26 Eylül 2014

Sezai Karakoç: "İran-Türkiye-Suriye çatışması büyük bir tuzaktır."


Şimdi Batı bize diyor ki, Suriye'de kötü bir yönetim var. Orada halk ile devlet arasında problem var, masum insanlar ölüyor. Bu işi siz halledin, siz çözün, insanların ölümünü seyir mi edeceksiniz? Şüphesiz Müslümanlar asla seyir etmez, ama bu meselenin çözümü silahla olmaz. O yönetimi uyaracak olan kılıç değil kalemdir. Çünkü kılıç ile girdiğiniz taktirde halk ile karşı karşıya gelecek ve siz yine masumları öldürmek zorunda kalacaksınız. Aynı o devletin yaptığını siz yapmış olacaksınız. İşte bu size kurulmuş bir tuzaktır.

Çözümün sadece silah ve kılıç olduğu doğru değildir. Daima ondan daha güçlü olan bir çözüm vardır ve o çözüm fikirdir. Kılıç dahi fikrin emrindedir. Aksi halde zarar verir.

Bugün Türkiye çok büyük bir tehdit ile karşı karşıyadır. Şimdiye kadar Müslümanların başına gelen zulümlerde hiçbir zaman Batı Türkiye'ye gel sen buna karış dememişti. Tam tersine kendisi işgal ettikten sonra, gel bize destek gücü ver demişti. Afganistan'da Bosna'da böyle oldu. Katliamlar olurken bizi sokmadılar, katliamlar oldu, bitti kendileri girdiler ve destek için çağırdılar.

Suriye’ye bizim öncümüz olarak girin diyorlar. Libya’da da beraber gidelim demişlerdi. Dikkat ederseniz Libya’dan hiçbir haber yok, sanki kaybolmuş bir ülke gibi. En ufak bir haber dahi yok. Oysa Libya işgal edildi. Bu işgalde hemen petrol bölgeleri ele geçirildi. Amaç gerçekleştikten sonra halk neyle karşı karşıya, ne oldu, ne bitti bir haber alamıyoruz. Çünkü haber kaynakları da Batı’nın bir vasıtası, hatta savaş aracıdır. İslâm Âlemi’ni barıştırmak için kalem devrede değildir. Sadece siyasi müzakereler, bir de gücünüz varsa eğer, o güç devrededir. Hâlbuki İslâm Âlemi’nde şu anda boşlukta olan bir alan var. O alan fikir insanının, kalem sahibi insanın etkinliğidir. Var olan da ancak ülkelerin içlerinde sınırlı kalmaktadır. Hâlbuki fikrin ve kalemin İslâm Âlemi’ne şamil olması lazımdır. Ve onların sözünün hükümetler üzerinde de büyük etki yapması lazımdır.

Fakat ne yazık ki bugün tam tersine kalemler hükümetlerin emrindedir. Batının da muhalefetin de emrinde olanlar vardır ama pozitif olanları kastediyorum, bunlar da hükümetin emrindedir. Hakk'ın doğrunun emrinde olan, bağımsız olarak İslam ülkelerinin tümünün menfaatinin, tümünün çıkarının ve geleceğinin emrinde olan kalem istiyorum ben. Bilgi istiyorum. Bu boşluk var. Bu boşluğu kim dolduruyor. Onu Batı medyası, Batı düşüncesi, Batı ajansları dolduruyor. Bu sebepledir ki öncelik İslam aydınlarının öne çıkması ve adeta bir örgütleniş içinde olup bir araya gelmeleridir. Ve zaman zaman İslam Âlemi'nin durumunu gözden geçirip verdikleri kararları da uygulamalılar. Hükümetler üstü, devletler üstü güçleri olması lazımdır. Bunun sağlanma yolu umumi bir hareketten geçer. Bugün her İslam ülkesinde bu tarz hareketler vardır ancak bu hareketler yerel kalmışlardır.

Bugün Türkiye ile İran’ı, Suriye’yi çarpıştırmak istiyorlar. Çok açık. Eğer bu oyuna gelirlerse, Suriye de, Türkiye de, İran da mahvolacaktır. Bunun arkası da tüm İslâm âleminin istilasıdır.

Sezai Karakoç, 7 Nisan 2012
Tamamı için: Yüce Diriliş Partisi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.