02 Mayıs 2014

Bir Mayıs Değil


İstanbul'da 1921'de ilk defa kitlevi bir gösteri halinde görülen "1 Mayıs" ise yine doğrudan milliyet meselesi ile alakalı. Solcuların üfürdüğü gibi, işgale karşı bir hareket olmakla uzaktan yakından alakası yok. Bir Müslüman'ın sigarasını yakmak için diğer bir Müslüman'dan ateş istediği için cezaya çarptırıldığı işgal İstanbul'unda nasıl oldu da "1 Mayıs" kitlevi bir gösteri haline gelebildi? Kitlevi gösteri dediğimiz de atılan bir kaç slogan, muhtelif bayraklar, söylenen Enternasyonal Marşı ve Kâğıthane’de kuzu ve helva ile biten bir nümayiş. Hiçbir kayıtta işçilerin Türk Bayrağı taşıdığından bahsedilmiyor. Ankara'daki mecliste iki ay evvel “milli marş” olarak kabul edilen "İstiklâl Marşı" zaten umurlarında değil. O günkü “1 Mayıs”ı tertipleyen Türkiye Sosyalist Fırkası'nın İstiklal Harbi ile uzaktan yakından alakası yok. İşgal İstanbul'unda birileri bayram ediyor. İşgal Komutanlığı'nın “1 Mayıs”ı güya yasaklayan ilanının akabinde yarın tramvay seferleri aksayabilir şeklindeki ikazı da dikkate değer. "1 Mayıs" gösterisini tertipleyen Türkiye Sosyalist Fırkası'nın daimi reisi İştirakçi Hilmi'nin İngilizlerle olan ilişkisine de değinelim. İştirakçi Hilmi'nin 1 Mayıs 1921'deki gösteriler için Fransızların elinde bulunan şirketlerdeki işçileri hedef kitle seçtiği ve bu husustaki en büyük destekçisinin İngilizler olduğu da bilindik bir vakıadır. Mesela tramvay şirketi. İstanbul işgal altındayken en çok grevi tramvay işçileri yapmıştır çünkü Tramvay Kumpanyası Fransızların elinde idi. İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı Harrington İştirakçi Hilmi ile ilişkisini ve onu Fransızların öldürtmüş olabileceğinden bahseder. Ve yine milliyet meselesine dönersek o gün için İstanbul'da bulunan "işçi sınıfı" denilen insanların çoğunluğu gayrimüslim idi. Ve o çoğunluğun İşgal İstanbul'unda dokunulmazlığı vardı. İşgal İstanbul'unda alenen cinayet işleyen bir gayrimüslimin -Misak Torlakian vakası meşhur olduğu için burada zikredelim- başına bir şeycik gelmezdi. "1 Mayıs Bayramı" da yaparlar Müslüman işçilerden zorla para da toplarlardı. Ve biz bu gayrimüslim işçilerin mütareke esnasında Müslüman işçilere ne gibi kötülükler yaptığını tam olarak bilmiyoruz. Sadece Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra Şark Şimendiferleri işçileri, İstanbul Tramvay işçileri ve Terkos Tersanesi işçilerinin gayrimüslim amele ve idarecilerinin işten çıkarılmaları için beyanname verdiklerini biliyoruz. Şark şimendiferleri işçilerinin cumhuriyetin ilanından sonraki ilk bir ay içinde işverenlerine verdikleri beyannamenin ilk maddesini de hususen anmak lazım burada;


"Ermeni komitelerine cebren iane toplayan hainlerin, fabrika duvarlarına Konstantin Venizelos’un resimlerini yapıştırıp bunları Türklere öptüreceksiniz diyen küstahların, muhterem kumandanlarımıza hakaret etmiş olan hainlerin zaman kaybetmeden Şark Şimendiferleri Kumpanyasındaki memuriyetlerinden suret-i katiyede uzaklaştırılmaları.”

Yani birileri “1 Mayıs”ı İstanbul'da ilk defa İstanbul işgal altındayken kutladı. Biz o sıra canımızla meşguldük. Dün de mübarek Üç Aylar'a girdik. Bugün “1 Mayıs” değil. Recep ayının ikisi. Ümmet-i Muhammmed'e hayırlı olsun.

Gökhan Göbel

Tamamını okumak için tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.