09 Haziran 2014

"Türk Milleti'nden bahsedişimiz küfür âlemini tesirsiz bırakışındandır."


“Kulluğumuzu yaşamak istiyorsak bu durumdan kurtulmak için gayret sarf etmemiz gerekir. AB kriterlerini, insan haklarını vb. hümanist idealleri hedef kabul eden Müslümanların söylem ve durumlarından bahsetmeye gerek bile yok. Unutulmamalı ki isteklerimiz kim olduğumuzla sıkı sıkıya bağlıdır. Neredeyiz? Türkiye’deyiz. Dar’ul İslâm olan Türkiye. Unutulmamalı ki Türkiye bir İslâm devleti olarak kurulmuştur. Kurulduğunda anayasasına “Türkiye Devletinin dini, dinî İslâm’dır” maddesi eklenmiştir. Biz burayı yani gizlenen, ısrarla üstü örtülen muhtevayı esas alıyoruz. Birileri çıkıp bu maddenin kaldırıldığından dem vuruyorlar. Bu maddenin kaldırılmış durumundaki arızi olan görüntüyü esas alıyorlar. Hangi durumu esas aldığımız, nereye varmak istediğimizle kopmaz bağlara sahiptir.
- Abdülhamit Sağır, İstiklal Marşı Derneği Kahramanmaraş Şube Başkanı

"Şimdi biz tekrar bir kritere müracaat edip kendimize dönebilirsek -ki İstiklal Marşı Derneği’nin iddiası bu kriterin İstiklal Marşı’nda yattığıdır- ve kurulduğumuz günden bugüne kadar neredeyse mısra mısra kelime kelime hep marşımızın bu yönlerini, bu tarihi yönlerini açıklamaya gayret ettik değişik vesilelerle, işte bizim bu sesimize milletimiz kulak verir, belli bir hareket olursa yeniden o asli anlamıyla bir millet oluşumu ve onun da tarih sahnesinde yerini alması mümkün olabilecektir."
- Mehmet Tunçel, İstiklal Marşı Derneği Ankara Şube Başkanı

Türklük, Müslümanlıktan ayrı bir şey olarak zikredilmeye çalışan insanlar mutlaka Müslümanlığın içerisinde münafıklığı yürütebilmeyi düşünmektedirler. Türklükten kaçanların hepsi, Müslümanların münafıkların yuvası haline gelebileceği bir mahiyet halini almasını istiyorlar. Türklük nifaka karşı bir engellemedir. İslam’ın içerisine girebilecek nifaka karşı bir engellemedir. Türklüğün hâkimiyet sahasını buldu dönemlere bakacak olursanız, İslam’daki keskin yani İslam tarihindeki keskin ihtilafların bittiği döneme rastlar. Türklüğün başlamasıyla bütün bu ihtilaflar bitmiştir, yok olmuştur çünkü bu ihtilaflar Kur’an’ın istemediği İslam’ın istemediği bir şeydir ihtilaf kabul edilebilir bir şey değildir. Türklük sebebiyle ihtilaflar ve nifak bitmiştir.”
- Behçet Sabahattin Doğru, İstiklal Marşı Derneği Konya Şubesi

“İslamcılık ve Türkçülük hatta işte Tanzimat’tan sonra çıkan diğer iki akım da dâhil Osmanlıcılık ve Batıcılık, başlı başına devleti kurtarma hareketleriydi. Ama İstiklâl Marşı, doğrudan doğruya Türk milletinin kendi başının çaresine baktığının ve bakacağının resmidir. Mesela İstiklâl Marşı'nda “medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar” diye bir mısra var. Bu dört akım için de yani İslamcılık, Osmanlıcılık, Batıcılık, Türkçülük, medeniyet en müspet şey idi. Cumhuriyet’ten sonra da cumhuriyet idaresi, İstiklâl Marşı’nın en çok “Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar” mısraına cephe almıştır ve alenen de bunu ikrar etmişlerdir. Yani zaten bir yanda “muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak” lafı bir yanda İstiklâl Marşı’ndaki “Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar "mısraı. Bunların yanyana olması tabii ki birilerini rahatsız etti ve o günden bugüne defaatle İstiklâl Marşı’nı değiştirmek istediler. 1925’te ilk olarak böyle bir girişimde bulundular."
- Gökhan Göbel, İstiklal Marşı Derneği İstanbul Şube Sekreteri


Bugün bütün Dünya’da bir küfür hâkimiyeti var ve Türkiye’yi idare eden insanların bir kısmı değil tamamı, bu hâkimiyeti kaçınılmaz, vazgeçilmez hatta çoğu zaman memnuniyet verici sayıyorlar. Yani “Dünya’da İslâm’ın, insanın şerefini ifade eden bir ahlâk olduğunu göstermenin imkânı yoktur” diye yaşıyor insanlar. Bunu anlamanız için şunu söyleyeyim. Bir hafız ya da çok iyi Kur’an okuyan birisi Amerika Birleşik Devletleri’nin Beyaz Sarayı’na Kur’an okumak üzere davet edildiğinde bunu reddeder mi reddetmez mi? Reddetmez değil mi? İşte Türkiye’de ve dünyada Müslümanlar bu halde. Bu halin sona ermesi, yani İslâm’ın insanın şerefini ifade eden “namus” olduğunun bilinmesi, “ahlak” olduğunun bilinmesi… Bu helâl-haram ayrımı yapmakla alakalıdır. Biz helal lokma peşinde miyiz? Biz çocuklarımız helâl kazançla mı büyütüyoruz? Biz Müslüman olarak ölmeyi kazanç sayıyor muyuz? Mesele bundan ibarettir. Eğer böyle bir derdimiz varsa, bu derdin devası saklı gizli değil. Yani kâfir hâkimiyeti var dünyada. Ve biz bu kâfir hâkimiyetini yok edebilecek “Türk Milliyetçisi” tutumunu İstiklal Marşı’nın kırk bir mısraından temin edebiliyoruz. Çünkü İstiklâl Marşı’nın kendisi İslam’ın yok edilmesi tehlikesi karşısında doğmuş bir metindir. İstiklâl Marşı Derneği de doğrudan doğruya İstiklâl Marşı’nın yazılma gayesine kenetli, ondan başka gaye gütmeyen bir teşkilat olmak zorundaydı. Yani burada bilhassa dikkat çekmek istediğim şey, hayatımızın tehlikede olmadığı. Ben bunu otuz sene önce yazdım: “Hayatımız tehlikede değil, tehlike hayatımızdadır”. İnsanlar dünyada bütün kâfirlerin de şükranla yad edeceği bir yaşama biçiminin, sadece Türkiye’de doğabileceğini biliyorlar. Hindistan’da, Çin’de, Bolivya’da, Arjantin’de, Rusya’da, İtalya’da, Kenya’da bunun olmasına imkân yok. Bunun olmasına imkân olmadığı çok kolaylıkla gösterilebilinir. Ve bunun sadece Türkiye’de olabileceğini de çok kolaylıkla gösterebiliriz. Biz, eğer Cumhuriyet’in ilanından itibaren, millet hayatının İkinci Hicret düsturlarına göre yürütüleceği fikrini sıkı tutmuş olsaydık, sağlam kabul etmiş olsaydık bu olacaktı. Bu fikir mümkün müydü? Evet, 27 Mayıs 1960 sabahına kadar bu fikir imkân dâhilindeydi... Biz “Türk Milliyetçiliği” derken, kanlı canlı Müslüman’dan bahsetmiş oluyoruz. Milliyetçiliğin dünyadaki serencamı hassaten konuşulması gereken bir şeydir. Yani mesela “Polonya milliyetçilisi" ile "Alman milliyetçilisi” aynı şey değildir. “Amerikan milliyetçisi” ile “Çin milliyetçisi” aynı şey değildir. Bunları bilhassa anlamamız lazım. Yani küfür âleminde de milliyetçilikten ne kastedildiğini yerli yerince anlamamız lazım. Ama bugün Türkiye’de bizi ilgilendiren şey, şu anda bütün insanlığı zulüm altında inleten bir “iktidar odağı”, bir “hükümranlık sistemi” yürürlükte ise, bunu tesirsiz bırakabilecek, bunun gücünün yetmediği yeri gösterebilecek bir hazırlığın devreye sokulması lazım. Bu da tabii ki bizim yapabileceğimiz bir şeydir. Bugün bunu dünyada Türklerden başka kim yapabilir? Kimse yapamaz."
- İsmet Özel, İstiklal Marşı Derneği Genel Başkanı

24 Mayıs 2014, Emet
Panelin video kaydıhttp://vimeo.com/97420334

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.