05 Eylül 2014

İstiklâl Harbi'nden: Bu Türk'te bu hamiyet nedir?



Bu yollarda giderken mühimmat nakleden kağnılara rast gelirdim. Bir kağnı 2 büyük top mermisi nakledebiliyor. Yağmur var, ihtiyar bir köylü paltosunu çıkarmış. Mermileri örtmüş kendisi sırılsıklam. Şu mübarek Türk, mermiyi canından ziyade düşünüyor. Kastamonu'da bir şeyi hikaye ettiler. Cephane gelmiş kağnıları toplamışlar. Bir kadın da sırtında birkaç aylık çocuğu ve kağnısıyla gelmiş. Herkes acımış, kadın sen köyüne git demişler. Kadın ağlamış. Bırakın, bunun babası gavurun karşısında öldü. Oraya cephane taşıyayım. Ben de bu uğurda öleyim demiş. Gözlerimden yaş geldi. Bu Türk'te bu hamiyet nedir?

Milli harekette bu menkıbeler binlercedir. Birisi toplayıp yazsa. Sonra Mustafa Kemal her şeyi kendi yapmış oluyor. Çamurda, kar kıyamette bu Türkler bu yolu bin kere geçmişlerdir.

Kaçakçı Trabzonlular ve Rizeliler o küçük motorlarıyla milli harekete büyük hizmetler etmişlerdir. Rusya'dan aldığımız silah ve cephaneyi 24 saatte Sakarya ağızlarına çıkarıyorlardı. Bunlar olmasa bu nakliyat yapılamazdı. Mustafa Kemal Nutkunda bunlardan hiç bahsetmiyor. Bütün şerefleri kendine alıyor.

Herkesin hakkı verilmelidir. Milli kıyam ve milleti kurtarmak adına nice kellesini koltuğuna alarak çalışmış adamlar var. Bunların bir hatırasını bile yad etmeyip, onların kanları pahasına aldıkları şerefleri bir adam kâmilen (bütünüyle) kendine alıyor. Hem de bir katre bile kanını zayi etmeden. Alçak dünya. Sende neler oluyor!

Rıza Nur
Türkiye Cumhuriyeti'nin İlk Maarif Vekili (Milli Eğitim Bakanı)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.