02 Eylül 2014

Türk değilim demek suç mu, günah mı, cürüm mü, kabahat mi? (II)


- Onların kafasını meşgul eden sual “Amerika bu işe müsaade eder mi?” veya “Amerika bu işin ne kadarına müsaade eder?” sualidir. Bir kontrol mekanizmasının kaçınılmaz ve giderek zaruri olduğuna inananlara Türkiye’deki Amerika iki perspektif sunuyor: Hayata soldan bakanlar Amerika’nın Türkiye ile ilgili aldığı kararların Avrupa ülkelerine tahsis edilen yere uygun şekilde alınmasını bekliyor. Hayata bakışı sağda ve sağcılıkta kalmış olanlar ise Amerika’nın Asya ve Afrika halkları için biçtiği fistanlardan birini kendi üzerine uydurmağa çabalıyor.

- Türkiye nasıl oldu da bir Muz Cumhuriyeti dahi olamadan, süratle bir Sucuk Cumhuriyeti haline geliverdi? İyice mıncıkladı Türkiye’yi küfür sistemi önce. Buna Lâle Devrinden beri batılılaşma veya bâtıllaşma diyoruz. Hamule daha sonra Meşrutiyetler eliyle bağırsağa dolduruldu. Nihayetinde Türkiye ülkesi ve milletiyle medeniyet güneşinin, fenni servet rüzgârının, laiklik rutubetinin insafına terkedildi. Şimdi artık lezzetle yenilen Türkiye Cumhuriyeti ne kadar sucuk olabildiyse o kadar mücavir eşyaya baskın çıkan bir kokuya da sahip.

İslâm bu ülkede hiçbir zaman ve hiçbir çevrede bir itikadî zenginlik olarak yaşanmadı. Türkiye’nin beşeri florası ve beşerî faunası ot olarak veya it olarak ömrünü Dünya Sistemi sayfasının kenar boşluğunda tüketti, tüketiyor.

- İstiklâl Marşı’nın meşgul ve meşbu kıldığı müminler, ne berikilerdendir, ne de ötekilerden. Bizler rahat adı verilen şeyin dünyada bulunmadığı bize haber verildiği için rahatımızı aramadık. Vazifemiz sebat idi. Sadıklardan olma ve öyle kalma derdindeyiz. Allah’a İslâm’ın değirmeninin döndüğü yerden ayrılmama sözü verdik. Ne sebepten olursa olsun ye’se düşmek bize haram. Küfre rıza göstermenin yolunun ye’se düşmekten geçtiğini biliriz. Harama vardığı bariz olan yolların haram olduğunu da biliriz.

Sadece ve yalnızca Allah’ın öğrettiğine bilme, biliş, bilgi diyenlerdeniz. Allah’ın öğrettiğinden başkasını (ötesini veya berisini) bildiği iddiasında bulunan her kim ise gider aldatıcılar ve aldanıcılar arasındaki yerini alır.

- Ülkemizin idaresinde keyfi olan ve zaruri olan birbirlerinin sırtını keseliyor. Keyfin kimin keyfi olduğu, kimin zaruretinin giderildiği umursanmıyor. Bu aldırışsızlığa binaen Türkiye’de bir şeyleri hiç anlamamış ve asla anlayamayacak olan ve şahsiyet itibariyle iflâs etmiş kim varsa kolayca etki ve yetki sahibi kılığına sokuluyor. Küfrün bu pervasızlığına mukabil niçin biz Türkler üzerimizde gerçekleştirilen ameliyelerin hesabını sorma hazırlığına koyulmuyoruz? Ne sebeple ve ne umarak Borné’lerin, Raté’lerin, Prosaique kafaların dünya hayatının içine ettiklerinin lezzetiyle meşgul oluyoruz?

Dünyada garip bir yolcu gibi olması teklif edilenlerin şerefleridir benim Kur’an-ı Kerîm’in nazil oluş şartlarını Türkiye Cumhuriyeti’nin doğuş şartlarıyla aynılaştırmama sebep olan.

İsmet Özel, 2 Eylül 2014
Tamamı için: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.