06 Kasım 2014

İsmet Özel: “Ahlâk bütünlüğü derdi” ne demeğe geliyor?


- Türklerin Allah tarafından dokusu şiirli bir malzemeyle diğer milletlerden üstün olarak yaratıldığının vesikasına ahlâk bütünlüğü derdi diyoruz. Ahlâkı tamamlamak üzere gönderilen peygamberin Rasul-i Ekrem olduğundan haberi olmayan her kim ise bu derdin neye taalluk ettiğinden de haberi hiç olmayacak.

- Bilelim ki ahlâk kelimesinin bize öğrettiği ne etik, ne de moraldir. Ahlâk kelimesi bize Yaratan (halk eden, hâlik) ile yaratılan (mahlûk) arasındaki münasebetin istikametini işaret eder. Hangi tarafa gidiyoruz? Yönümüz insan olarak mevcudiyetimizin maddesini ahlâkın teşkil ettiğini de belli eder. Âdem henüz balçıkla beden arasında iken “Hakikat-i Muhammedî” yaratıldı, yani (Müslîm veya gayri-Müslîm) insan ahlâkının bütünlüğü.

- Dünyadaki günlerini ahlâkını bütünleme çabasıyla geçirenler, kimiz biz? Çabamız bir kavme mensubiyetin, bir ırkın vasıflarını taşımanın, bir kültürün şuuruna varmanın gereği midir? Hayır. Türkleri Türk yapan dert sadece kendilerine, her Türkün bizzat kendine mahsus o derttir. Dünyanın büründüğü hale dair dert ve hele de dünya sisteminin derdi Türklerin derdi değildir. Birisi kalkıp “Yaptığımdan sadece Türkler değil bütün insanlık istifade edecektir” diyerek kendine bir mevki ve bir vakit ayarlama durumuna düşmüşse küfre girmiştir. Çünkü Türk bilinmek hadisesi (Buna isterseniz Türklerin tarih sahnesine çıkması da diyebilirsiniz) Allah katındaki ahlâk bütünlüğüne dâhil olunup olunmadığına dair bir dert çektiği, bütün hareketlerini böyle bir endişenin eşliğinde gerçekleştirdiği fark edilenlerin maruz bırakıldığı bir hadiseden ibarettir. Selçuklular Mekke ve Medine’yi topraklarına katmadılar; ancak bu iki şehre kim zarar verecek olursa onu cezalandıracaklarını dünyaya ilân ettiler. Osmanlılar Haremeyn’in tasalluta uğrama tehlikesi sebebiyle mülkü Mekke ve Medine’ye şamil olacak vüs’ate çıkardılar.



- Tarih sahnesine çıktığından bu yana hiçbir Türk, hiçbir zaman ahlâk bütünlüğü dâhilinde olup olmadığını bilmemiştir, bilemez. Muhkem malumata ancak din gününde ulaşacağı imanıyla yaşayan Türkler sahip oldukları ahlâka o ahlâkı ölçüye vuracak kadar dışarıdan bakamamıştır. Bakamamıştır, zira Türk şimdiye kadar başını o ahlâkı temsil etmekten alabilmiş değildir. Tarih boyunca Türklerin her hangi bir sekînet halinde, şu veya bu karargâhta değil, sadece ateş hattında fark edilebilir oluşlarının sebebi buna bağlıdır.

- Türklerin kimler olduğunu umursamayanların habisliğinden şüphe edilmemesi gerekir. Habaset karşımıza “bilimsel bir kimlikle” çıkıyor ve şunu söylüyor: Anadolu’ya gelmeden önce Türkler, Türkler gelmeden önce Anadolu.

İsmet Özel, 6 Kasım 2014
Tamamı için: İstiklâl Marşı Derneği

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Okuyucu Şartları

Blogda yayınlanmak üzere çeşitli gazete, dergi ve kitaplardan alınan yazılarda kaynak, tarih ve yazar bilgisi belirtilmiştir. Bu konuda blog ve blog yazarları hiç bir şekilde sorumlu tutulamaz.