09 Nisan 2014

Ercan Yıldırım: "Türk ile Anadolu etle kemik gibidir, ayrılmaz. Bu bütünlük zaten coğrafya veya toprak değil ruhtur, tavırdır, kimliktir."


İtibar dergisinin 31. sayısında (Nisan 2014) Ercan Yıldırım'ın "Anadolu'da İslam Ruhu: Vatan ve Millet Oluşumu" adlı kitabını kısaca incelediğim yazım yayımlandı. Peşi sıra 5 Nisan 2014 tarihinde Yenişafak pazarda Yusuf Genç'in Ercan Yıldırım ile kitaplarına ve Türk düşüncesine dair bir röportajı yer aldı. Röportajdan Ercan Yıldırım'ın önemli sözlerini buraya alıyorum, kitaplarını ise hararetle tavsiye ediyorum.

Türk kavramı tarihin her döneminde üst kimlik olmuştur. Yani belli bir soy bağını işaret etmemiştir. Bu yüzden Türkün karşısına 'tat' konulmuştur yani Maveraünnehir havzasında İslam ile şereflenmeyen her türlü unsur. Türk bu açıdan bir tavrın adıdır. Ben Türk ile Anadolu arasında da bir fark görmüyorum, Türk ile Anadolu etle kemik gibidir, ayrılmaz. Bu bütünlük zaten coğrafya veya toprak değil ruhtur, tavırdır, kimliktir.

- Biz Türkiye'de yaşayanlar müşterek bir anlayışa, temele sahip miyiz, müşterek bir hedefimiz var mı? Anadolu'yu vatan yapanlar 'biz bidat bilmez Müslümanlarız' diyerek müşterek bir temeli, 'Allah'ım, İslam sancağını yükselt' diyerek bir müşterek bir hedefi gösteriyorlardı!
Anadolu'nun İslamlaşması bir zaruretten, ihtiyaçtan, arayıştan ortaya çıktı. Müslümanlar fetih hareketlerinden sonra görece büyük maddi zenginliğe kavuştular. Bu zenginlik peşinden ataleti getirdi. Emevi ve Abbasi devresi sonrasında İslam anlayışında bir donma başladı. İslam en nihayetinde dünyaya maddi zenginliklerle bezenmiş bir medeniyet algısı için inmemiştir. Türklerin ortaya çıkışını ve misyonlarını, Tuğrul Bey'in Abbasi Halifesi Kaimbiemrillah'ı şii Büveyhoğullarının elinden kurtarıp biat etmesi ve I. Kılıçarslan'ın Haçlıları kırmasıyla izah etmek gerek.

Bugün bir millet bünyesi taşıdığımızı söylemek zor. Zannedersem uzun bir dönem kimlikler üzerinden millet bütünlüğüne ulaşmamız mümkün değil. Maalesef şimdilik İslam kavramı etrafında toparlanma yargısının altı doldurulamayacak. İstiklal Marşı gibi sağlam bir milli mutabakat metnini bile 'ırkçı' diye tanımlayan kişilerin sesleri daha çok çıkıyor. Elimizde kala kala vatan kavramı kaldı!

- Ben bizi bugüne kadar getiren değerleri hatırlatmanın bekamızı kurtaracağını düşündüğüm için Anadolu'da İslam Ruhu'nu yazdım. Bizler Anadolu'da bir nizam teşkil etmişiz, sonra bu nizamdan yüz çevirmişiz ve hala bir arayış içindeyiz. Yani kaderimizi reddederek buraya kadar geldik ve hala reddetmeye devam ediyoruz. Ne zaman kurtuluruz, kaderimizi kabullenmeye başladığımız zaman! Türk Düşüncesinde İslam kitabındaki metinler orada değindiğim ve birbirinden farklı İslam anlayışları, aydınların tavırları kaderimizi nasıl görmezden geldiğimize değiniyor. Akif, Allah'ın lütfuyla bu kaderi yaşadığı ve kabullendiği için 'İstiklal Marşı' gibi bir metni kaleme almıştır. Bu kitaplarla itirazım Türklerin kendi kaderlerinden, tarihlerinden dolayısıyla geleceklerinden kaçmalarına!

Türk milletini en iyi Batılılar tanıyor, onlar Türkiye'nin dünyada kapitalizme Batı anlayışına karşı çıkabilecek yegâne potansiyel sahibi dinamik olduğunu biliyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.