29 Ağustos 2014

Türk değilim demek suç mu, günah mı, cürüm mü, kabahat mi? (I)


Beğenmedi AKP “Türküm, doğruyum, çalışkanım” denilmesini. Bunu beğenmemekten terfi bekledi. Makamını koruyabilmek için on üç yıl lisan-ı hal ile şunları söyledi: Türk değilim, sahtekârlığın her türlüsüne açığım, emeğimi yağmalamanın her tarzını kaygan zeminlerde kazanca dönüştürmeğe hasrettim. İstiklâl Marşı Derneği Türk değilim demenin prim yaptığı bu zamanın son yedi yılında faaliyet halindeydi. “Ben Türk değilim; ama bu topraklarda benim de hakkım var” diyen her kimse onların havalarını alması için İstiklâl Marşı Derneği bir farz-ı kifayeyi yerine getirmek üzere kurulmuştu. Yedi sene boyunca AKP artan bütün yobazlığının yanı sıra İstiklâl Marşı Derneği’ni Türk milletine kenetleyecek vasıtaları ortadan kaldırmakla meşgul oldu. Bu meşguliyet bu yazıyı okuyan sizleri de sarmış olabilir, AKP’ye bir yerinizle yaranmak için beni, ben İsmet Özel’i sevmekten imtina ediyor olabilirsiniz. Şu veya bu sebepten, şu veya bu tarafımla beni sevginize değer bulmayacaksanız noksanlıkla malul olduğunuzu haber vereyim. Bilin ki, ben ne oldumsa, sizin sevgisizliğinizin benim olduğum şeyde herhangi bir payı veya katkısı yoktu. Şimdilerde bilhassa ve hassaten Türk oluşum sizin sevme hissinizin bana ulaşmasına engel teşkil ediyor olabilir. Hissiyatınızdaki isabeti teslim ederim. Zira ben, Türk değilim diyen herkese hamlık atfederim. Mescid-i Dırar yıkıldığından beri Türkleşmemek Allah’ın müminlere bahşettiği olgunluğa erememektir. Bu kaknem itikadınızla beni beğenmenizi ummuyorum zaten.

Hangi sebeple olursa olsun beni beğenmeyen bana küçük kızını vermez, olur biter. Sizin beni beğenip beğenmediğiniz aramızdaki arızî iştir. Zaten gönül işlerinin hep arızî ve hep arızalı olduğundan dikkati esirgememek lâzım. Gelin görün ki, madalyonun bir diğer tarafı bulunuyor: Bakalım ben sizi beğeniyor muyum? Benim sizi beğenip beğenmemem gönül işi sayılmaz. O giderek bir iş bile sayılmaz; o bütün boyutlarıyla benim “millî mesele” katındaki meşguliyetimdir. Ben sizlerin, siz okurlarımın küçük kızına değil, ülkemi, Türkiye’yi anlıyorum deme cesaretinize talibim. Bu okuduğunuz son cümle sayesinde fehm etmiş olmalısınız ki, Türkiye’yi anlamak cesaret ister. Yağmacının biriyseniz, bilin ki, yağmacılık Türkiye’yi anlama gücüne erme bahsinde size fayda vermez. Hazıra konanlardan biriyseniz, hazıra konduklarınız sizi Türkiye’yi anlayabilir hale sokmaz. Tavsiyem beklentisiz beklemeği öğrenmeniz olur. İçinize Türkiye’yi anlama isteğinin doğmasını bekleyin. Bakın ben, bunca kışkırtmamın fayda vermediğini göre göre yine de bekliyorum. Genç yaşımdan itibaren hiç fasıla vermeden, nazım ve nesir kıyafetinde yazdıklarım vasıtasıyla okurlarımı tahrike yeltendim. Onları bana erkenden sezdirilen ufku fark etmeleri hususunda kışkırttım. Neler yazdığımı şimdiye kadar umursayan biri çıkmış olsaydı, güttüğüm gaye, muradımın ne olduğu ammeye ayan edilecekti.

İsmet Özel, 28 Ağustos 2014
Tamamı için: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.