05 Haziran 2014

Öldükten sonra aksırmak


Kocaeli Kitap Fuarında defalarca konuştum. Bunun bir işe yarayacağını düşünerek yaptım tabii. Bugün geldiğimiz noktada yaptığım konuşmaların hiçbir işe yaramadığını anlamış bulunuyorum. Onun için İsmet Özel’in Kocaeli Kitap Fuarı’nda yaptığı son konuşmaya hoş geldiniz. Konuşmamızın başlığı “ÖLDÜKTEN SONRA AKSIRMAK”. Böyle bir şey olmaz diyeceksiniz. Adam ancak ölmeseydi hapşırırdı. Ama millet olarak, Türk Milleti olarak bizim varlığımız akla sığar bir düzenin gereği ifade edilemez. Türk Milleti’nin varlığını ifade eden bir ibare “öldükten sonra aksırmak”. Bu bilhassa İstiklal Harbimizi dile yansıtmaya çalışan bir ibare. İstiklal Harbimiz öldükten sonra aksırmak şeklinde anlatılabilir. Çünkü İstiklal Harbi’ne giriştiğimiz zaman bütün dünya Türk Milleti’nin öldüğüne inanmış idi. Biz öldükten sonra aksırdık, İstiklal Harbi vererek. İstiklal Harbi vermemize imkân sağlayan hadise de Çanakkale Harbi’dir. Çanakkale Harbi’nin iki bakımdan ehemmiyeti var. Biri, Osmanlı Devleti’nin yok olması ve Avrupa güçlerinin “Şark Meselesi” dedikleri şeyin hal yoluna sokulması için Avrupa’daki büyük siyasi güçler iki usul uyguluyorlardı. Bunlardan bir tanesi Osmanlı tebaası olan gayri Türk unsurların Osmanlı Devleti’ne karşı hareketlerde bulunması, bunların mümkünse Osmanlı Devleti’nden toprak koparması. Böylece şark meselesinin halli kolaylaşacaktı Batılı güçlere göre. Osmanlı Devleti’nin siyasi organizasyon olarak ortadan kalkması ve dünyadaki tesirini gösterememesi için Batılı güçlerden gelen ikinci müdahale, Osmanlı-Rus savaşlarını sayıca ve cesamet bakımından yükseltmek oldu. Yani, yirmiyi aşkın Osmanlı-Rus savaşı vardır. Burada dikkat edeceğimiz husus şudur: Osmanlı Devleti’nin siyasi organizasyon olarak ortadan kalkması için yapılan işlerde, Batının büyük güçleri doğrudan Osmanlı Devleti’yle çatışma halinde değillerdir. Ya içerden yani, Osmanlı Devleti’nin sınırları içindeki unsurlardan bir hareket tezgâhlamış ve yahut Ruslarla Osmanlılar devamlı olarak kapıştırılmış. Bu, şark meselesinin halli için gerekli olan bir şey. Ve burada çok büyük bir mesafe kat ettiklerini düşünüyorlardı 1915 yılında. Artık Türklerin Batı yayılmacılığı karşısında kıllarını kıpırdatacak güçleri olmadığı kanaatiyle ilk defa kendileri geldiler Çanakkale’ye. Yani ne Ruslardı Osmanlıların karşısına çıkan ne de Osmanlı tebaası olan unsurlardı. İngiliz ve Fransız gemileri Çanakkale’yi geçmek üzere geldiler ve bunlar turistik bir gezi yapıyormuş gibi geçeceklerini ümid ediyorlardı. Ama böyle olmadı. İlk defa doğrudan doğruya Türkleri tarihten tard etmek isteyen insanlar Türklerden dayak yedi. Bu, bizim İstiklal Harbi vermemize Milli bir dayanak şekline girdi. Yani, eğer biz Çanakkale’de tesirsiz bırakmamış olsaydık İstiklal Harbine tevessül etmek için güven sahibi de olamayacaktık. Yani, kapitalizmin Türkleri aciz bıraktığına inandığı sırada Türklerin bir şahsiyet iddiasında bulunmaları onların öldükten sonra aksırmalarıdır. Ölmüşlerdi, ama öldükten sonra bir aksırdılar, insanlar şaşırdı. Bu kadar, burada bu iş bitti. Baktılar ki adam öldükten sonra hala aksırıyor o zaman bunu aksıramaz hale getirelim, bir dizi muameleye maruz bırakalım dediler. İnkılaplar dediğimiz şeyler bunlardır. Yani bir daha aksıramasın, aksırıp da bizim ödümüzü koparamasın.

İsmet Özel, 18.05.2014, İzmit
Tamamı için: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.