11 Mart 2014

İsmet Özel'in Yozgat ve Tokat konferansından başlıklar

- İnsanlar buzdolaplarını açtıkları zaman rükû ettiklerinin farkında değiller. Ama ister istemez ediyorlar. Onlar kendilerine iyi olarak öğretilmiş başka şeylerin peşindeler.

- İslâm inançlar içinde bir inanç, Türkler de milletler içinde bir millet değildir. İslâm kendi dışında hiçbir iyilik tanımayan, kendi içinde hiçbir kötülük barındırmayan bir kapsama alanıdır. Türkler de Allah’a kullukta önlerinde hiçbir kavmin ya da milletin bulunmadığı bir insan topluluğudur. Bunun gösterilebilir, pratik nişaneleri var.

- Darülharp ve Darülislâm. Bunun geçersiz olduğu bir yerde artık İslâm’dan bahsetmek mümkün değildir. Bu bölünmenin üstünde bir sosyal gelişme Müslümanların kabul etmesi mümkün olmayan bir sosyal gelişmedir. İslâm’ın doğuş şartları önce şirkin hiç hoş görülemeyeceği bir sahanın doğmasıdır. Bu da aynı zamanda bir Müslüman estetiğin doğması demektir. Müslüman estetiğin doğması İslâmi bir tahsil hayatının yürürlükte olması demektir. İslâmi bir tahsil hayatı beşikten mezara yürümüyorsa orada İslâmi bir estetik vücut bulmaz.

- Yahudi bir anadan doğduysanız Yahudi’sinizdir; kilisede vaftiz olduysanız Hristiyan’sınızdır. Bunu kimse elinizden alamaz. Ama Müslüman için her an Kelime-i Tevhid’e sadık olup olmamak, Kalubela’da verdiği söze sadık olup olmamak konusunda her an bir imtihan devam eder.

- Sabah gözümüzü açtığımızdan başımızı uyumak üzere yastığa koyduğumuz zamana kadar her an dikkatli olmak mecburiyetindeyiz hala İslâmi hassasiyetimizi muhafaza ediyor muyuz, etmiyor muyuz diye. Giyimimizden yememize, içmemize, vücut temizliğimize kadar. İslâmi hassasiyetten her uzaklaşma, çirkinliği ve dolayısıyla şirki beraberinde getiriyor. İslâmi hassasiyetten her uzaklaşmamız bizim bir tarafımızın aksamasına sebep oluyor. Şirke düştükçe çirkinleşiyor, çirkinliği fark ettikçe şirkin belasını fark ediyoruz.

- "Onlar size galip gelirlerse sizi ya taşla öldürürler yahut sizi kendi dinlerine döndürürler. Bu takdirde ise ebedi felah bulamazsınız."(El-Kehf Suresi 20. Ayet) Biz kendimizi onlardan ayırarak ebedi felah iştiyakını tercih ederek işe başlıyoruz. Kavuşuruz, kavuşmayız o ayrı.

- Türkler olarak vatanımızla dinimizin kenetlendiği bir durumu hissetmiş insanlar olmamız lazım. Dini, milliyeti, vatanı birbirinden ayrılmayan bir girift bütün Türk dediğimiz zaman akla geliyor. Bu hepimizden koparılan bir şey. Bizim Türkçe diye bildiğimiz lisan da Kur’an-ı Kerim bilgisi olan müderrislerimizin, âlimlerimizin bize öğrettikleri lisandır. Bir kavmin kendi içinde anlaşabilmek için üzerinde uzlaştığı işaretlerin hasılası olan bir lisan değildir Türkçe.

- Millet fayda ummak kastıyla yüzünü Batı’ya çevirdi ve bir daha güneşin doğuşunu göremedi. Çünkü o taraftan doğmuyor güneş. Bu o kadar korkunç tahribat yaptı ki biz önemli olmanın ne olduğunu bile fark etmiyoruz. Bunu da dünyamızdan çıkardık. İstiklâl Marşı 12 Mart 1921’de TBMM’de millî marş olarak kabul edildiğinde Türk Milleti’nin mevcudiyeti en büyük riski taşıyordu. Henüz Sakarya Meydan Muharebesi cereyan etmemişti ve Ankara’da kurulan meclisi Yunanlıların dağıtma ihtimali çok yüksekti. İstiklâl Marşı eğer vatan toprakları yok olmaktan çıkacak olursa daha sonra yürürlüğe girecek olan gelişmeler hakkında da bize ikazda bulunuyordu.Bu ezanlar ki şehadetleri dinin temeli ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.’ Ama 1932 yılında ezanın aslına uygun olarak okunması yasaklandı. Benim görüşüme göre 18 sene bu memlekette ezan okunmadı. Türkiye’de yaşayan insanlar yeni bir hayatı başlatmak için hiçbir çaba göstermedikleri gibi bir şahsiyet sahibi düzeni devam ettirmek için de bir ısrar göstermediler. Elimizde bugün yeni bir başlangıç yapmak için ne var diye soracak olursanız ben bir şey zikredebilecek durumda değilim. Türkiye’de Türk Milleti’nin yeni bir başlangıç için hazır olduklarını söylemeye mütemayil değilim.

- İslâm’ın bize kazandırdıklarını dünya hayatında istifadeye tahvil etme tavrıdır. İslâm bize neyi kazandırdı? Bütün seviyelerde, Allah hâkimiyetinden başka bir şeyi kabul etmek şirktir ve insanı Müslümanların karşısına, onların kötü saydıkları tarafa iter.

- Türkler bu toprakları, bilhassa burayı vatan haline getirdikleri zaman Asr-ı Saadet’in umdelerine döndüler: ‘Müslümansan önemlisin, Müslüman değilsen ancak Müslüman’ın önem verdiği kadar önemlisin.Bunu biz Gaza Beylikleri döneminde bütün dünyaya kabul ettirdik.

- Osmanlı bir İslâm devleti değildi ama kendini Müslüman olmaktan başka türlü tarif edemiyordu. O yüzden bütün Osmanlı yönetimine bu şeriata uygun mu değil mi diye sorabilirdik. Bu soruyu sorma gücünü gösterenler o gençlerin milleti vasfını koruyan insanlardı.

- Türk dünyasında sanat kültür dediğimiz mevcudiyet insanın derinlikten mahrum kalmaması için vardır. Hâlbuki sapık Batı medeniyetinde sanat, kültür ulaşılması için her şeyini feda edeceğin bir meşguliyet alanı olarak vardır. Mesela Goethe Mozart’ın müziğini ulaşılmaz buluyor. Hâlbuki bizim müziğimiz bizi derin insan kalmamıza yarayan bir müzik. Bizim haddi aşacak derecede kendi varlığımızın süslenmesi ile alakalı bir vasfı yok. Ama Batıda var. İkinci Dünya Savaşı sonunda vatana ihanetle mahkûm edilen Amerikan şairi Ezra Pound 15 yaşında şair olmak için çok dil öğrenmesi gerektiğini düşündü ve bütün Avrupa dillerini öğrendiği gibi Çince de öğrendi. Bizde böyle aşırılıklar yok.

- 1914 yılında da Birinci Dünya Savaşı patlak verdi. Bu Osmanlı Devleti’ni haritadan silmek için kapitalizmin eline geçmiş çok önemli bir fırsattı. 1918 yılında bu yaşadığımız şehir de dâhil olmak üzere bütün Türk topraklarında en kötü yer, can ve mal emniyeti bakımından en tehlikeli yer Türk bayrağının altıydı. Savaşı çıkaranlar, savaşın galipleriydi. Bunlar Türklerin tarihten tard edilmeleri ve Türk bayrağının hiçbir yerde dalgalanmaması için bir uygulama başlattılar ve bu uygulamaya birinin cevap vermesi lazımdı. O da milletlerin genci Türk Milleti oldu. Bugün dünyada sınırları olan bir Türkiye varsa bunun sebebi Türklerin bir İstiklâl Harbi vermiş olmalarıdır.

- İstiklâl Marşı verilen İstiklâl Harbi’nin bir safhasında yazılmıştır. O sırada Türkiye Cumhuriyeti yoktu. Türkiye Cumhuriyeti’ne İstiklâl Marşı’nın hiçbir borcu yoktur ama Türkiye Cumhuriyeti her şeyini İstiklâl Marşı’na borçludur. İstiklâl Marşı Türklerin bir kurtuluş mücadelesi vermelerinin yansıması değildir. Onun için İstiklâl Harbi’ne Kurtuluş Savaşı demek ahmakça bir şeydir. Biz hiçbir şeyden kurtulmadık. Gâvurlar padişahtan kurtulduklarını söyleyebilirler. İstiklâl bir şeyi yüklenip taşımak, götürmek demektir.

- Biz bir İstiklâl Harbi verdik ve bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. İstiklâl Marşı’nın güç kazandırdığı İstiklâl Harbi Türkiye diye bir toprak parçasının Türklerin vatanı olduğunu tasdik etti. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü Büyük Ermenistan yok. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü Büyük Yunanistan yok. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü bu sınırlar içinde bir Gürcistan yok. Türkiye Cumhuriyeti var çünkü bir Kürdistan yok. İstiklâl Marşı’nın güç kazandırdığı İstiklâl Harbi birilerinin kayıpları üzerine bina edilmiştir.

- Günümüzdeki 24 Nisan’da Amerikan Başkanı Ermeni olayları hakkında bir kanaat belirtecek. Bir sene sonra belirteceği kanaatin işaretini verecek. Bizim neler yaşayacağımıza dair muayyeniyetler bir yerlerde belirleniyor, netlik kazanıyor. Resul-ü Ekrem buyuruyor ki ‘Müslümanı Müslümanla savaşıyor görürsen git iri bir kayada kılıcını kır, evinin en gizli odasına çekil, öldürülmeyi bekle.’ Müslüman ise birisi, Müslüman’a kötülük de etmez, saldırmaz da. Müslüman’ın Müslüman’a canı da, malı da, haramdır. Şirkten ve çirkinlikten uzak Müslüman’dan bahsediyorsak, Müslüman’ın Müslüman’a bakış açısı ile sağlanabilecek bir şeydir. Bugün Türkiye’de siyaset yapılmıyor, sadece kâfir oyunlarının çeşitli varyasyonları sergileniyor.

- Allah’tan istemesini bilenlerle ‘Ya Allah vermezse’ diye tedbir alanlar arasında bir düşmanlık var. Takdir, tedbiri bozar diye bir hüküm vardır. Allah neyi takdir ettiyse senin aldığın tedbirlerin hiçbir faydası yoktur. Biz Allah’ın bizim hayrımıza bir netice hâsıl etmesini dua ile istiyor olmalıyız. Bütün sıkıntılarımızın Allah’tan istemeyi bilmemekten olduğunu bilmemiz lazım.

- Finansbank’ın Yunan Milli Bankası’nın malı oluşu 1919’da Yunanlıların İzmir’e asker çıkarmalarından çok daha ileri bir adımdır. Bugün insanlar milli bir hassasiyeti küçümser haldedirler. Hepsi paranın nereden geleceğine bakıyorlar. Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin haritadan hemencecik silinmesine mani olan şey tapu kayıtlarının açıklığa kavuşmamış olması ve emekli maaşlarını kimin ödeyeceğinin daha tatminkâr oluşudur. Bunun dışında Türkiye’nin haritadan silinmesine engel olan hiçbir şey yoktur.

- Türkiye’de Enerji Bakanlığı devletin enerji üreten yatırımlar yapmaması kararı alarak yaşıyor. Bugün ekranlarda dönen şeylere bakın. Hiçbiri Türkiye’yle alakalı şeyler değil. Kendileriyle alakalı şeyler ama kendilerinin Türkiye’yle alakası yok. Türkiye’de siyasi manada millet hayatını ilgilendiren hiçbir şey canlılık taşımıyor. Eğer Türk Milleti’nden bahsedecek olursak meraklıların öğrenmek istedikleri bir ansiklopedi maddesi olarak ilgi çekebilir. Ama faaliyet olarak yürütülen bir iş yok. İstiklâl Marşı Derneği bunun için bir fırsat mıdır? Buna hepimiz karar vereceğiz.

İsmet Özel, 8 Mart 2014 / Tokat - 9 Mart 2014 / Yozgat.
Kaynak: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.