25 Haziran 2014

"Dinimiz dilimizin, dilimiz dinimizin senedidir."


- Mert Fars dilinde adam demektir. Türkçe mert denilince özü sözü bir kişi anlaşılır. Türk’e göre tüfek icat olunca mertlik bozulmuştur. Fars dilinde sert kelimesinin soğuk anlamına geldiğini Türk umursamaz. Müslüman Türklere göre lâtif olmayan her şey serttir. Dinimiz dilimizin, dilimiz dinimizin senedidir. Biz Türkler neyin sahiden helal, neyin sahiden haram sahasında yer tuttuğunu bilme merakındayızdır. Bizim için gerisi ıvır zıvırdır.

- Türklerin hayatından helâl/haram meselesini ihraç başarısı kazananlar Türkleri ıvır zıvırla keyiflerince oynatma kolaylığı kazandılar. 27 Mayıs 1960 sabahı öncesinde Türklerin evlerinde TV bulunmazdı, ellerinde de mobil telefon yoktu; ama başına ne iş açılmış olursa olsun Türklerin kendilerini her şeylerinden sorumlu hissettikleri sahici bir vatanı ve küfrün yardakçıları onu ne kadar tanınmaz bir şekle büründürmüş olurlarsa olsunlar yalnız Türklere mahsus, yalnız Türklerin ondan istifadeyi tahayyül ettikleri bir Kur’an devleti vardı.

- Bu böyledir diye ömrümün şu son birkaç yılını ağlayıp sızlanarak salya sümük geçirmeğe niyetim yok. Müslüman kelimesini vatan haini olarak algılatan alçakların tafrası karşısında elimden ne geliyorsa geri bırakmayacağım. Dünyada geçireceğim hayatın nihaî demlerini de Türk milliyetçiliğine düşmanlık gösteren herkese öldürücü bir darbe indirme şevkiyle geçirmek için Allah’a dua ediyorum. Vaktimi şikâyetle heba etmeyeceğim.

- Şikâyetçi Nazım HikmetYüreklerin kulakları sağır” demişti. Ben zihnimde böyle bir kanaati sığdıracak yer bulamıyorum. Sağır kulaklı yürek de neymiş? Yok böyle şey. Ne yaşadıysak Türk varlığının yuvasının gayri-Müslim karakterde de kurulabileceğine dair abrakadabra yüzünden açılan yaranın acısıyla yaşadık. Nazım Hikmet CHP’nin hükümet kurma şansını kaybetmesi vesilesiyle ilân edilen aftan yararlanıp hapisten çıktı. Âdemoğlunun bildiği her şeyin bilmek istediğinden ibaret oluşu yüzünden biz insanlar birbirimize yardım edemiyoruz. Yardımın Allah’tan geldiğini kabul etmek çoğunluğun işine gelmiyor. Türk olamayanların Amerikalı olmaktan hiç gocunmadıklarını görüyorum. Halbuki ben bu hususu dilime bir tehlikeyi haber verebilmek beklentisiyle dolamıştım. İkaz etme mevkiine özenişim bir haddini bilmezlikmiş. Ben kim oluyorum? 40 seneye yakın zaman boyunca kulaklarını Allah kelâmına tıkayan, Kur’an-ı Kerîm’i Allah’tan iyi bildikleri görüntüsü vermeğe çalışarak dünyada geçirdikleri müddetçe Peygamber’in Sünnet’ini bilhassa çarpıtma derdinden başka dert taşımayan insanlara bir şeyler anlatmağa çalışmanın utancını yaşıyorum.

- Ne kadar utanç içinde isem o kadar da ümit içindeyim. Siz ne içindesiniz ve sizin içinizde ne var? İçinizde bir gün kıyametin kopacağı, büyük bir ihtimalle de bunun siz dünyadayken vuku bulacağı korkusunu barındırmıyorsanız ve siz iş işten geçmeden bir ahiret azığı tedarik etme endişesi gütmeyen biriyseniz benim sizi Müslüman ve hele mü’min kabul etmemin ne ihtimali kalmıştır, ne imkânı. Eğer sualiniz “Senin beni ne gözle gördüğün, beni ne yerine koyduğun dert mi bana?” şeklini almışsa tedavi yolunu terk etme sevdalısısınız.

İsmet Özel, 21 Haziran 2014
Tamamı için: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.