17 Eylül 2014

Kitap Yayınevi'nden yeni kitaplar



Girit Adası, Venedik egemenliğinden çok önce Doğu Akdeniz’de farklı medeniyetlerin temel özelliklerine sahip, Osmanlı yönetimi boyunca da süren kendine has bir yaşam tarzı yaratmıştı. Bu kitap Osmanlı Girit’inin “bağımsız Girit”e dönüşümünü inceliyor. 1896 ve 1897 Girit isyanlarının adadaki iç dinamikleri değiştirdiğini, yerel yapının dönüşümüne, Osmanlı Girit’inde muhtariyet idaresinin kurulmasına ve daha sonra adanın Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılmasına zemin hazırladığını iddia ediyor. Bu kitap, Osmanlı Girit’indeki gelişmelerin benzersiz olduğunu iddia eden mevcut literatürden farklı olarak, adadaki bir arada yaşama geleneği ile bu durumun değişmesine yol açan şiddeti 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu bağlamında anlamak gerektiğini öne sürüyor. Başka bir deyişle, 1896 ve 1897 Girit isyanları ve Osmanlı Girit’indeki cemaatler arası ilişkiler hem yerel, hem de emperyal dinamiklerin dikkate alındığı birleştirici bir yaklaşımla inceleniyor. Diğer çok-etnili imparatorluklarda olduğu gibi, Osmanlı İmparatorluğu’nda da Müslümanlar ve gayrimüslimler ekonomik, sosyal ve siyasi çıkarlarve amaçlar nedeniyle yan yana yaşamışlardı. Osmanlı Girit’indeki cemaatler arası ilişkilerin hem benzersiz, hem de daha geniş bir dünyanın parçası olduğunu hatırlamak önemlidir. Bu yaklaşım, Girit toplumunun dinamiklerini anlamamıza, Giritli Hıristiyanların nasıl siyasallaştıkları ve milliyetçileştiklerini sorgulamamıza ve aynı zamanda Girit isyanlarının temelinde yatan daha kapsamlı nedenleri iyi değerlendirmemize olanak tanımaktadır. 19. yüzyılın sonunda Doğu Akdeniz önemli siyasi ve sosyoekonomik dönüşümlere tanık olmuştu. Bu bağlamda, yalnızca Müslüman ve Hıristiyan cemaatler arasındaki dinamik ilişkiler için değil, aynı zamanda uygarlık tarihi boyunca Hıristiyanlık, İslam, imparatorluklar ve ulus-devletlerin etkinleştiği ve kesiştiği bir yer olarak Doğu Akdeniz bölgesindeki önemli temaları da anlamak için Osmanlı Girit’indeki uzlaşma ve çatışmalara ışık tutmakta yarar var. Pınar Şenışık Doğuş Üniversitesi, İnsan ve Toplum Bilimleri Birimi öğretim üyesi.

Girit, Siyaset ve İsyan 1895-1898
Pınar Şenışık
303 sayfa, 25.-TL 


Osmanlı Devleti’nin 19. yy.daki reformları bağlamında en sık adı anılan belgelerden biri 1839 Gülhane Hatt-ı Hümayunu’dur ve bu belgede en çok üzerinde durulan konulardan biri de ordu teşkilâtıdır. Ordudaki reformların, yalnız Gülhane fermanında değil, genel olarak Osmanlı Devleti’nin reform politikasının gelişiminde de önemli bir yeri vardır. Bundan dolayı Osmanlı ordusundaki reformların ideolojik temellerinin analizi, 19. yy.da Osmanlı Devleti’nin düşünsel oluşumu hakkında önemli açıklamalar getirir. Bu araştırmanın amacı, Osmanlı Devleti’nde 1826–1856 yılları arasında askerlik görevinin genel bir yükümlülük haline getirilmesi konusundaki tartışmaları gözler önüne sermektir. Araştırmamın konusu, 1826 ile 1856 yılları arasındaki askerî reform tartışmalarına egemen olan üç büyük soru demetidir: 1) Yeniçerilerin lağvedilmesinin meşrulaştırılması ve sürekli hazır bulundurulan, belli esaslara uygun biçimde eğitilmiş (maaşlı) ordunun oluşturulması. 2) Teorik olarak gönüllü paralı askerlerden oluşan bir ordunun giderek zorunlu askerlik yükümlülüğünü yerine getiren erlerden oluşan bir ordu haline dönüştürülmesi. Bu gelişme sırasında atılan en önemli iki adımdan biri, başlangıçta yedek birlikler olarak tasarlanan Redif birliklerinin kurulması, diğeri de Müslüman tebaa arasından seçilecek erlerin kur’a usulü ile belirlenmesidir. 3) Osmanlı ordusunda Gayrimüslimlerin oynadığı rol… Cihattan Vatan Savunmasına, Osmanlı hükümetinde bulunan görevlilerin o kadar önemli kararlara varan tartışmalarını inceleyip tartışanların ideolojik düşüncelerini ve devlet anlayışını çözümlüyor. Kitap aynı zaman resmi fermanların ve kanunnamelerin dilini inceleyerek bu tür belgelerin, bazen geleneksel doğulu ahlakına veya dini temellere bazen yeni doğan milliyetçiliğe oturmuş olduğunu gösteriyor. Cihattan Vatan Savunmasına yalnızca Osmanlı askeri tarihi değil genellikle Osmanlı reform döneminin düşünce tarihi alanında önemli bir kitap. Tobias Heinzelmann Freiburg ve Heidelberg'de İslam tarihi ve kültürü ve sanat tarihi dallarında öğrenim gördü. 1999'dan beri Zürih Üniversitesinde öğretim görevlisi. Elinizde bulunan yayından başka Kitap Yayınevi’nden çıkmış olan Osmanlı Karikatüründe Balkan Sorunu 1908-1914 adlı bir kitabı var.

Cihaddan Vatan Savunmasına
Osmanlı İmparatorluğunda Genel Askerlik Yükümlülüğü 1826-1856
Tobias Heinzalmann
Çeviri : Türkis Noyan
376 sayfa, 30,-TL 


Bundan tam doksan dört yıl önce, harika bir nisan sabahı, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında, bir yarımadanın üzerindeki bir tepede iki davetsiz misafir vardı. Karanın içerlerindeki bir görüntüyü seyre dalmışlardı. Bulundukları yeri, gecenin karanlığında denizden çıkarma yaparak istila etmişlerdi. Arkalarındaki su, kendileri gibi adamları karaya çıkaran küçük teknelerle doluydu. Bu adamlar buraya, dünyanın öte ucundaki memleketlerinden, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelmişlerdi. Bu tepenin, yani Kanlısırt’ın üstü düzdü ama tam da değil. Kenarları yavaşça alçalıp, oradaki Osmanlı topçusunun gözcülerine, hedeflerini yani, hayatlarında ilk kez bir muharebe görecek olan birkaç bin delikanlıyı görmeye yetecek kadar bir aralık bıraktıktan sonra, daha içteki öteki bayırla birleşiyordu. Bu delikanlılar, çıplak karaya çok kısa bir süre önce alelacele çıkarılmış Avustralya piyadeleriydi. Sarp bir arazide, çamurlara bata çıka kumsaldan yukarı doğru hızla tırmandıklarından dolayı yorgun, ama yine de neşeliydiler, çünkü daha savaşın ne demek olduğunu bilmiyorlardı. Yere uzanmış olan askerler, subaylarının dikkatini çeken şeyin ne olduğunu göremiyorlardı. Bu, iki taburdan oluşan ve gelenleri öldürmek üzere metodik bir yayılma hazırlığı içinde olan iki bin kişilik bir Osmanlı piyade alayıydı. Artık bir kilometreden daha yakına gelmiş olan düşman, onlar ilerledikçe, tepenin doğu ayağının kımıltısız derinliklerine gömülüp görünmez oluyordu. Binbaşı John Partridge ara sıra bakıyor ve onların düzenli bir biçimde, uygun aralıklarla sıraya girmiş partiler halinde ilerlediklerini görüyordu. İşlerinin ehli adamlara benziyorlardı. Yüzbaşı John Dougall gelip hayranlıkla ve sanki alelade bir konuşma yaparcasına, bu kadar iyi yayıldıklarına göre gelen düşmanın muvazzaflar olması gerektiğine işaret etti. Binbaşı Duncan Glasfurd söze karışıp ötekilerin de aklından geçeni dile getirdi: acaba kendi adamları da muvazzaflar gibi davranabilecek miydi? Ancak sorusuna herhangi bir cevap gelmedi, çünkü o sırada artık saldırı başlamış bulunuyordu ve hepsinin de, öyle durup belirsiz bir konuda tahmin yürütmektense yapmaları gereken çok daha önemli işleri vardı. Zaten cevap, kısa süre sonra açık bir şekilde ortaya çıkacaktı… Peter Williams, Charles Darwin Üniversitesi’nde öğretim üyesi.

Çanakkale Savaşı
Kanlısırt Muharebesi 25 Nisan 1915
Peter Williams
Çeviri : Zühal Bilgin
251 sayfa , 25,-TL 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.