13 Mart 2014

Timaş'tan 3 yeni tarih kitabı

"En utanılacak yönümüz; tarih yaptığımız halde tarih öğrenmemek; tarih yazmamak konusundaki ısrarımız!” 
İlber Ortaylı

BALKAN SAVAŞLARI
"Balkan Savaşları, bizim tarihçiliğimizde imparatorluğun yıkılış süreci olarak adlandırılır. Aslında bu vaka, bir imparatorluğun yıkılışı olmaktan ötedir. Biz bu savaşlar sonunda Rumeli’deki anavatanı kaybettik."

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
"Birinci Dünya Savaşı Türk halkı için en acı hatıralarla doludur. Cephede şehitlerin yanı sıra cephe gerisinde yokluktan, hastalıktan ölümler ve sıkıntılı bir hayat söz konusudur. Ama galiba Türk toplumu modern anlamda bir millet olma aşamasına burada dönmektedir. Bu onu birçok başka uluslardan farklı kılan yanıdır. Direnci artırmış ve kimliği oturmuştur."

LOZAN-Zafer mi Hezimet mi?
"Cumhuriyet tarihinin üzerinde en çok tartışılan olaylarından biri Lozan Antlaşması’dır. Bu konuda Lozan’ı bir hezimet olarak görenler de bir zafer olarak niteleyenler de var. Lozan mantıki ve gayet onurlu bir uzlaşmadır. Kalıcı ve düzeni sağlayıcı bir anlaşma olarak görülmelidir."

CUMHURİYET
"Cumhuriyet, devamlılıktır. Osmanlı, Türklerin imparatorluğuydu, bu da Türklerin cumhuriyetidir."

SULTAN ABDÜLHAMİD
“Bir tarihçinin deyişiyle; Dünya tarihinin en hadiseli otuz küsur yılı, onu yormuştu.”

ENVER PAŞA
"Başkumandan vekili cesur planların sahibiydi. Bu planların hepsinin aynı derecede akil ve bilgili bir şekilde hazırlandığını söylemek mümkün değildir."

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
"Atatürk’ün başarısındaki en önemli faktör; vazgeçmek bilmeyen iradesidir, bu noktada Rumeli inadı vardır Gazi Paşa'da. "Olmalı" dediği an, olabilir yok. Bu liderlik yapmaya hevesli herkese lazım bir prensib..."

Balkan Harbi'nden Birinci Dünya Savaşı'na, İstiklal Mücadelesi'nden Lozan Görüşmeleri'ne, Halifelik tartışmalarından Cumhuriyet’in kurulmasına, Sultan Abdülhamid'den Mustafa Kemal Atatürk'e, Enver Paşa'dan Halide Edip'e gündemden düşmeyen konular ve tartışılan tarihi kişiliklere dair İlber Ortaylı'nın görüşlerini merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap; İMPARATORLUĞUN SON NEFESİ...


Sarıkamış, Çanakkale, Filistin, Süveyş, Irak, Kütülammare...
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın savaştığı cephelere dair detaylı bilgiler... Dünyanın önde gelen askeri tarihçilerden Edward J. Erickson, Osmanlı’nın 1400’lerden beri elinde tuttuğu topraklar ve halklar üzerinde hâkimiyet kurmak için Türkler, İngilizler, Fransızlar ve Ruslar arasında geçen mücadeleyi ilk defa yayınlanan fotoğraf ve özel çizim renkli haritalarla destekleyerek anlatıyor. Osmanlı İmparatorluğu “Avrupa’nın hasta adamı” olarak görülüyordu; fakat hâlâ tüm Avrupa ülkelerinin gözünün olduğu en önemli bölgeleri idare ediyordu. Savaşın başlangıcında Osmanlı İmparatorluğu tarafsız davransa da Almanya’nın yoğun diplomatik baskısına dayanamayarak Ekim 1914’te İttifak Devletleri’ne katılma kararı aldı. Osmanlı ordularını bozulmuş ve etkisiz olarak gören yaygın önyargı ile hesaplaşan kitap, Süveyş Kanalı’na yapılan taarruzları, Çanakkale’nin başarılı müdafaasını ve İngilizlerin felaketle sonlanan Kut mağlubiyetini, Bağdat’ın, Kudüs’ün ve Şam’ın ele geçirilmesini, Lawrance ve Arap İsyanı’nı, İslam Ordusu’nu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu anlatıyor.

Osmanlı ordularının savaşa girdiği bütün harekat alanlarında Birinci Dünya Savaşı’nın arka planı ve gidişatına dair detaylı bir kılavuz sunmakta. 200’den fazla çarpıcı fotoğraf ve çizim... Düşman kuvvetleri, lider komutanlar ve seferlerde geçen en önemli muharebeler ayrıntılı bir şekilde anlatılmakta. Kafkaslar, Çanakkale, Mezopotamya ve Filistin de dâhil Osmanlı’nın ana cephelerini ve savaşları gösteren 20 özel çizim, renkli harita.

“Çeşme yenilgisinin (1770) sonucu olarak Osmanlı denizciliğinin modernleşmesinde Osmanlıların çağdaşı devletlerin teknolojisini adapte etmedeki başarısının, devrin önemli denizci devletlerinin en iyi oldukları alanlar üzerinden yapılması, tercihlerin tesadüfî olmadığını göstermektedir. Tuncay Zorlu’nun kitabı bütün bu konuları aydınlatacak bilgi birikimini ve değerlendirmeleri sunmaktadır.”
İDRİS BOSTAN

“18. asırdaki ordu modernleşmesi önemli ölçüde bilgimizin dışındadır. Osmanlı tarihindeki büyük bir boşluğu dolduran, III. Selim devrini ele alan Doç. Dr. Tuncay Zorlu’nun eseri bahriyedeki teknik yenilenmeyi içeriyor. Osmanlı modernleşmesi ve mühendisliği açısından önemli bir katkıdır. Bu gibi çalışmalar Osmanlı Denizcilik Tarihi hakkındaki önyargıları ve yavan değerlendirmeleri süratle değiştirecektir.”
İLBER ORTAYLI

Osmanlı deniz gücü, birtakım önyargı ve taraflı yaklaşımların çevrelediği bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Bilinen en yaygın yaklaşım şüphesiz Osmanlı deniz gücünün varlığını Piri Reis ile Barbaros arasındaki kısa bir süreyle sınırlandırandı. Osmanlı deniz gücünü sadece deniz savaşlarıyla ilişkilendirerek deniz ticaretinden hiç bahsetmeyen bir başka önyargılı yaklaşım da mevcuttu. Osmanlıların hiçbir zaman bir deniz gücü oluşturabilecek teknolojiyi geliştiremedikleri ya da birtakım dinî-ideolojik sebeplerden dolayı adapte edemedikleri düşüncesi de önyargılar zincirinin son halkasını oluşturuyordu. Peki tüm bu yaklaşımlar ne kadar doğruydu, eksiklikleri ve başarılı yönleriyle Osmanlılar denizlerde hangi ufuklara doğru yelken açmıştı? III. Selim dönemiyle beraber iyice değişim ve gelişim gösteren Donanma-yı Hümâyûn nasıl dönemin başlıca büyük deniz güçlerinden biri hâline gelmişti?

Dönemin söz konusu yenilikçi yönünü ele alan Osmanlı ve Modernleşme/III. Selim Dönemi Osmanlı Denizciliği, Osmanlı donanmasının III. Selim dönemi sonlarına doğru nasıl Avrupa’nın en güçlü donanmalarından biri hâline geldiğini ortaya koyuyor. Doç. Dr. Tuncay Zorlu’nun kalemi, Prof. Dr. İdris Bostan’ın önsözüyle işte Osmanlı deniz gücünün perde arkası…

Detaylı bilgitimas.com.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.