydi. Osmanlı ülkesinde hiçbir kimseye zulüm ve haksızlık yapılmasına razı olmazdı.
          
Günümüz Mesajlarıyla Osmanlı Adaleti Karınca Hakkını Arayınca,
s.18, Yitik Hazine Yayınları.

İstanbul Tayyaresi


Zamanında dışarıya ihraç edilen uçaklarımızdan...

25 Eylül 2013

Türkü sever türkü söyler, Türk'üm diyen



Bunca erler evliyalar
Türkü sever türkü söyler
Görür gözlü enbiyalar
Türkü sever türkü söyler, Türk'üm diyen

Türkü söyler dillerimiz
Ne gözeldir ellerimiz
Bağlamada tellerimiz
Türkü sever türkü söyler, Türk'üm diyen

Aydın gerçekler sözleri
Gerçeğin gitmez izleri
Çalar garibin sazları
Türkü sever türkü söyler, Türk'üm diyen

Türkü söyler dillerimiz
Ne gözeldir ellerimiz
Bağlamada tellerimiz
Türkü sever türkü söyler, Türk'üm diyen

Neşet Ertaş

Konferans: Prof.Dr.İhsan Fazlıoğlu

24 Eylül 2013

Şık şık eden nalçadır, iş bitiren akçedir


Sultan İkinci Mahmud'a kadar, Osmanlı madeni paralarının arka yüzündeki yazı, 'Sultan ül Berreyn ve hakan ül Bahreyn, es Sultan ibni Sultan... ' diye başlarken; 1839'dan sonra bu 'iddia' kalkmış; yerine ise mütevazı bir şekilde 'Kostantiniye'de basıldı' ibaresi gelmiştir. Osmanlı'nın 'cihan devleti' olma iddiasını bir kenara bıraktığı ve Müslim ile Gayrimüslim'in eşitlendiği Tanzimat devrinin de aynı yıl başlaması oldukça anlamlıdır.

İbrahim Tenekeci, Paranın Serüveni ve Koleksiyonculuk
(İtibar, Sayı 24)

İlk Osmanlı akçesi

Görselin üzerine tıklayarak daha okunabilir hâle getirebilirsiniz.

22 Eylül 2013

Çifte Minareli Medrese

Başlangıç: 1285
Tamamlanma: 1291
Erzurum 

Tokyo Cami

Tamamlanma: 2000, Japonya

20 Eylül 2013

Kin

Emin Bülent Serdaroğlu
(1886 - 28 Kasım 1942), Türk futbolcu, şair.
Girid Müslümanlarına

Göster semâ-yı mağribe yüksel de alnını,
Dök kalb-i sâf-ı millete feyz-ı beyânını...
Al bayrağınla çık, yürü, sağken zafer-nümâ,
Bir gün şehîd olunca da olsun kefen sana...

Ey makber-i muazzam-ı ecdâdı titreten,
Düşman sedâsı sus! Yine yükselme gölgeden!
Düşman! Hilâl-i râyet-i İslâm’a hürmet et
Toplar boğar hitâbını dağlarda akıbet..

Dağlar lisâna gelse de anlatsa hepsini,
Binlerce can dirilse de nakletse geçmişi;
Garbin cebîn-i zâlimi afvetmedim seni,
Türk'üm ve düşmanım sana, kalsam da bir kişi.

Ben şûre-zâr-ı kalbimi kinimle süslerim,
Kalbimde bir silâh ile ferdâyı beklerim.
Kabrinde müsterih uyu ev nâmdâr atam.
Evlâdının bugünkü adı, sâde intikam!.

Emin Bülent Serdaroğlu, 15 Temmuz 1326
Servet-i Fünûn, nr. 1000, 22 Temmuz 1326, 207-208.

Doğu Türkistan'da mihraplara Çin bayrağı asılıyor

Doğu Türkistan'da cami mihraplarına Çin bayrağı asılıyor. Böylece insanlar namaz kılarken Çin bayrağına dönmek zorunda kalıyorlar. Haberin detayları burada.

18 Eylül 2013

Neye hizmet ediliyor?


Aya Eleni Kilisesi yeniden restore edildi. Güvenlik görevlileri yerleştirildi. Tabir yerinde ise bal dök yala oldu. Ancak, Alaeddin Camii'nin içerisinde ki sultanlarını ziyarete gelen misafirler yoğunluk yaşıyor. Bununla ilgili çalışma olmaması dikkatlerden kaçmıyor.

Alaeddin Camii avlusunda bulunan Selçuklu Sultanları'nın türbelerini ziyaret Konya'nın özellikle yoğun ziyaretçi aldığı dönemlerde eziyete dönüşüyor. Sultan Türbeleri'ni ziyaret etmek için caminin içerisinden geçmek gerekiyor. Kadın ve çocukların yoğun olduğu zamanlarda ve namaz vakitlerinde soruna neden olan bu durumun çözümü için bir adım atılması bekleniyor. Kuzey Kapısı'nın güvenlik nedeni ile kapalı tutulduğu camide buraya bir güvenlik görevlisi atanması konusunda gözler Selçuklu Belediyesi'ne çevrildi. Sille'de Aya Eleni Kilisesi'ne çok sayıda görevli tahsis eden belediyenin böyle bir sorunu nasıl olup da görmediği kamuoyunda hayret ve üzüntü ile karşılanıyor.


KONYA'YA YENİ KİMLİK OLUŞTURULMAYA ÇALIŞILIYOR

Bir zamanlar Hristiyanlar'ın kilisesi olan Aya Eleni Kilisesi'nin restore edilerek, oranın güzelleştirilmesinin yanında, Haçlı Seferleri'ni yapan sultanların türbelerinin bulunduğu alan ile ilgili belediyeler tarafından bir çalışma yapılmamasının doğru olmadığını söyleyen İstiklal Marşı Derneği Konya Şube Başkanı Avukat Mustafa Deveci, Konya'nın başka bir kimlik ile yeniden dizayn edilmeye çalışıldığını belirtti. 800 sene önce verilen mücadelinin, bugün tersinin yapıldığını dile getiren Deveci, “Yapılan işler turistik bir malzeme olarak görülüyor. Ecdada hizmet olarak değil. İş tamamen turizme mi gidiyor, bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Turizm başka yerden geliri olmayan belediyelerin umut beklediği bir alandır. Bizim turizmden medet beklemememiz gerekiyor. Sille'nin bundan 20 sene sonra tekrar Rum köyü olması artık içten bile değil. Belki o kadar zaman bile almayabilir. Türkiye'nin alacağı sisteme göre geri dönüş için gayri müslimler fırsat kolluyor. Konya'yı bir Rum şehri haline getirmek için Yunanlılar'ın kafalarında bir düşünce var. Kiliseyi yapanların kafalarında böyle bir düşünce var mı bilmiyoruz. Ama neye hizmet ettiklerini bilsinler. Önce Kültür Bakanlığı eliyle tamir ediliyor. Sonra da ayin yapılıyor. Daha sonra da Hristiyanlar'a geri veriliyor. Bunlar düşünüldüğü takdirde, bizim paramız ile kilise yapıyorlar” dedi.


MODA İŞLER YAPILIYOR

Kiliseye güvenlik görevlisi koymanın moda olduğunu dile getiren Deveci, “Bu da ne kadar tarihe hassasiyet duyulduğunu gösteren bir durum. Moda böyleymiş diyerek, bunu uyguluyorlar. Bunu yaparsak, akabinde başımıza ne gelir demiyorlar. Bunları yaparsan, bazı şeylerden vazgeçmen gerekiyor. Bunlardan vazgeçtiğin zaman şeklini koruyamazsın” diye konuştu. Kilisenin restore edilmesinin Fatih Sultan Mehmet Han ile diğer padişahların yaptığı fetihlere aykırı olduğunu belirten Deveci, Aya Eleni Kilisesi'ni Türk Milleti'nin cami yapacağını söyledi. Deveci, Fetih'ten bir hafta sonra tüm Haçlar ve çanlar kırılıyor. İslam'ın fetih fıkhında, fetih edilen yerlerde yeni kilise yapılmaz, eskisi tamir edilemez, oralarda İslam dışındaki dinler dondurulur. Misyonerlik faaliyetleri yapılmaz. Ama şu anda yapılanlar, kolonizasyon faaliyeti. Burası sözde bizim ama başkaları yönetiyor ve onların elinde olmuş oluyor. İnşallah kilisenin restoresi ile de bu tür bir şey yapılmaz” ifadelerini kullandı.

KILIÇARSLAN İSMİ BAZILARINI RAHATSIZ EDİYOR

Kılıçarslan Köşkü'nü yeniden inşası çalışmasının durmasının, Konya'da oluşturulmaya çalışılan ve her şeye olumlu bakan kimliği ile alakalı olduğunu belirten Deveci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kılıçlarslan ile birlikte Haçlı Seferleri gündeme gelecek. Haçlı Seferleri ile bizim milletimizin kafirle çatışma gözü pekliği gündeme geleceği için o köşk yarıda bırakıldı. O asla tamamlanamayacak bir köşk. Haçlı Orduları'nı durduran ve gerileten bir kumandan olduğu için. Oranın yeniden tamir edilmesi, hatta Kılıçraslan isminin telaffuz ediliyor olması birilerini rahatsız ediyor. Bu gerçek ortaya çıkacağı için şimdi hoşgörü ve diyalog, her şeye eyvallah diyen bir Konya zihniyeti parçalanacağı için köşkü durdurdular. Yapılacak şey, Kılıçarslan’ın tarihi rolünü yani 'kafirin sözünü dinleme değil, kafire söz dinletme' üstünlüğünün hatırlanmasıdır."

Mustafa Özçelik, 14.09.2013
(MerhabaHaber.Com)

17 Eylül 2013

Sorularla Haçlı Seferleri

Doğu ile Batı, Haçlı Seferleri’nden önce de pek çok kereler karşı karşıya gelmişti. Ancak bu kez bu çatışmanın taraflarından Batı, Hristiyanlığı, Doğu ise Müslümanlığı temsil ediyordu. Yani çatışmanın görünen boyutunda “inanç” belirleyici bir görünüm arz ediyor gibiydi. Fakat acaba durum gerçekten böyle miydi? 

Bugüne dek özellikle Batı’da yapılan Haçlı Seferleri ile ilgili çalışmaların büyük çoğunluğunda “inanç” faktörü neden hep ön planda tutulmaya çalışıldı? Özellikle batılı tarihçiler niye bunu tercih ettiler? Bu tercih bazı gerçekleri gizleme çabasıyla mı ilgiliydi? Yoksa gerçekten işin aslı böyle miydi? Diğer taraftan Haçlı Seferleri’nin günümüze dek uzanan etkileri ve bir argüman olarak hala kullanılmasının sebepleri nelerdi? Hepsinden önemlisi ise, günümüz Orta Doğusu’nda yaşanan savaşlar ve buna bağlı olarak her gün ölen pek çok insan sebebiyle ortaya çıkan kaos ortamının, artık tarihin derinliklerinde kaldığını zannettiğimiz Haçlı Seferleri ile bir ilişkisi var mıydı? Ayrıca Türklerin ve Anadolu’nun Türkler tarafından fethinin bu seferler ile ilişkisi neydi? 

Elinizdeki eserde Haçlı Seferleri ile ilgili bunlar gibi birçok sorunun cevabını bulabilirsiniz.

Bilgi ve sipariş için:
kitapadresi.com/cuneyt-kanat-devrim-burcak/sorularla-hacli-seferleri.htm

15 Eylül 2013

Batı kültürünü "yerleştirme" zihniyeti



Bu kısa film yasaklanmıştır. Çünkü: "İnsanların müziğine, kültürüne, yaşam tarzına yasaklar koyan siyasi otorite, hayatın karşısında daima tuhaf duruma düşmüştür."

14 Eylül 2013

İsmet Özel: Mısırlaşma, Patatesleşme, Domatesleşme, Hıyarlaşma (IX)


Türkün ve Müslümanın müteradif hale gelişi Müslüman hayatı ve Müslüman hakimiyetinin cihat ve niyet üzerinden imkân sahasına girişindendir. İnsanlığımızı muhafaza etmemizin alâmeti Türk kalışımızdır. İnsanlığımızı muhafaza edemediğimiz zaman mısırlaşacak, patatesleşecek, domatesleşecek, hıyarlaşacağız. Gözler önündeki şeyi görmezlikten gelmeyelim: Nasıl olduysa olmuş, yirmi birinci Hıristiyan asrının TBMM’nde ABD iktidarına itiraz eden bir görüşe temsil hakkı tanınmamıştır. Efendisinin zılgıtından sıyrılma başarısına ermiş Yeni Dünya Eski Dünya’ya efendilik taslıyor. Menşe olarak mısır, patates, domates Amerika’ya aittir. Hıyarın ise Yahudi milletinin gökten indirilene mukabil Rablerinden istedikleri arasında yer aldığını biliriz. Nebatat telmihinde isabetli noktaların yerli yerince işaret edilmesi mühim. Mısır Yeni Dünya’dan geldiği gibi bırakılmamış, Eski Dünya’da ısırılabilecek ölçüye getirilmiştir. Bu ABD’nin hükmünün yürüdüğü her toprak parçasında millî olanın yerini mahallîye bırakması, federal iktidarın konfedere beklentilerin hevesini kursağında bırakması demektir. Patates Eski Dünya’daki bütün topraklara kolayca nakl olunmuş, yetiştiği her toprakta yeni hususiyetler kazanıp vazgeçilmezlik mevkiini koruyabilmiştir. Domates Yeni Dünya’dan Eski Dünya’ya süs bitkisi olarak gelmiş (Kadınlar şapkalarına takarlarmış.) ve geldiği yere gıda vasfı kazanıp geri gitmiştir. Yeni Dünya’ya çiğ veya turşusunu kurarak hıyar yemeği de, yedirmeği de öğreten Eski Dünya’dır.

İsmet Özel, 13 Eylül 2013
Tamamı içinhttp://www.istiklalmarsidernegi.org.tr

13 Eylül 2013

1895'ten: Yeni Cami ve Eminönü Pazarı

Kendimizi tanımıyoruz, batının gölgesinde

Ne Batıyı tanıyoruz, ne Doğuyu... En az tanıdığımızsa kendimiziz. Biz Müslümanlığından, doğululuğundan, Türklüğünden utanan, tarihinden utanan, dilinden şuursuz bir yığın haline geldik.
- Cemil Meriç

Batılılar!
Bilmeden
Altı oğlunu yuttuğunuz
Bir babanın yedinci oğluyum ben
Gömülmek istiyorum buraya hiç değişmeden.
- Sezai Karakoç

"Eğer Gezi Parkı eylemcileri gayr-i müslim karakterde olmanın zaferi peşinde iseler bu zaferi elde edecekler."
- İsmet Özel

12 Eylül 2013

Prof. Dr. Halil İnalcık'tan yeni kitap:
Osmanlı ve Modern Türkiye

7 Eylül 2013 tarihi itibariyle 98 yaşına giren Halil İnalcık'a Timaş Yayınları bir sürpriz yaptı ve büyük fedakarlıklarla kitabı doğum gününe yetiştirdi.

***

Dünyada Türk-Osmanlı tarihine bakışı değiştiren, tüm üniversitelerde okunan ve okutulan efsane tarihçimiz Prof. Dr. Halil İnalcık’tan Osmanlı ve Modern Türkiye'ye dair ufuk açıcı bir kitap...

"Milletleri millet yapan tarihleri ve kültürleridir. Tarihsiz bir millet, kişiliğini kaybetmiş bir bireye benzer."
"Osmanlı İmparatorluk rejimi, din ve ırk ayrılığı gözetmeyen, bütün tebaayı Osmanlı Devleti şemsiyesi altında birleştiren siyasi bir düzendi."
"16. yüzyılda Osmanlı dünya gücü, Avrupa siyasi coğrafyasını ve ekonomisini belirleyen başlıca etkenlerden biriydi."
"İslâm medeniyeti Ortaçağ’da; felsefede, tıpta, astronomi ve matematikte, hatta teknolojide Batı Hıristiyan dünyasına örnek olmuştur."
"Ahî ve derviş zâviyeleri Osmanlı Devleti’nin fetih ve yayılış döneminde, Rumeli’de yerleşmede (kolonizasyon) hayati bir rol üstlenmişti."
"Osmanlı Devleti’nin son iki yüzyıllık değişim ve dönüşümü, 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ile noktalanmıştır."
"Atatürk, yalnız büyük bir askerî stratejist değil, aynı zamanda usta bir siyaset stratejistidir."
"Atatürkçülük, yüz elli yıllık bir tarihî gelişimin son ve radikal ifadesiydi."
"Türk devriminin en derin etki yaptığı memleket Hindistan’dır. Bu geniş memlekette gerek Müslümanlar gerek Hindular, İngiliz koloni idaresine karşı özerklik ve bağımsızlık hareketlerinde Türkiye’de gelişen olaylardan ilhâm almışlardı."
"İslâm devletleri arasında Mustafa Kemal’in emperyalizme karşı mücadelesini heyecanla izleyen ilk Müslüman devlet Afganistan’dır."
Prof. Dr. Halil İnalcık

***

"O bize talebesi olarak bakıyor, biz de ona hoca olarak bakmaktan başka şey düşünemeyiz. Bilgisi açısından zaten bizim aramızda hocanın lakabı; Şeyh-ül müverrihin (tarihçilerin şeyhi)…"
Prof. Dr. İlber Ortaylı

"Osmanlı tarihinin babası..."
Prof. Dr. Gilles Veinstein

"Onun çalışmalarını çıkarır ve bir kenara koyarsanız Osmanlı Tarihi'nde hiçbir şey kalmaz."
Prof. Dr. Mark L. Stein

Detaylı bilgi ve sipariş için:
timas.com.tr/kitaplar/tarih/osmanli-tarihi/osmanli-ve-modern-turkiye.aspx

9 Eylül 2013

9 Eylül 1922: İzmir'in Kurtuluşu

9 Eylül 1922'de İzmir'e Türk bayrağını ilk önce Konyalı Süvari Onbaşı Ali Atar çekmişti. Şükranla yâdediyoruz. Hikayesini okumak için tıklayınız.

II. Abdülhamid'in Pekin'de yaptırdığı Hamidiye Üniversitesi

Açılıştan bir fotoğraf.
Kaynaktwitter.com/LostIslamicHist

7 Eylül 2013

İsmet Özel: Mısırlaşma, Patatesleşme, Domatesleşme, Hıyarlaşma (VIII)

Bizi başlangıçta ne Müslüman etti? Çağlar boyu neyi ifade etmek için Müslüman kelimesi kullanıldı? Doğrusunu doğruluktan öğrenebiliriz. Bizi Müslüman eden izafiyet şaşkınlığından kurtuluşumuzdur. Müslüman omurgalıdır. Şurada şöyle, burada böyle yapmaz. Şartlara göre şekil almayıp, doğruya varmanın gerekli şartlarını anlayıp anlatana çağlar boyu Müslüman denildi. Modern dünyanın her milleti, her ferdi bölüp paramparça edişi karşısında Müslüman sırat-ı müstakîm teklif ederek sağlamlığı işaret ediyor. Bir Müslümanın iş hayatının, meslek hayatının, tahsil hayatının, tefekkür hayatının bir türlü, aile hayatının, cinsî hayatının, eğlence hayatının, manevî hayatının ise başka türlü olması kabul edilir bir durum değildir. İnsan hayatındaki dağılma bir tahribatın verdiği neticedir. Dinini hayatı, hayatını dini haline getirmiş olana Müslüman derler. Nerede Müslümanlar?

Çağdaş Mesele” bir bütünlük ve bir bütünleşme tezahürü olarak Müslümanlığın Türklükte temerküz ettiğini bilip bilmemek suretiyle doğdu. Müslümanlığın gerek dünya ölçüsünde ve gerekse ferdî plandaki durumunun parlak denilemeyeceğinin farkına varmak bir seviyedir. Bu seviyenin aşağısında yürütülen faaliyete İslâm etiketi yapıştırmak ahlâktan nasibini alamayış demeğe gelir. Farkına vardığın şey seni yükselmeğe icbar etmelidir. Farkına varmışsan senin içinde bir parlama beklentisi doğmuştur. Artık, Allah tealanın kaadir-i mutlak olduğu fikrinden zerrece inhiraf etmeyeceksin. Çünkü sönük Müslümanlığa mezkur sapma sebep olmuştu. Allah’tan gayrısının bir şey verebileceği veya eldekinden bir şeyler koparabileceği zannıyla yaşandı zaman içinde. Müslümansan ağyardan korkma: Ne yaparsan yap; bir şeyi Müslümanlık güvenciyle yapışın o şeyi doğru, dosdoğru yaptığının belirtisidir. Her ne yaptıysan, yaptığın dolayısıyla Allah’ın rızasını keşfetmiş olduğunun mânâsını mı telmih etmiş oldun? Hayır. Ya ne yaptın? Dua ettin ve olmayacak duaya âmin demedin. Sendeki Allah tealanın kaadir-i mutlak olduğu fikri senin Allah’ın rızasını talep etmene yol açtı.

İsmet Özel, 6 Eylül 2003
Tamamı içinhttp://www.istiklalmarsidernegi.org.tr

Türk'ün Malı İstanbul


İstiklâl Marşı Derneği Genel Başkanı şair İsmet Özel'in "Türk İstanbul" başlıklı yazısından yola çıkarak, Nâzım Hikmet'in 19 yaşında yazdığı "Sekiz Yüz On Yedi" adlı şiirini izah etmeye çalıştığım yazım heyula.net'te yayımlandı.

Okumak içinhttp://heyula.net/Haber/Oku/turkun-mali-istanbul-102

6 Eylül 2013

Osmanlı'dan Tarihe Not Düşen Kareler


Şehirler canlı organizmalar gibidir. Bu yüzden çehreleri içerisinde sakin olan insanların kültürel birikimleriyle bağlantılı olarak hareket etmektedir. Aradan geçen zaman zarfında meydana gelen değişiklikleri en güzel gösterebilen yegâne belgeler ise fotoğraflardır.

Sultan İkinci Abdülhamid Han "Her resim bir fikirdir. Bir resim yüz sayfalık bir yazı ile ifâde olunamayacak siyâsî ve hissî mânâları telkin eder. Onun için ben, tahrîrî münderecâttan (yazılı bilgilerden) ziyâde, resimlerden istifâde ederim." sözüyle fotoğrafın önemini ve ona verdiği değeri ortaya koymuştu. Bunun yanında "Osmanlı Devletinde dikkate şayan ne varsa hepsinin fotoğrafı çekilmelidir" düşüncesinden hareketle işe koyulan yerli ve yabancı fotoğrafçılar o günün şartlarını fotoğraf karelerinde dondurmuşlardı.

Araştırmacı yazar Soner Demirsoy işte bu 100 yılı aşkın bir süre önce çekilmiş binlerce fotoğraf karesini tek tek inceledi ve aralarından 70 kareyi seçti. Osmanlı'nın son demlerindeki şehirlerin yüzüne, sosyo-kültürel tarihine ayna tutan bu fotoğrafların taşıdığı manayı, hem fotoğrafçı gözüyle hem de tarihçi kimliği ile yorumladı. Bunun neticesinde aynı gök kubbenin altında yaşadığımız bu coğrafyada bizden önceki insanlar ne yer, ne içer, nasıl giyinir, hayatını nasıl devam ettirirlerdi, mimari bakımdan Osmanlı coğrafyası nasıldı, gibi daha pek çok soruya bu kitapta cevap buldu.

"Osmanlı'dan Tarihe Not Düşen Kareler" adıyla Sarayburnu Kitaplığı'ndan yayınlanan eser bugün ve gelecekteki nesiller için çok önemli bir kaynak niteliğinde...

Yazar: Soner Demirsoy
Sayfa Sayısı: 152
Fiyatı: 25 TL
Bilgi ve satın almak için: http://www.camlicabasim.com

Tarih dergilerinde Eylül 2013



Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.