07 Mart 2014

Kim var imiş biz burada yoğ iken


"Yani Türkiye’yi bulmak kolay,
Türkiye avucunun içi
Ama gerçek yerini kimselere belletmeyeceksin
Adama gülerler valla."

- Metin Eloğlu

Yukarıda gördüğünüz afişler “Türkiye’nin markalaşması ve dünyadaki algılanışı” ile ilgili bir kampanya için hazırlanmış. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan, Türk Hava Yolları ve Türkiye’nin resmi turizm portali olan goturkey.com logoları serpiştirilen afişler ülkenin çeşitli kültürel miraslarına göre farklılık gösteriyormuş. Radikal’in haberine bakarsak kampanyayı gerçekleştiren ekip “bir ülkenin markalaşmasının algı yönetimine dayanan bir kalkınma projesi olduğunu” savunuyormuş. “Home” temasıyla yürütülen kampanya birilerinin “Artık herkes evine dönmeli” çağrısına uygun gözüküyor.

Burada “algı yönetimi” en dikkate değer ibare. Bu tanım (yöntem mi demeli?) demokrasi ve insan hakları için çırpınan, yağmaladığı bütün şehirlere huzur vaadeden Amerikan ordusuna ait. Bu yöntemin başta reklamcılık, sinema ve elbette akademide ne tür başarılar yakaladığını varın siz düşünün. Bugün bütün hayatımıza sirayet eden pislikleri hissetmeyen insanlar bu yöntemin mağdurları(?) olsa gerek. Mesela cuma hutbesinde miladi yeni yıl kutlamaları yapılmasından asla rahatsızlık duymayan cami cemaati algı yönetiminin parlak sonuçlarından olabilir mi? Yine bu yöntemin söylemlerinden “Türkiye’nin herkesin evi olduğu, fakat bir tek Türklerin evi olmadığı” hususunda mutabık kalındı mı? Şu meşhur “Türkiyeliler” Alevisi, Sünnisiyle; Kürdü, Lazı, Süryanisi, Çerkesiyle 76 milyonluk mozaik bir algıya kavuştular mı?


Bu toprakların kimin evi, vatanı olduğu konusu açıldığında Haçlı Seferleri’nden ve İstiklal Harbi’nden bahis açmayanlar aynı zamanda gayri Türk olmanın neredeyse İslami bir vecibe olduğunu savunmaktan geri durmuyorlar. Bunların önemli bir kısmı bizzat algı yönetimini icat edenler hesabına çalışıyor. Peki algı yönetiminin mağdurları? Başımıza gelen belaları göremeyecek, şerefimize uzatılan elleri hoş karşılayacak derekede cahil insanlar olmak bizi ateşten koruyacak mı? Bir soru çok önemli! Diyelim ki bizler, hepimiz birer ahmak olarak ölmüşüz. Bu üç günlük dünyada şerefimizin nerede olduğunu bilmeyecek kadar budala insanlar olarak ölmüşüz ve cennetteyiz. Bu akla yatkın mıdır?

M. Cahit Yıldız
Kaynak: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.