18 Ağustos 2014

Turgut Cansever: "Dünyada Osmanlı mahalle teşkilâtının yok edilmediği tek noktaydı Arnavutluk."

Berat ve Ergiri (Gjirokastra), Osmanlı dönemine ait mimari özellikleri
hâlâ sürdüren örnekler arasındadır.
Arnavutluk'ta Enver Hoca iktidarı ele geçirdiğinde Osmanlı mahalle teşkilâtı henüz feshedilmemişti. Dünyada Osmanlı mahalle teşkilâtının yok edilmediği tek noktaydı Arnavutluk. Enver Hoca bakıyor ki, halk burada kendi kendisini idare ediyor. Halbuki Komünist teoriye göre iki asır işçi sınıfı diktatoryası olacak, iki asır sonra halk kendi kendini idare edecekti.

Bu mahallî teşkilât Arnavutluk'a ikide bir hakim olmak isteyen İtalyanların dikkatini çekiyor, özellikle İtalyan Komünist Partisi'nin. Bu parti Arnavutluk'taki Osmanlı mahalle teşkilâtını araştırıyor ve seçim kazandığı bölgelerde uygulamaya koyuyor. İtalya'da insanların kendi mahalle ve sokaklarıyla ilgili söz söylemeleri müthiş etki yapıyor. Bu arada Boston'da bütün dünyanın ilgisini çeken önemli bir hadise yaşanıyor. Federal hükûmet tarım alanlarından geçen bir karayolu şebekesi kurmak istiyor Boston'da. Bunun farkına varan köylüler karşı çıkıyorlar. Bu çok radikal bir hareket haline geliyor. Bunun üzerine karayolları merkezî teşkîlatı bir geniş araştırmacı ve bilim adamı grubunu konuyu incelemek üzere Arnavutluk'a gönderiyor. Bunlar 1 - 1,5 sene köylülerin nelere itiraz ettiklerini araştırıyor ve görüyorlar ki, köylüler tamamen haklı. Yani merkezî inceleme ve karar mekanizmalarının masada aldıkları kararların mahallî gerçeğe erişmesine imkân olmadığı deneyle ortaya çıkıyor. Boston vakası İtalyan şehirlerinde halkın karar sistemine katılmasını gündeme getiriyor ve bu, İtalyan Komünist Partisi'ne itibar kazandırıyor. Onlar da buradan hareketle mahallî seçimlerde bütün italyan şehirlerinin %80'ini kazanıyor. Beraberinde insan ve toplum lehine bir uygulama olması nedeniyle Mukaddes İttifak denilen Hristiyan Demokratlarla Komünistler arasında bir ittifak oluşturuluyor. Bu olayı Avrupa Konseyi toplantılarında iki cepheden dinleme fırsatını buldum. Şimdi, alınacak kararlarda halkın katılımını sağlamak, çözümü oldukça kolaylaştıracaktır.

Buradan İstanbul'a geçmek istiyorum. İstanbul'a gelecek nüfus, henüz gelmeden durdurulmalı. İstanbul'un fethinden 30-40 sene sonra nüfus 500 bine ulaşıyor. 1840'a kadar değişmiyor. Çünkü insanların bir arada olmalarının en verimli olduğu bir yoğunluk düzeyi var. Bu yoğunluk düzeyini geçerseniz insanca yaşama şartları yok oluyor. Bunu altına inerseniz, bu defa insanlar arası münasebetin verimli yoğunluğu sona eriyor veya azalıyor. Dolayısıyla Osmanlılar İstanbul'u bu yoğunlukta kuruyor ve yıldız kümesi şeklindeki yapıyı dört asır devam ettiriyor.

Turgut Cansever, Kubbeyi Yere Koymamak
Osmanlı Şehirciliği, Röportaj: Selman Tan - Refik Tuzcuoğlu, s. 146
İz Yayınları, Birinci Baskı, İstanbul, 1997

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.