10 Temmuz 2014

Benim Ramazanım: Ömer Tuğrul İnançer



- Teferruatsız hayat düşünülemez. Gözlüğün camı, esas olandır. Çerçeve teferruattır. Ama çerçevesiz gözlük düşünülebilir mi? Dolayısıyla teferruatsız hayat da düşünülemez.

- İslam, yaşamaktır. Onun için laik düşünceye İslam'da yer yoktur.

- Camide tekkede derviş, dışarıda keşiş hayatı yaşamaktayız. Farkında mıyız acaba? Hayatta cami duvarları arasına, evde seccade üstüne, zaman olarak da Ramazan-ı Şerife ve bazı mübarek gün ve gecelere hapsedilmiş bir din anlayışı İslam'la asla bağdaşmaz.

- Hadis var: "Öyle namaz kılanlar vardır ki, yalnızca yanlarına yorgunluk kâr kalır. Öyle oruç tutanlar vardır ki, yalnızca yanlarına açlık kâr kalır.". Allah o halden cümlemizi muhafaza buyursun.

- Cami babanın evi mi ki oradan çocuğu kovalıyorsun? Kimine evinden kimi kovuyorsun? Oynasın. "Efendim cam kırar"... E sokakta çocuklar top oynuyor, onlar camı kırdığı zaman oluyor da camide oynarken de kırsın, yaptırıverirsin ne olacak, bir cam taktırmak ne olacak? O çocuğu camiden uzaklaştırmak mı pahalı, cam takmak mı pahalı? Efendim? Arz edebiliyor muyum? Çocuklar toplarını da cami avlusunda oynamalıdırlar. Dertlerini de zevklerini de camide yaşamalılar. İslam terbiyesi bunu gerektirir.

- Adamlık, Muhammed Mustafa'dan öğrenilir. Ondan başkasını kendilerine örnek alanlar, lider seçenler, önder seçenler, ondan başkasının peşinden gidenler, hüsrana uğramaya mecbur ve mahkumdurlar.

- Fahr-i Kainat (s.a.v) saadetle buyuruyorlar ki, "Bir mümin, Ramazan-ı Şerif geliyor, geldi diye sevinse, nara müstahak bile olsa cennet ehlinden olur."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.